2016 yılı bitti.
“İyi ki bitti” denildi.
Boşuna denilmedi ki…
Yıl boyunca yaşanan olaylar belleklerde…
Aralarında “güzel” olarak nitelendirilebilecek olanı bulmak olanaksız…
Hepsi bir birinden kara… Hepsi bir birinden korkunç…
Onun için “2016 bitti, iyi ki de bitti.”
Arkasından gelen yıla dair beklentiler var.
Kişisel beklentiler farklı…
Toplumsal beklenti ise belli…
Korkunç olayların biten yılla birlikte sona ermesi…
Ne yazık ki, yılın başlamasıyla birlikte boşa çıktı.
İstanbul’un göbeğinde bulunan bir eğlence yerine silahlı saldırı…
Yeni yılı karşılayan 39 cana kıyıldı.
65 insan da yaralandı.
Aralarında durumu ciddi olanlar var.
Umarız ki, yaşama tutunmayı başarırlar.
Olay insanın tüylerini ürpertiyor.
İstanbul’da, özellikle de saldırının gerçekleştirildiği bölgede olağanüstü güvenlik önlemleri alındı.
Önemli ulaşım hatları trafiğe kapatıldı, çok sayıda “kontrol noktası” oluşturuldu.
Tüm bunlara karşın korkunç saldırı önlemedi.
İnanılır gibi değil…
Korkunç saldırıyı gerçekleştiren teröristler aranıyor.
Hangi örgütten oldukları konusunda kesin bir bulgu yok.
Ancak belli gibi…
Aslında çok da önemli değil…
Gerçekleştiren hangi örgüt olursa olsun saldırının amaçları belli…
-Yapılan yanlışlarla zaten fazlasıyla sarsılmış olan toplumsal fay hatlarını kırmak…
-Toplumdaki kutuplaşma ve ayrışmayı derinleştirmek…
-Yeni yılı kutlayanlar ile yeni yıl kutlamasını “günah” kabul edenleri bir birine düşürmek…
-İnsanları maça gitmeye, eğlenmeye, kısacası sokağa çıkmaya korkar hale getirmek…
Bunlara eklemeler yapılabilir.
Uzun sözün kısası toplumu bölüp parçalamak, komşuyu komşuya düşman etmek istiyorlar.
Onun için korkunç saldırıları gerçekleştiriyorlar… Onun için hiç tanımadıkları insanları hunharca öldürüyorlar.
Amaçlarına ulaşmalarını engellemenin yolu da belli…
Ülkeyi yönetenlere ve yönetmeye talip olanların yapması gerekenler var.
Ülkede yaşayan insanların can güvenliğini sağlamak… Terör örgütlerini karşı akılcı ve etkin bir mücadele yürütmek… Terörü besleyen kaynakları kurutmak…
Bunlar yapılmalı…
Ancak asıl yapmaları gereken çok önemli bir şey var.
O da toplumu “benci-oncu” diye ayrıştırmak yerine bu ülkede yaşayan tüm yurttaşları kucaklamak… Hangi amaçla olursa olsun ayrıştırmayı körükleyecek söylem ve eylemlerden uzak durmak… “Nefret dili” yerine sevgi ve kardeşlik dilini öne çıkartmak.
Güvenlik önlemlerinden önce yapılması gereken bunlardır.
Bunlar, yalnızca ülkeyi yönetenler ve yönetmeye talip olan siyasiler tarafından yapılacak işler değiller.
Bu ülkede yaşayan tüm insanları da kapsıyorlar.
Bölme çabalarına karşın tüm toplum olarak birlik olmak, ayrıştırma çabalarına karşın sımsıkı kenetlenmek gerekiyor.
İnanç, etnik köken farklılıkları yeni oluşmuş değil… Asırlardır varlar.
Anadolu çok farklı sosyal ve kültürel değerleri mozaik halinde üzerinde barındıran harika bir yurt…
Yakın bir geçmişe kadar tüm farklılıklarına karşın birlikte yaşamayı başaran, acılarını da sevinçlerini de paylaşan, yurtlarını korumak için omuz omuza mücadele eden yurttaşlar aynı şeyi bugün neden başaramasınlar?
Elbette ki başarabilirler.
Başarmalılar da…
Saldıran hangi terör örgütü olursa olsun top yekun lanetlenmeli…
Korkunç saldırılarda yaşamlarını yitirenlerin inançları, etnik kökenleri, siyasi düşünceleri, yaşam anlayışları ne olursa olsun acıları tüm toplumun yüreğini yakmalı…
Toplum olarak dün olduğu gibi bugünde birleşmeliyiz… Kayıpların acılarını yüreklerimizde hissedip yasını hep birlikte tutmalıyız.
Ancak o zaman kurtulabiliriz o terör belasından… Ancak o zaman kurtulabiliriz büyük acılar yaşamaktan.
Başka yolu yok.