İl Koordinasyon Kurulu önemli bir organ…

İşlevi adından belli…

“Kamu kurum ve kuruluşları arasında koordineli bir çalışmayı sağlamak” denilebilir.

Düzenli olarak toplanıyor.

Toplanmasına toplanıyor da işlevini yerine getirebiliyor mu?

Bir başka anlatımla da kamu kurum ve kuruluşlar arasında “koordineli bir çalışma” sağlanabiliyor mu?

Sorunun yanıtı belli… Kesinlikle hayır.

Yanıtın kanıtı da kent merkezinde yürütülen çalışmalar.

“Birinin yaptığını diğeri bozuyor” dedirtiyorlar.

Ne yazı ki gerçek bu…

İl Koordinasyon Kurulu toplantıları yıllardır yapılıyor. Ancak kamu kurum ve kuruluşları arasında “koordineli bir çalışma” bir türlü sağlanamıyor.

Sağlanamaz da…

Nedeni de belli…

Kamu kurum ve kuruluşlarının başında bulunanların ilişkileri yalnızca toplantı ile sınırlı… Toplantıdan toplantıya bir araya geliyorlar. Sonrasında en küçük bir iletişim kurma gereğini bile duymuyorlar.

Bir birleriyle iletişim kurmaktan kaçınan, aralarında “selam sabah” bile olmayan yöneticiler varken kamu kurum ve kuruluşları arasında “koordineli bir çalışma” sağlanabilir mi?

Elbette ki sağlanamaz…

Yıllardır “sağlanmalı” denildiği halde bir türlü sağlanamıyor da zaten.

Bu anlayış ya da yaklaşım değişmediği sürece sağlanamaz da…

***

İl Koordinasyon Kurulu’nda yeni yılın ilk toplantısı yapıldı.

Toplantıda yaşanan bir tartışma var.

Tarafları da DSİ Bölge Müdürü ile Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyesi temsilcileri…

Tartışmayı başlatan DSİ Bölge Müdürü Hayrettin Baysal oldu.

Sulama kanalları ve boğulma olayları ile ilgili olarak yaptığı konuşma oldukça dikkat çekici…

“…Eskişehir’deki sulama kanallarına korkuluk yapılmasını istedik. Bunun parasını da geçen sene verdiler. Çünkü boğulma olaylarında biz sorumlu tutuluyorduk. Bunu yapmak zorundayız. Yapmaya kalktığımız zaman da maalesef imar düzgün olmadığı için vatandaşların ulaşımını kesiyoruz, hayat felç oluyor. Bundan dolayı parayı geri gönderdik.

Şayet Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi ve Odunpazarı Belediyesi imarlarını güncelleyip imar vermiş oldukları konutlara ulaşım yolları açarsa biz de bu etraftaki kanalları tel örgü ve duvarla çevreleyeceğiz. Ancak o şekilde boğulma olaylarının önüne geçilecek. O zaman da tekrar para isteyeceğiz.

Biz mecburen belediyelerin imarı revize etmesini ve çağdaş hale getirmesini beklemek zorundayız.

Bizi üzen nokta şu bir boğulma olayı olduğu zaman basın yoluyla bizi taciz ediyorlar. Esasında sorumluluk devlette devamlılık var. Zamanında yapılmamış. Bundan öncekiler yapmamış…”

Konuşması böyle…

Kısaca “ben masumum” diyor.

Topu belediyelerin üzerine atıyor.

Bununla da kalmayıp kendisinden önceki yöneticileri de suçluyor.

Şaşırmamak elde değil…

Konuşma ile birlikte hemen oluşuveren sorular var.

-Sulama kanallarının çevresinde önlem alınması ile imar planları arasında nasıl bir ilgi bulunuyor?

-Kanalların çevresine önlem alınırken karşılaşılıp da ilgili belediyeden çözüm istenen bir imar sorunu var mı?

-Sulama kanalları ulaşım amacı ile kullanılmadığına göre çevrelerinde alınacak güvenlik önlemi vatandaşların ulaşımını nasıl kesiyor? Alınacak bir önlem nasıl oluyor da hayatı felç edebiliyor?

-Eskişehir’de önlem alınabilecek sulama kanalı hiç mi yoktu da Ankara’dan gönderilen para kullanılmadan iade edildi?

Ve benzeri sorular.

DSİ Bölge Müdürü Hayrettin Baysal’ın konuşmasını anlaşılmaz kılıyorlar.

Anlamadık.

Toplantıya katılan belediye temsilcileri de anlamadılar.

Anlamak için sorular yönelttiler.

Aralarında sıkıntılı bir diyalog başladı.

Neyse ki Vali Azmi Çelik’in müdahalesi geldi.

“… O bunu yapmadı, şu bunu yapmadı tartışmasına dönmesin iş. Karşılıklı konuşarak bir yere varamayız. Olduğumuz yerde sayarız. Başladığımız noktaya döneceksek konuyu kapatalım. DSİ yetkilileri belediye yetkililerini alsınlar, sorunu yerinde incelesinler. Kurumlar bir birlerini tam olarak anlasın ve herkes görevi neyse yaparak bu sorunu çözsün. Sorunun burada çözülemeyeceği anlaşıldı.”

Yerinde bir müdahale…

Vali Çelik’in “yapılsın” dedikleri yapılması gereken işler.

Belli ki bugüne kadar yapılmamışlar.

Belli ki DSİ ile belediyeler arasında ne bir görüşme ne de resmi bir yazışma olmuş.

Umarız ki Vali Azmi Çelik’in uyarısı bir işe yarar da bugüne kadar yapılmayanlar yapılır.

O zaman sorun falan da kalmaz…

Başlangıçta da belirttik… İl Koordinasyon Kurulu, işlevini yalnızca düzenli toplantı yaparak yerine getiremez.

Aralarında “koordineli çalışma şartı” olan kurum ve kuruluşların temsilcileri yalnızca toplantıda toplantıya bir araya gelmekle yetinmemeliler… Aralarında düzenli ve sağlıklı bir iletişim sağlamalılar.

Ancak o zaman “koordineli bir çalışma” sağlanabilir.

Aksi takdirde “koordinasyon” güzel bir sözcük olarak yalnızca lafta kalır.