Korona virüs salgını varlığını sürdürüyor.
Alınan önlemlerle vaka sayısında belirli bir azalma meydana geldi.
Ancak tehlike geçmiş değil…
Büyük tehlike varlığını sürdürüyor.
“Geldi”, “geliyor” denilirken sonunda ilk parti aşılar geldi.
Aşılama çalışmaları da başladı.
“Toplumsal bağışıklık” sağlanması için aşılanması gereken insan sayısı oldukça fazla…
İlk parti olarak gelen aşı sayısı gerekenin çok altında…
Sayı yeterli olmadığı için “aşılamada öncelikli” gruplar belirlendi.
İlk sırada sağlık çalışanları var.
Onlardan sonra da “risk grubunda” yer alanlar geliyor.
Aşılama ile birlikte salgın sürecinde hiç eksik olmayan tartışmalara bir yenisi eklendi.
Tartışılan da belli…
“Ayrıcalık yapılıyor mu, yapılmıyor mu?”
Sağlık Bakanlığı yetkilileri “kesinlikle ayrıcalık yok” diyorlar.
Onlar öyle deseler de kuşkular varlığını koruyor.
Eskişehir’de kuşkuları haklı çıkartacak türden bir örnek var.
Örneği sergileyen Fatih Özata… Adalet ve Kalkınma Partisi Meclis üyesi… Daha önce gençlik kolları başkanlığı yapmışlığı da var.
Aşı olmuş.
Bunu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kamuoyuna duyurdu.
Duyururken nasıl bir karşılık beklediğini bilemiyoruz…
Ancak “ne güzel bir davranış, aşı olarak topluma örnek olmuş” gibi bir karşılık söz konusu olamazdı.
Olmadı da zaten…
Takdir görmediği gibi büyük tepki gördü.
Tepkiler üzerine bir açıklama yapma gereğini duydu.
“Özel hastanelerin hizmet aldıkları birimlere de aşı hakkı tanındığı için ve şehrimizde birkaç hastanenin avukatı ve özel hastanede sürekli temaslı olduğum için tarafıma aşı olmam gerekli görülmüştür.
Bu durum sadece tarafıma değil hastanelerin hizmet aldığı birçok kişiye sunulmaktadır. Uygulanan aşı şahsi talebim değil sürekli sağlık çalışanları ile temaslı olmam bakımından özel hastane yönetiminin kararıdır.”
Yaptığı açıklama böyle…
“İkna edici” olduğu söylenemez…
Tepkiler devam etti.
Fatih Özata bir açıklama daha yaptı.
İlk açıklamasından çok farklı değil…
Birkaç ek var.
Diyor ki
“Ne Ak Parti geçmiş dönem Gençlik Kolları Başkanı olmamın ne de meclis üyesi olmamın bugün aşı olmamla bir alakası yoktur. Eskişehir’de 3 hastanenin vekili veya danışmanı olmam sebebiyle sağlık seköründe hizmet sağlayanlar kategorisinde değerlendirmeme sebep olmuş ve aşı olma hakkı doğurmuştur. Ben de her sorumlu vatandaşın yapmasını beklediğimiz gibi sıram gelince covid aşısı oldum. Bu konuyu merak edenlere sağlıklı günler dilerim.”
Dedikleri böyle…
“İkna edici” olduğu söylenemez…
Öncelikli olarak aşı olmasını “haklı” çıkartacak bir gerekçe yok.
Her şeyden önce “sağlık çalışanı” değil…
“Hastane avukatı olması ve hastane ile temas halinde bulunması” aşılamada öncelik nedeni olamaz.
“Hastane ile temas” öncelik nedeni olsa aşı olması gereken yüzlerce insan var.
Onlardan “hastane avukatı” olarak Fatih Özata’ya sıra bile gelmez…
Yaşı da çok genç…
“Risk grubu” içerisinde yer almasına daha yıllar var.
Neresinden bakılırsa bakılsın yapılan iş son derece yanlış…
Fatih Özata, tepki çeken olayla ilgili üst üste açıklamalar yaptı.
Asıl açıklama yapması gereken birileri var.
Onlarda “Fatih Özata’ya aşı vurulmasını uygun gören özel hastane” hangisi ise onun yetkilileri…
Aşılamanın hızlı devam etmesi için kendilerine “takdir hakkı” verilmiş olabilir.
Ancak böylesi bir hak verilmiş olsa bile “sınırsız” olamaz…
Fatih Özata’ya aşı yapmalarının gerekçesi nedir?
Belirlenen gruplarda yer almadığı halde aşı yapılan başkaları da var mı?
Yanıtları son derece önemli sorular.
Başlangıçta da belirttik.
Aşılama konusunda “ayırımcılık kuşkusu” oluşmuş durumda…
Bu kuşkuyu güçlendirecek davranışlarda bulunmaya kimsenin hakkı olmasa gerek.