Eskişehir’de Alanönü Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu hizmete açıldı.

Açılışa AK Parti Eskişehir Milletvekili ve önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de katıldı.

Fatih Bey konuşması sırasında yıllardır takip ettiği bir istatistiği paylaştı.

Mutluyum diyen insanlar üzerine yapılan araştırmalardan bahsetti.

Dedi ki:

“Benim yıllardır takip ettiğim bir istatistik var. Tüm dünyada da yayımlanıyor. Mutluluk ya da memnuniyet anketleri… Genellikle yılda bir kez yapılıyor. Türkiye’de de Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştiriliyor. Hem dünyada hem ülkemizde ‘Mutluyum’ diyen insanların nedenleri üzerine ciddi araştırmalar yapılıyor.”

Sonra araştırmaların ortaya koyduğu sonuçları anlattı.

“Bugün yoldan geçen vatandaşlarımıza sorsak, belki gelirinin iyi olmasını mutluluk nedeni olarak gösterecekler ya da ekonomik sıkıntıları mutsuzluk sebebi olarak ifade edeceklerdir. Ama istatistikler bunu doğrulamıyor. Araştırmalar gösteriyor ki ‘Mutluyum’ diyenlerin yaklaşık yüzde 70’i ilk sıraya sağlığı koyuyor. Nitekim COVID salgını sırasında tüm dünya mücadele ederken mutluluk oranları da düştü. Çünkü birçok insan hastalandı, çok sevdiği yakınlarını kaybetti. O dönemde tüm dünyada ciddi bir memnuniyetsizlik ve mutsuzluk yaşandı. Birinci sırada sağlık yer aldı. İkinci sırada ise sevgi bulunuyor. Birisini sevmek ya da sevilmek, insanların ikinci büyük mutluluk kaynağı. Yaklaşık yüzde 10-15’lik bir kesim bunu ifade ediyor. Üçüncü sırada ise ekonomik nedenler değil, başarı yer alıyor. İnsan başarılıysa kendisini mutlu hissediyor. Bakın, ilk üç sırada ekonomik nedenler yer almıyor. Ekonomik sebepler ancak beşinci sırada, yaklaşık yüzde 5 seviyelerinde karşımıza çıkıyor. Demek ki mutluluğumuzun temel kaynağı sağlıktır.”

Dediğiniz doğru Sayın Bakanım…

Her şeyin başı sağlıktır sözü boşuna söylenmemiş.

Sağlık olmayınca ne paranın ne makamın ne de başka şeylerin tadı kalıyor.

İnsan bazen bütün hayatını biriktirdiklerini kaybetme korkusuyla değil, sadece sağlığını kaybetme korkusuyla yeniden değerlendiriyor.

Buraya kadar tamam.

Benim takıldığım yer ikinci madde oldu Sayın Bakanım.

Sevgi…

Bakın burası önemli.

Sevmek…

Sevilmek…

Bir insanın hayatında değer görmek…

Araştırmalara göre mutluluğun en büyük kaynaklarından biriymiş.

İşte ben burada biraz durdum.

Çünkü sağlık tamam.

Çok şükür yerinde.

Başarı deseniz insan hayatı boyunca küçük büyük başarılar yakalıyor.

Bir işi bitirmek, bir hedefe ulaşmak, birilerine faydalı olmak…

Bunların hepsi insana mutluluk veriyor.

Ama sevgi meselesi…

Orada biraz zorlandım Sayın Bakanım.

Çünkü galiba benim mutluluk formülünde eksik bir parça var.

Ben insan sevmiyorum Sayın Bakanım.

Vallahi olmuyor.

Deniyorum.

Kendi kendime telkin veriyorum.

“Bak, sevgi önemliymiş.” diyorum.

Ama olmuyor.

İnsanları sevmeye çalışırken bazen kendimi insanlardan uzaklaşırken buluyorum.

Belki sorun bendedir.

Belki fazla görmekten, fazla duymaktan, fazla takip etmekten kaynaklanıyordur.

Çünkü insan bazen sosyal medyaya giriyor.

“Beş dakika bakayım.” diyor.

Beş dakika sonra insan sevgisiyle ilgili bütün istatistikleri yeniden sorgulamaya başlıyor.

Geçtiğimiz günlerde ben de biraz kafa dağıtayım dedim.

Sosyal medyada küçük bir deney yaptım.

CHP benim uzmanlık alanım ya…

Bir yazı yazdım:

“Aşık oldum arkadaşlar. Aşkım da CHP’li…”

Maksat biraz hareket olsun.

Herkes birbirine baksın.

“Kim acaba?” diye merak etsin.

Biraz ortalık şenlensin.

Ama Sayın Bakanım, siz de bilirsiniz…

Siyasette küçük bir kıvılcım bazen beklenenden büyük bir yangına dönüşebiliyor.

Benim küçük şakam CHP içerisinde öyle bir yankı buldu ki…

Gürhan Albayrak’ın da söylediği gibi ortalık adeta paramparça oldu.

Hatta ben CHP’nin paramparça olmasını kendime bağlıyorum Sayın Bakanım.

Yanlış anlamayın.

Belki gerçekten bende farklı bir enerji var.

Enerji Bakanlığı yaptınız, anlarsınız aslında diyeceğim ama bu enerji farklı.

Tamam, biliyorum.

Neyse…

Bazı insanlar girdiği yere huzur getirir.

Bazıları neşe getirir.

Ben galiba biraz hareket getiriyorum.

Nereye dokunsam bir tartışma çıkıyor.

Bazen de işler öyle bir noktaya geliyor ki paramparça oluyor.

Bu da benim kaderim olabilir.

CHP bile “aşık oldum” dedikten sonra paramparça oldu.

Gerisini siz düşünün.

Neyse lafı uzatmayayım.

Tekrar Fatih Bey’in söylediği araştırmaya dönecek olursak…

Sevgi gerçekten bu kadar önemliyse belki de mesele sadece insanları sevmek değildir.

Belki mesele, insanlara rağmen sevgiyi kaybetmemektir.

Çünkü kolay olan sevmek değil Sayın Bakanım.

Kolay olan sizin gibi düşüneni sevmek.

Zor olan ise farklı düşünene, farklı konuşana, farklı yaşayışa sahip olana rağmen insan olduğunu unutmamaktır.

Ama benim de bir sınırım var.

Herkesi seveceğim diye kendimi kandıramam.

Sonuçta zorla güzellik olmadığı gibi zorla sevgi de olmuyor.

Bazen insanları sevmek için önce biraz mesafe koymak gerekiyor.

Belki de mutluluk araştırmalarına yeni maddeler eklenmeli Sayın Bakanım.

Birinci sıra sağlık…

İkinci sıra sevgi…

Üçüncü sıra başarı…

Dördüncü sıra huzur…

Beşinci sıra ekonomi…

Altıncı sıra ise:

“Bazı insanlardan uzak durabilme yeteneği…”

Bence bu da ciddi bir mutluluk sebebi.

Neyse Sayın Bakanım…

Siz bu söylediklerimi aramızda tutun.

Sağlığımız yerinde.

Başarıyı da zaman zaman yakalıyoruz.

Sevgi konusunu ise çözmeye çalışıyoruz.

Belki bir gün ben de o yüzde 10-15’lik mutlu insanların arasına girerim.

Ama şimdilik durum şu…

Kalp kapalı değil Sayın Bakanım…

Sadece müşteri kabulüne kısa bir ara vermiş durumda.

Saygılarımla…