Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesi Hastanesi…

Bir dönem sadece Eskişehir’in değil bölgenin en prestijli hastanesiydi. Çevre illerden dahi tedavilerini burada yaptırmak amacıyla hastaların akın ettiği bir hastaneydi.

Derken zaman geçti, fakülte hastanesi başka konularla anılır oldu. Sağlık alanındaki çalışmalarıyla değil farklı konularda gazete manşetlerini süslemeye başladı.

İdari açıdan YÖK’e, sahada yaptığı iş bakımından Sağlık Bakanlığına bağlı bir yapıya sahip.  Bir diğer anlamda davul birinde tokmak diğerinde.

Neyse diyelim…

Konumuza gelelim. Pandemi süreci tüm zorluklarıyla devam ediyor. Neredeyse tüm kurumlar bu süreçte büyük gayret gösteriyorlar.

İl Sağlık Müdürlüğü ve sağlık çalışanları olanca gayretleriyle pandemiyle mücadeleyi topyekun sürdürüyorlar. Bu noktada bütün yük Şehir Hastanesi ile Yunusemre Devlet Hastanesi’nin omuzlarında.

Üzerlerindeki yük sadece Covid-19 hastalarıyla sınırlı değil. İki hastanenin de tüm servisleri açık ve bu bölümdeki hastalara tüm branşlardaki sağlık hizmetleri eksiksiz olarak sunuluyor.

Osmangazi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin bu noktada yeterli desteği sağlamadığı tüm kamuoyunun takdiri.

Bendenizin elinde rakalamlar da var.

Covid-19 hastalarının yaklaşık yüzde doksanı Şehir Hastanesi ve Yunusemre Devlet Hastanesi’nde tedavi görmektedirler.

Tıp Fakültesi Hastanesi ise bu noktada sadece yüzde 10’luk bir katkı sağlamış durumda.

Aynı şekilde yoğun bakım hastalarının tedavisinde de iki kamu hastanemizde neredeyse doluluk yüzde yüze yaklaştığı günlerde, Tıp Fakültesi Hastanesi’nin hasta kabulü konusunda ayak direttiği ve kıyasla çok az sayıda hastaya hizmet sağladığını da unutmamak lazım.

Geçtiğimiz aylarda gazeteniz Şehir’in haber yaptığı üzere huzurevindeki hastaların tedavisinde deTıp Fakültesi Hastanesi yönetiminin hasta kabulüne sıcak bakmadığı hafızalarımızda tazeliğini koruyor.

Başta da belirttiğim gibi, Fakülte Hastanesi Eskişehir’in çok önemli bir değeridir. Hatta bir dönem markası oldu bile denilebilir. Şu an ki durumdan sorumlu olarak sadece mevcut idare ve yönetimi suçlamanın haksızlık olacağının farkındayım.

Belirttiğim konuların Rektör Prof. Dr. Kemal Şenocak’ın bilgisi dahilinde olduğu zannetmiyorum. Olsaydı mevcut sıkıntılar yaşanmazdı diye düşünüyorum.

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özkan Alataş ve Hastane Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Evvah Karakılıç’ın ise konuya gerekli hassasiyeti göstereceklerini düşünüyorum.

Ne diyelim

Nihayetinde Fakülte Hastanesinden beklediğimiz hizmeti almak tüm Eskişehirliler’in en doğal hakkı.

 

****

AKGÖREN VE EKİBİNE HAKSIZLIK YAPILIYOR

Son günlerde eleştiri oklarının hedefinde bir isim var: Eskişehirspor Başkanı Mustafa Akgören.

Neymiş?

Takım başarısızmış…

Daha düne kadar kulübün başkan bulamadığı ve kayyuma devredileceği günleri herkes çabuk unutmuş.

Kulübün kasasısın tamtakır olduğu ve elinde neredeyse sahaya sürecek 11 tane futbolcuyu bulamadığı günleri herkes çabuk unutmuş.

Elbette ki üzerine bir de yığınla borç…

Gönül isterdi ki başarılı olsunlar. Lakin personel maaşlarını, elektrik doğalgaz ödemelerini bırakın futbolcuların mutfak masraflarının karşılanmasında zorlanan bir takımın sahada başarılı olmasını beklemek mucize beklemekten farksız.

Üstelik borcu yapan da Mustafa Akgören ve ekibi değil. Yemeği başkaları yemiş hesabı ödemek onlara kalmış.

Kayyum diyorum…

İnsaf diyorum…

Vicdan diyorum…

Akgören ve arkadaşları fedakarlık göstererek yönetimi almasalardı bugün bu kulübe önce kayyum gelecek ardından da tarih olacaktı.

O yüzden eleştirmeden önce bir değil bin kere düşünmek lazım.

Haksız mıyım?.. 

Bendeniz yarın yine buradayım.

Beklerim efendim…