Cumhuriyet Halk Partisi’nde il kongresi iyice yaklaştı.

“Tek adaylı yapılsın” denildi.

Ancak denilen olmadı.

Kongre yine yarışa sahne olacak.

Aslında “sürpriz” değil…

Aksi olsaydı “sürprizden öte bir şey” olurdu.

Neyse…

Şu ana kadar kesinlik kazanan iki yarışmacı var.

Sinan Özkar ve İlker Özokçu…

Hafta sonunda arka arkaya adaylıklarını açıkladılar.

Adaylığını ilk açıklayan Sinan Özkar oldu.

Yaptığı konuşma alışılmış türden değil…

Oldukça dikkat çekici bölümler var.

Hele bazı bölümler var ki, “gözdağı” anlamı taşıyorlar.

“Referandumda ve diğer eylemlerde katkıda bulunmayan herkesi not ettim. Bir gün gelir de bir yerlere talip olurlarsa o partisi için çalışmayan, o referandumda verilen görevi yapmayanları teşhir edeceğim. Hepsini teşhir edeceğim, rütbe için siyaset yapanları teşhir edeceğim.

Bazıları demişler ki ‘bizi niye il delegesi yazmadı?’

Yazmam. Referandumda yazılı görev tebliğ ettim. Bir gün dahi gelmedin. Sen siyaseti rütbe için yapıyorsun. Rütbe için siyaset yapanlara bu partide yer yok. Makam yok. Koltuk yok.

Bir ağabeyimizi yazdık. O da meclis üyesi. O yaşında sahaya indiği için, verilen görevi yaptığı için, eylemlere geldiği için yazdık. Başımızın tacı. Bilmem kimin, bilmem nesi olduğu için değil, çalıştığı için, partisi için mücadele ettiği için yazdık.”

Söyledikleri böyle…

İsim vermiyor.

Ancak olumlu örneği verirken yaptığı “meclis üyesi” tanımlaması var.

Bu tanımlama dikkate alındığında suçlamaların hedefinde bulunanları kestirmek zor değil…

Belli ki onlar da meclisi üyesi konumundalar.

“Liste dışı” bırakılan meclis üyeleri de belli…

Aydın Ünlüce, Yavuz Metin, Mustaf Kosku, Gülten Seber ve İnci Erol…

İnci Erol’u diğerlerinden ayırmak gerek…

Kongre süreçlerinde “beyaz liste” olarak tanımlanan grupta yer almayı tercih etti.

“Muhalif” denilebilir.

“İl delege listesine alınma” gibi bir beklentisi yoktu.

Kendisini listede göremeyince hiç şaşırmamıştır.

Tam aksine listede ismini görseydi şaşırırdı.

Doğal olarak “beni neden listeye akladılar” gibi bir sitemde bulunmaması da söz konusu olamaz.

Geriye kaldı dört meclis üyesi…

Gülten Seber ve Mustafa Kosku’nun da “suçlamalara hedef” olma olasılığı çok düşük.

Onlar da çıkartıldığında geriye kalan iki meclis üyesi var.

Aydın Ünlüce ve Yavuz Metin…

Kendilerini “listeye alınmaya layık gördükleri” ve “liste dışı kalmaktan rahatsız oldukları” malum…

“Liste dışı” kalmaları ile ilgili değişik yorumlar yapıldı.

Artık onların bir anlamı yok.

Sinan Özkar, isimlerini vermese de “liste dışı” kalmalarının nedenini açıkladı.

İtirazları olacak mı bilemiyoruz…

İtirazları olsa bile kamuoyuna açıklamazlar.

Bu işi bir yanı…

Asıl önemli olan bir diğer yanı var.

Yapılan bir “adaylık açıklaması”…

Geleceğe dair ipuçları içermesi gerekir.

Sinan Özkar’ın söyledikleri de “geleceğe dair ipucu” sayılabilir.

Gerek meclis üyelerine karşı yönelttiği suçlamalara, gerekse genel anlamda söylediği sözlere bakılınca geleceğe dair ümitli olmak çok zor…

“Rütbe için siyaset yapanlara bu partide yok”, “hepsini teşhir edeceğim”, “attım, atarım” ve benzeri sözler.

İnanılır gibi değil…

Nasıl oluyor da böylesi katı ve kesin söylemlerde bulunabiliyor ki?

Anlamak çok zor…

Şu an il başkanı konumunda… Kongrede seçilirse yeniden il başkanı olacak…

İyi de “partinin sahibi” olmayacak ki…

Cumhuriyet Halk Partisi temsilcilerinin ağızlarından düşürmedikleri sözler var.

İstisnasız hepsi 2019 seçimlerinin ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Bu vurgulamayla birlikte “birlik ve beraberlik” de dillerden düşürülmüyor.

“Kimseyi ötelemeye hakkımız yok, 2019 seçimlerinde başarılı olmak için her türlü ayrılıkları bir kenara bırakıp kenetlenmeliyiz…”

Ve benzeri sözler…

Bir yanda dillerden düşürülmeyen bu sözler, diğer yanda Sinan Özkar’ın adaylık açıklaması yaparken söylediği sözler…

“Birlik ve beraberlik” özleminin ve gerekliliğinin dile getirildiği bir dönemde “kavgaya davet” gibi bir şey.

Şaşırtıcı… Aynı zamanda da düşündürücü…

Cumhuriyet Halk Partililer de düşünüyorlardır her halde…