Odunpazarı Belediyesi tarafından Hamamyolu Caddesi için hazırlanan bir proje var.
Hazırlanma süreci “kısa” sayılmaz.
Tam aksine “uzun” bile sayılır.
“Tartışmalı geçtiği” söylenemez.
Belediye tarafından belirli aralıklarla bilgilendirmeler yapıldı.
Karşılığında ses çıkartan olmadı.
Kamuoyuna yansıyan ne bir “itiraz” ne de “öneri” var.
Hazırlık süreci için “sessiz sedasız geçti” dense yeridir.
Sonunda proje uygulamaya konuldu.
Çalışmaların başlamasıyla birlikte suskunluk bozuldu.
Açıklamalar birbirini izliyor.
Yeni bir açılama var.
Yapan da Mimarlar Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Canan Oytan…
Açıklamanın başlangıcında yaptığı vurgulama dikkat çekici…
“Eskişehir Mimarlar Odası Yönetimi olarak değil, Eskişehir’de yaşayan insan olarak mimar kimliğimizi de koruyarak en son çevre katliamı konusunda görüş ve düşüncelerimizi açıklamak istiyoruz” diyor.
Vurgulama kadar açıklama da dikkat çekici…
“Eskişehirli olmasa bile Eskişehir’e geldim diyenler Adalar’ı, Taşbaşı’nı, Köprübaşı’nı, Hamamyolu Caddesi’ni, Yediler Parkı’nı bilir. Saydığımız bu yerler şehrimizin tarihi, kültürüdür.
Hamamyolu Caddesi’nde yürümeyen Eskişehirli var mıdır acaba? Bizce yoktur. Ne yazık ki ağacı sadece odun, yakacak hammaddesi olarak görenler aslında onun ne kadar canlı olduğunun farkında bile değiller. Yediler Parkı’nın, Hamamyolu Caddesi’nin kaderi midir bilinmez her belediye mutlaka bir şeyler yapmıştır. Kimi yolu trafiğe kapatmış, kimi yola taş döşemiş, kimi kanal yapmış, kimi çit çekmiş, kimi çim ekmiş… Mutlaka bir şeyler yapmışlardır. Niyetlerini sorgulamayacağız. Kendilerince bildiklerini yapmışlardır deyip geçeceğiz.
Daha önce söylediğimiz gibi Hamamyolu Caddesi’nden her Eskişehirli geçmiştir. Bu yazıyı okuduktan sonra caddeden yürüyüp geçmeyelim. Kafamızı kaldırıp baktığımızda ağaçlardaki serçeleri, kırlangıçları, güvercinleri, kargaları görürüz. Bunlar gündüz konuklarıdır. Sanmayın ki bunlar hep birlikte geceliyorlar. Ağaçların ilk sahipleri güvercinlerdi. Sonra kargalar geldi, güvercinleri kaçırdılar. Kırlangıçlarla kargalar günlerce savaştı, sonunda kırlangıçlar kazandı.
Kargalar şehrin başka parklarına göç ettiler. Serçelere hiç birisi dokunmadı. Son birkaç yılın sakini kırlangıçlar her gün sabah akşam aynı saatlerde haleler çizerek seremoni ciddiyetiyle Hamamyolu Caddesi’ne gelip giderler. 10 yıl kadar önce esnaf ‘ortalık pis oluyor’ diye ağaçları budattırmıştı. Kuşların ağırlıklarını taşıyamayan ağaç dallarının kırılmasına tanıklık ettik. Araçlarını parkedenler hep kızdı. İşi yolu süpürmek olan belediye temizlik işçileri bile ne yaptıklarının farkında değil. ‘Kuşlar pisliyor’ diye ağaçların kesilmesini istiyor. Kuşlar gidince işinden olacaklarının farkında değiller.
Rüzgarın eşliğinde ağaç dallarının çıkardığı melodiyi duymayanlar, sıcaklarda gölgesinin serinliğinde oturmayanlar, kuşların görkemli disipline tanıklık yapmayanlar, parklarında oynamayanlar, banklarda dinlenmeyenler, pastanelerde oturmayanlar, cıvıltıları duymayanlara söyleyecek hiçbir sözümüz yok. Bizleri yönetenlerin ağaçların aynı zamanda iklim düzenleyici görevi olduğunu bilmemeleri de üzücü.
‘Demokratım’ demeden önce demokrasiyi özümsemek gerekiyor. ‘Ben demokratım’ denilince demokrat olunmuyor. Şeffaf olmayan, hesap vermeyenlerden demokrat da olmaz yönetici de. Eskişehir Mimarlar Odası Yönetim Kurulu olarak bizim bile görmediğimiz Hamamyolu Projesi uygulaması başlatıldı.
Nasıl mı öğrendik gecenin geç saatlerinde gürültüleri duyanlar söyledi. Hamamyolu’ndan dün sabah geçenler ağaçların söküldüğüne tanıklık yaptılar. Eksi 14 derecede, Ocak ayının ortasında Eskişehir’de Belediye ağaç yeri değiştiriyor! Niye gece vakti? Gündüzün aydınlığından mı korktunuz? Ağaç yeri değiştirilmiyor aslında, kuşların evleri başlarına yıkılıyorlar, yaptıkları insanlık dışı uygulamanın farkında bile değiller. Bu projenin kaç liraya ihale edildiğini, niye yapılmak istendiğini, şehre ne katacağını sormayacağız! Asırlık ağaçlar kime ne zarar verdi merak ediyoruz.
Mesleki olarak da Eskişehirlilere, Eskişehir’i sevenlere söyleyeceğimiz şehrin ortasındaki ağacın sökülmesi şehre ihanettir. Mimari, estetik yönden bilimsel değeri yoktur. Ekonomik olarak kime ne yarar sağlayacağı ortadadır.
Kimilerince insani değerlerin yitirildiği ortadadır. Ağzı, dili olmayan hayvanları korumak da insanlık görevi olsa gerek. Sayın karar vericiler, geçici yöneticiler gelin kuşların evlerini yıkmayın.
Ağaçların yerini değiştirmeyin. Görevlileri insanlığa davet ediyor, yeni de olsa ilkel projenin durdurulmasını yurttaş kimliğimizle talep ediyoruz.”
Açıklama böyle…
“Basın açıklaması” olmaktan daha çok “deneme yazısı” gibi…
Oldukça da etkileyici…
Okuyunca duygulanmamak elde değil…
Açıklama ya da yazının başlangıcında “ Eskişehir’de yaşayan insan olarak mimar kimliğimizi de koruyarak en son çevre katliamı konusunda görüş ve düşüncelerimizi açıklamak istiyoruz” deniliyor ya… Gerçekten öyle olsa daha açık bir anlatımla da kaleme alanlar Mimarlar Odası Başkan ve yöneticileri olmasa söylenecek fazla söz yok.
“Ne de güzel yazmışlar” denilebilir ancak…
Aynı şekilde “çevreciler” tarafından kaleme alınmış olsa yine fazla bir şey söylenmez.
Açıklamada öne çıkartılan kuşlar ya… Kaleme alan “hayvan severler” olsa da “ne etkileyici bir yazı” dışında söz söylemek olmaz.
Açıklama ya da yazıyı kaleme alanlar sıraladıklarımız değiller… Kendilerini “Eskişehir’de yaşayan insan” olarak tanımlasalar da Mimarlar Odası Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi konumunda bulunanlar tarafından kaleme alınıp kamuoyuna sunuldu.
Öyle olunca “söylenecek söz yok” denilemez.
Söylenmesi gereken çok şey var.
Söyleyeceklerimizi söyleyeceğiz elbette ki…
Ancak, bu açıklama karşısında ne düşündüğünü merak ettiğimiz bir Eskişehirli var.
O da Banu Gürlek…
Kendisi mimar… Mimarlar Odası’nda önemli konumlarda da bulundu.
Yanılmıyorsak Hamamyolu Caddesi projesinin hazırlık sürecine aktif olarak katıldı.
Odasının başkan ve yöneticileri tarafından yapılan açıklamayı okumuş olsa gerek… Hakkında ne düşünüyor ki?
Merak etmemek elde değil…
Bir açıklama da o yapsa da oluşan merakı giderse…