Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, ziyaret konusunda oldukça hızlı…

İlçeleri dolaşıp belediye başkanlarını ziyaret etti.

“İlçelere ziyaret turu” tamamlanmış olsa gerek ki, kent merkezindeki kurum ve kuruluşları ziyaret ediyor.

Bakınca “kapı kapı dolaşıyor” demek yanlış olmaz…

Takip etmek çok zor…

Neyse ki, her ziyaretten bülten hazırlamayı ihmal etmiyor.

Bültenlerin içeriği üç aşağı beş yukarı aynı…

“İşbirliği”, “birlik ve beraberlik”, “Eskişehir’in gelişimi için elinden geleni yapmak” ve benzeri beylik laflar alt alta sıralanıveriyor.

Söylediklerine bakılırsa, ziyaretler için “birlik ve beraberlik hareketi” denilebilir.

Sözde öyle, ya gerçekte?

Gerçekte, söylenilenlerin karşılığını bulmak çok zor…

Bu konuda somut bir gösterge var.

O da “Eskişehir İş Konseyi” olarak adlandırılan oluşum…

Celalettin Keskbaş tarafından iddialı sözlerle kamuoyuna duyuruldu.

“İşin ciddiyetini göstermek” amacıyla olsa gerek ki, sözleşme falan hazırlandı.

Hazırlanan sözleşme 12 Mart 2020 tarihinde, havalı bir şekilde imzalandı.

İmzalanırken “Eskişehir İş Konseyi’nin Genel Prensipleri” de kamuoyu ile paylaşıldı.

“Genel prensipler” 5 maddeden oluşuyor.

“1. Siyaseten bireysel görüşmeler değil üye kurum ve kuruluşların somut talepleri önceliklidir.

2. Kişisel rekabet değil, Eskişehir’in çıkarları önceliklidir.

3. Üye kurumların tek başına kifayet edemediği ancak güç birliği ile üstesinden gelinebilecek Eskişehir konularını oluşturmak konseyin en önemli ödevidir.

4.Eskişehir’in gelecek vizyonu, potansiyel projeler ve/veya yapılan hataların çözüm önerileri sunulacak/oluşturulacaktır.

5. Eskişehir İş Konseyi bir fikir kulübü değildir. Kent ekonomisi, kalkınması ve çağdaş Eskişehir’in taleplerini temel alan değerler ile fiili olarak faaliyet göstermek amacıyla kurulmuştur.”

Prensipler için söylenecek söz yok.

İyi de ya uygulamadaki karşılıkları?

“Eskişehir İş Konseyi” olarak adlandırılan oluşumun sözleşmesinin havalı bir şekilde imzalanmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti.

Bu sürede yaşananlar malum…

Sözleşmenin imzalandığı günlerde Türkiye sınırlarından giren korona virüs yayıldıkça yayıldı.

Çok sayıda insan yaşamını yitirdi.

Ülke ekonomisiyle birlikte kent ekonomisi de ağır hasar gördü.

Gerek salgın, gerekse salgınla mücadele kapsamında alınan önlemler nedeniyle Eskişehir’de çoğu sektörde büyük bir krizin içerisine girildi.

Faaliyetine son verilen işyeri sayası oldukça fazla…

Faaliyetlerine devam etmeye çalışan işyerlerinde de durum çok kötü…

Her sektörden “imdat” feryatları yükseliyor.

Bu feryatları duyması gerekenlerin başında büyük iddialarla kamuoyuna sunulan “Eskişehir İş Konseyi” geliyor.

Arada bulasın…

“Eskişehir İş Konseyi” adına yapılan en küçük bir şey yok.

Onca sürede bir çift laf edilmiş değil…

Varlığını hissettirecek en küçük bir hareket yok.

Adı da hiç dillendirilmiyor.

Celalettin Kesikbaş, bir sürü laf ediyor, “birlik ve beraberlik” adına beylik sözleri ağzından eksik etmiyor.

Gel gör ki, kamuoyuna büyük iddialarla sunduğu, öncüsü olmakla övündüğü o meşhur  “Eskişehir İş Konseyi” oluşumun adını bile ağzına almıyor.

Neden olabilir ki?

12 Mart 2020 tarihinde havalı bir törenle sözleşmesi imzalanan, genel prensipleri kamuoyuna açıklanan o “Eskişehir İş Konseyi”  ne oldu?

Varlığı devam ediyor mu?

Yoksa kurulmasıyla yok olması bir mi oldu?

Sanki öyle gibi…

Öyle olmasa Celalettin Kesikbaş ağzından eksik etmezdi.

Dahası öyle iddialı bir oluşum varken kapı kapı dolaşıp “birlik ve beraberlik” lafları etmezdi.

Aslında etmese daha iyi olur.

Eskişehir’de gerçekten de birlik ve beraberliğe gereksinim var.

Ancak, bunu sağlayabilecek kişi Celalettin Kesikbaş değil…

Birlik ve beraberlik sağlayamaz…

“Neden” mi?

Nedenleri oldukça fazla…

Her şeyden önce onun amacı “Eskişehir için birlik ve beraberlik sağlamak” değil ki?

O “Eskişehir lideri” havalarında “kendi gelecek hesapları doğrultusunda bir birlik ve beraberlik” istiyor.

Aklınca çaktırmadığını zannediyor.

Ama yanılıyor.

O, “çok kurnaz” olabilir.

Ancak, Eskişehirliler de onun amacını anlamayacak kadar saf değiller.