“Sayılı günler çabuk tükenir” demişler.
Boşuna dememişler.
Gerçekten de öyle…
“Geçmez” denilen günler bile geçip gidiyorlar.
Yine öyle oldu.
Referandum sürecindeki sayılı günler geçip gitti.
Sonunda “referandum günü” geldi.
Geride bırakılan süreçte yaşananlara bakınca “sakin geçti” demek yanlış olmaz.
Tamam… Liderlerin üslubu oldukça sertti.
“Ağızlara alınmayacak” türden sözler döküldü ağızlardan.
Ancak bu, ilk kez olmuyor ki…
Hep böyle…
Keşke olmasa ama her seçimde yineleniyor.
Onun için de artık “doğal” karşılanır hale geldi.
Aksi olsa “sürpriz” sayılacak.
Bu durum ülke geneli için geçerli…
Eskişehir’deki hava Türkiye genelindekinden çok farklı…
Propaganda çalışmalarında “eleştiri yapılmadı” değil… Elbette ki, karşılıklı olarak eleştiriler yapıldı.
Bazıları ağır da oldu.
Ancak “kem söz” içeren söylemler “yok” denilecek kadar az.
Söylemlerin yanı sıra eylemlerde de durum çok farklı değil…
Yan yana çadırlar kuruldu… Farklı parçalar çalınıp bayraklar sallandı… Aynı insanlara farklı broşürler uzatıldı.
Kısacası kısa mesafede kıyasıya bir propaganda yarışı yaşandı.
Buna karşılık “üzücü” denilebilecek bir olay yaşanmadı.
Eskişehir’deki süreç için “centilmenlik hakim oldu” demek yanlış olmaz.
Keşke bu hava ülke geneline hakim olsa…
“Eskişehir farklı bir şehir” deniliyor.
Boşuna denilmiyor ki…
“Eskişehir farkı” bir kez daha ortaya konuldu.
BU KEZ FARKLI
Dedik ya… Referandum süreci sona erdi.
Bugün sandık başına gidilecek…
Bu, son yıllarda sıkça yapılan bir iş…
Doğalında 4-5 yılda bir yapılması gereken iş neredeyse “her yıl yapılır” oldu.
Yalnız bu gidiş çok farklı… Geçmişteki sandık başına gidişlerle kıyaslamak olanaksız…
Kullanılacak oylarla ne iktidara gelecek parti ne de belediye başkanları belirlenecek.
Tercih konusu olan yönetim sistemi…
Ya “mevcut sistemle devam” denilecek ya da yeni bir sitem için “olur” verilecek.
Onun için oylamanın önemini de geçmişteki oylamalarla kıyaslamak olanaksız…
Bugünkü oylama gerçekten çok önemli…
Süreç boyunca sürekli olarak “memleket meselesi” denildi ya… Gerçekten öyle…
Ülke ve insanları için tam anlamıyla yaşamsal bir önem taşıyor.
Yapılacak tercihin önemi yalnızca bugün oy kullananları kapsamıyor. Gelecek kuşakları da kapsıyor.
Böylesine “memleket meselesi” olan bir oylamaya kayıtsız kalınamaz.
Oy kullanma hakkına sahip olan herkesin sandık başına gitmesi gerekir.
Aslında “gerekir” sözü yeterli olmaz.
Bugün oy kullanmak “hem ülkeye hem de topluma karşı vazgeçilmez bir görevdir.”
Yerine getirmemenin hiçbir mazereti olamaz.
Bireysel koşullar ne olursa olsun bu görev yerine getirilmelidir.
SON SÖZ SEÇMENİN
Referandum süreci sona erdi.
Süreç boyunca tanık olunanlar ortada…
En fazla tanık olunan da konuşmalar.
Konuşanlar için genel anlamda “siyasiler” tanımlaması yapılabilir.
Geceli gündüzlü konuştular, düşüncelerini aktardılar.
Artık söz sırası oy kullanma hakkına sahip olanlarda… Klasik deyimiyle de millette…
Bugün onlar konuşacaklar.
Söyleyecekleri de her oylamada olduğu gibi “son söz” olacak.
“Son sözü millet söyleyecek” denilir ya… İşte öyle…
Söylemesine söyleyecek de söyleyeceği “son söz” ne olacak?
Yanıtı merak edilen soru…
Soruya yanıt olarak yapılan tahminler var.
Kimilerine göre “şöyle” kimilerine göre de “böyle” olacak.
Dedik ya hepsi tahmin.
Sonunu doğru yanıtı bugün sandıklardan çıkacak.
Ne olacağını bilemiyoruz.
Umarız ki, ülkenin ve insanlarının geleceği bugünkünden daha güzel olur.
Son olarak bir kez daha seslenelim…
Haydi sandık başına… Haydi ülke ve insanları için vazgeçilmez olan görevi yerine getirmeye…