2016… Koskocaman bir yıl…
Öyle olsa ne yazar… Günleri çok da olsa sayılı…
Kendisinden önceki yıllar gibi onun sayılı günleri de tükendi.
Tükenmesine tükendi de nasıl?
Soruya yanıt olarak akla gelenler insanın tüylerini ürpertiyor.
Neler yaşandı neler…
Aralarında “iyi” denilebilecek olan yok.
“Kap kara” olaylar arka arkaya sıralanıyor.
İlk akla gelenlerden birisi kuşkusuz vahşi darbe girişimi…
Savaş uçaklarıyla havadan bombalar yağdırıldı. Bombaların hedeflerinden birisi de Kurtuluş Savaşı’nda bile saldırıya uğramayan TBMM oldu.
Helikopterle insanlar havadan tarandılar… Tanklar insanların üzerine sürüldüler.
Yarattığı kayıplar büyük.
Onlarca yurttaş yaşamını yitirdi.
Yaralananların sayısı çok daha fazla…
Benzeri görülmemiş vahşi darbe girişimi büyük kayıplar yaratsa da başarıya ulaşamadı.
Demokrasiyi savunmak için sergilenen topyekun direniş ile püskürtüldü.
“Kapkara bir gün” olarak tarihe geçti.
Yıllar geçse de unutulmaz.
Unutulmamalı da…
15 Temmuz, geride kalan yılın en kara günü…
Keşke tek kara günü olsaydı.
Ne yazık ki öyle değil…
“Kapkara” olarak nitelendirilebilecek günler oldukça fazla…
Yıllardır baş edilemeyen “terör belası” 2016 yılında korkunç boyutlara ulaştı.
Yıl boyunca gerçekleştirilen bombalı saldırıların sayısı oldukça fazla…
Saldırılarda yaşamını yitiren insanların sayısı yüzlerce…
Askeriyle, polisiyle, siviliyle hain saldırılarda korkunç şekilde can verdiler.
Al bayrağa sarılı tabutların da ardı arkası kesilmedi yıl boyunca…
Kınalar yakılarak askere uğurlanan gencecik fidanlar hain saldırılarda budanıp gittiler.
Yüzlerce ananın yüreğine kor ateş düştü yine…
Ülkenin çevresi yıllardır ateş çemberinden farksız haldeydi.
Yıllardır durdurulamayan savaştan kaçanların sığındığı ülke oldu Türkiye…
“Mülteci” sayısını hesap etmek olanaksız…
Ne yazık ki, sayıları her geçen gün biraz daha artıyor.
Geride kalan yılda ateş, çevremizi saran çember olmaktan çıktı.
Artık çemberin içerisindeyiz…
Sınır dışından da al bayrağa sarılı tabutlar geliyor.
Anaların yürekleri kor ateşle dağlanıyor.
Kapkara günler saymakla bitirilecek gibi değil… Belleklerde arka arkaya sıralanıyorlar.
Ne yazık ki, karanın hakim olmadığı alan bulmak çok zor.
Karanın en etkili olduğu alanlardan birisi de ekonomi…
Dolar aldı başını gidiyor.
Toplumdaki yoksullaşma süreci hızla devam ediyor.
Sanayide üretim güç bela sürdürülüyor.
Piyasa tam anlamıyla “işler kesat” denilebilecek bir halde…
Bir daha açılmamak üzere kapanan kepenk sayısı oldukça fazla…
Of yaaa…
Geriye dönülüp bakıldığında özlemle anılacak bir gün görmek olanaksız.
Baktıkça insanın içi kararıyor.
2016 yılı için “Cumhuriyet tarihinin en kara yılı” dememek olanaksız.
Gerçekten öyle…
Bugüne kadar çok kötü yıllar geçirildi.
Ancak 2016 gibisi hiç görülmedi.
“İyi ki bitti” dememek elde değil…
Biterken yarattığı enkaz olduğu gibi duruyor.
Onun yüzünden gelecek için ümitlenmek de çok zor.
Ancak ne kadar zor olursa olsun ümitleri yeşertmeye çalışmak gerek…
Hoş geldi yeni yıl…
“Gelen gideni aratır” denir.
Ne yazık ki öyle de olur.
Bu kez öyle olmasın… 2017, “2016’yı arattıracak bir yıl” olarak geçmesin…
Öylesi bir yıla dayanacak takat kalmadı.
2017 silahların sustuğu, anaların yüreklerinin kor ateşle dağlanmadığı, insanların evlerinden yurtlarından olmadığı, barış ve kardeşliğin egemen olduğu bir yıl olsun.
Böylesi bir yıla fazlasıyla gereksinimimiz var.
Hak ediyoruz da…
Hakkettiğimiz güzelliklerle dolu bir yıl geçirmek arzusuyla yeni yılınızı kutlar esenlikler dileriz.