Kalabak Su dağıtımında “skandallar zinciri” oluşturan büyük bir kriz yaşandı.

Aylarca süren kiriz artık iyice hafiflemişe benziyor.

Feryat eden pek yok.

“Vatandaş mağduriyeti sona erdi” dense olur.

Bu, olumlu bir gelişme…

Tamam da, ya aylarca süren büyük mağduriyet, daha da önemlisi oluşan büyük kamu zararı ne olacak?

“Kriz sona erdi” diye unutulacak mı?

Öyle olmasını isteyenler var.

Ancak, kesinlikle unutulmamalı… Dahası unutulamaz da…

“Skandallar zinciri” oluşturan kriz patladıktan sonra defalarca dile getirdik.

Bu büyük krizin yaratıcısı “elde olmayan nedenler” değil…

Kalabak Su kaynağı kurumadı.  Gereksinimi karşılayacak kadar su sağlanıyor.

Kalabak Su Dolum Tesislerinde üretimi aksatacak “görünmez bir kaza” falan olmadı. Tesislerde üretimi olumsuz etkileyecek en küçük bir aksaklık yok.

Aynı şekilde, bir doğal afet falan da yaşanmış değil…

“Skandallar zinciri” oluşturan büyük kriz, tamamen suyun başında bulunanların eseri…

Olmaması gerekenler saymakla bitirilemeyecek kadar çok.

YÖNETMELİKLER ÇİĞNENDİ

Kalabak Suyu damacanalarının bir kullanım süresi var.

Yönetmelikle belirlenmiş durumda…

Yönetmelik hükümlerine uyulması şart…

Anlaşılıyor ki, suyun başında bulunanlar, yönetmelik hükümlerini hiç umursamamışlar.

“Kullanım dışı kalması” gereken damacanaları üretimde kullanmayı sürdürmüşler.

“Süre aşımı” az uz değil…

Su satışı yapılan damacanalar arasında 10 yıllık olanlar bile var.

“Kullanım dışı kalması” gerektiği halde kullanılan damacana sayısı da az değil…

Yüz binlerle ifade edilebilir.

Ne kadar olduğu yapılan kırım ihalesinden belli…

Yönetim hükümlerinin, bilerek çiğnendiği çok net…

Yönetmelik hükümleri çiğnendiği için halk sağlığı açısından da ciddi sakıncalar yaratıldı.

Şimdi “kriz bitti” diye bu unutulabilir mi?

Unutulamaz…

Yönetmelik hükümlerinin çiğnenmesi, halk sağlığı açısından sakınca yaratılması “oldu bir kere” deyip geçiştirilemez.

GÖREV İHMALİ

“Kullanım dışı kalması” gerektiği halde kullanılan damacana sayısı oldukça fazla…

Öyle “gözden kaçmış” falan diye açıklanamaz…

Dolum tesislerine gelen damacanaların üretim tarihleri belli…

Kayıt altına alınmış olmaları gerekir.

Doğal olarak ne zaman “kullanım dışı kalmaları” gerektiği de baştan belli…

Kayıtlarda hepsi var.

Var olmasına var da dikkate alan yok.

Kullanım süreleri dolduğu halde yüz binlerce damacana üretimden çekilmemiş.

Dedik ya, bunun nedeni “gözden kaçırma” olamaz…

“Görev ihmali” olduğu tartışma götürmez bir gerçek…

Böylesine ciddi sonuçlar doğuran bir “görev ihmali” unutulabilir mi?

Unutturmak isteyenler olsa da unutulamaz…

KAMU ZARARI ÇOK BÜYÜK

“Skandallar zinciri” oluşturan büyük kriz vatandaşları mağdur etti.

İnsanlar aylarca içecekleri suyun peşine düştüler.

Olay yalnızca “vatandaş mağduriyeti” ile sınırlı da değil…

“Skandallar zinciri” oluşturan büyük krizin yarattığı büyük bir kamu zararı var.

Damacana alımlarındaki gecikme, fiyatlardaki artış ve benzeri nedenlerle oluşan büyük zarar bir yana satış yapılamadığı için oluşan korkunç bir zarar söz konusu…

Dahası, kamu zararı artık kalıcı hale gelmiş durumda…

“Nasıl” mı?

Söyleyelim…

Büyük kriz öncesinde günde 55-60 Bin damacana su satışı yapılıyordu.

Şu an “kriz sona ermiş” gibi olsa da günlük satış 40 Bin civarında.

En az 15 Bin damacanalık kayıp var.

Kaybın nasıl oluştuğu ve nereye gittiği belli…

Kalabak Su dağıtımındaki büyük kiriz, özel su firmalarının yıllardır arayıp da bulamadığı ortamı yarattı.

Kalabak Su bulamayan vatandaşlar özel su firmaları tarafından satılan içme sularına yöneldi.

Kalabak damacanalarını o firmalara verenler de çok.

Sıkıntının azalmasıyla birlikte yeniden Kalabak Su almaya başlayanlar oldu.

Ancak, dönmeyenler de oldukça fazla…

15 Binlik kayıp boşuna oluşmuyor ki…

Bugün “sıkıntının bitmiş gibi” görünmesinin bir nedeni de bu zaten…

Şimdi, kriz nedeniyle oluşan kamu zararının boyutunu hesap edin bakalım…

Gerçekten korkun bir kamu zararı söz konusu…

Şimdi “kriz bitti” diye bu korkunç kamu zararı unutulacak mı?

O korkunç kamu zararını oluşturanlardan hesap sorulmayacak mı?

Öyle bir şey olamaz…

O kamu parası ki, “her kuruşunda tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı bulunuyor”.

Öyle çar çur edilemez…

Edildiğinde de görmezden gelinemez…

Kalabak Su dağıtımında “skandallar zinciri” oluşturan büyük krizle oluşan kamu zararı da görmezden gelinemez.

Yaratıcısı kimlerse hesabı sorulur.

Bunu yapması gerekenlerden birisi Büyükşehir Belediye Başkanı…

Anlaşıldı ki “gerekeni yapmak” gibi bir niyeti yok.

“Açıldı” denilen soruşturma sanki “açıldığı gibi kapatılmış” gibi…

Neyse ki Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma vardı.

Hangi aşamada olduğunu bilemiyoruz…

Umarız ki, sonuçlanması fazla uzun sürmez…

Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Zihni Çalışkan “ben bu işin takipçisiyim” demişti.

Takip ile elde ettiği bilgileri kamuoyu ile paylaşırsa iyi olur.