Mobbing… Latince kökenli bir sözcük…

“Psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek” anlamlarına geliyor.

Kısaca “ işyerinde yıldırma ve psikolojik terör” dense de olur.

Türkçe karşılığı olarak “bezdirmek” denilebilir.

Son yıllarda alabildiğine yaygınlaşıyor.

Uygulandığı işyeri sayısı oldukça fazla…

Büyük bölümü de kamu kurum ve kuruluşu…

“Şiddet” denilince ilk akla gelen kadınlar olur ya… Mobbing konusunda durum biraz farklı…

Öncelikli hedefi yine kadınlar…

Ancak erkekler de “muaf” değiller…

Onlara da uygulanıyor.

Uygulama örneklerini bulmak zor değil…

Gözler önünde duran örnekler var.

Biraz dikkatli bakmak, konuşulanlara kulak kabartmak yeterli…

Neyse…

“KELLE ALMA” DENMESİ BOŞUNA DEĞİL

Sütunlarımızda sıkça dile getirdiğimiz olay…

“Kelle alma operasyonu” deniliyor.

Boşuna da denilmiyor.

Gerçekleştirildiği yer de Büyükşehir Belediyesi…

Üst düzey kadrolar boşaltılıyor.

“Yoluna yordamına uygun” yapılsa neyse… Ne “yol” dikkate alınıyor, ne de “yordama” uyuluyor.

Bürokratlar emekli olmaya zorlanıyorlar.

Bazıları kabul ediyor.

Sayıları az da olsa direnenler oluyor.

Onların başına gelenler de malum…

Cezalandırılıyorlar.

Örnekleri oldukça fazla…

Büyük bölümünü sütunlarımızda dile getirdik.

Yinelemeye gerek yok.

Zorlama ile boşaltılan kadroların yeni bir bürokrat ile doldurulması söz konusu değil… “Gözde” bürokratlar arasında paylaştırılıyorlar.

Şu an iki önemli konumu birden üstlenen beş “gözde” bürokrat var.

Birisini “asil”, diğerini “vekil” olarak üstlenmiş durumdalar.

Bunu tespit etmek zor değil…

İdari personel şemasına bakmak yeterli…

Olacak iş değil…

Gel gör ki, çoğu “hiç olmayacak iş” gibi bu da olduruluyor.

Şimdi buna “görev değişikliği” denilebilir mi?

Elbette ki hayır…

Denilmiyor da zaten…

Denilebilecek tek şey var.

O da “kelle alma operasyonu…”

Zaten öyle deniliyor.

ŞİMDİ BUNA NE DENİR

Bayram öncesinde gerçekleştirilen bir uygulama…

Muhatabı Dr. Orhan Köseoğlu… Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı…

Şimdi “doktordan Kırsal Hizmetler Daire Başkanı mı olur” diyenler olabilir.

Elbette ki olmaz…

Ancak olduran olduruyor işte…

Yanlış anlaşılmasın “ödüllendirme” falan yok.

Tam aksine “cezalandırma” söz konusu…

Dr. Orhan Köseoğlu, oldukça deneyimli bir bürokrat… Belediyede geride bıraktığı hizmet süresi 30 yıldan fazla…

Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı olmadan önceki konumu Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı… Mesleği ile uyumlu bir konum… Bulunduğu süre de 16 yıl…

16 yıla bakıldığında “başarısız” demek çok zor.

Gerçekleştirilmesinde pay sahibi olduğu işler var.

İlk akla gelen de “kent merkezinde bulunmaları sorun yaratan işyerlerinin şehir dışındaki sitelere taşınmaları…”

Bu “kolay bir iş” değil… Ama başarıldı.

O dönemde gerçekleştirilen başka zor işler de var.

Hepsini sıralamaya gerek yok.

Uzun sözün kısası “başarılı bir bürokrat” denilebilir.

2 yıl kadar önce Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na gönderildi.

“Neden” mi?

“Emekli olup kurumdan ayrılması” istendi.

İsteğe olumlu karşılık vermeyince de görev yeri değiştirildi.

Bir doktorun Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı yapılması “cezalandırma” değil de nedir?

Neyse…

Yapılan, yalnızca bununla kalsa neyse… Neler yapıldı neler.

Hepsini sıralamaya gerek yok.

Yeni bir örneği var.

Kurban Bayramı da “uzun tatil” gerekçesi oldu.

10 günlük bir tatil söz konusu… Cuma günü başladı.

Dr. Orhan Köseoğlu’nun bu tatilden yararlanma olanağı yok.

“Neden” mi?

Kendisine “10 gün nöbet” yazıldı da ondan…

Gösterilen gerekçe de “mezarlık hizmetlerinin aksatılmaması” türünden bir şey…

Doğal karşılamak olanaksız…

Eskişehir genelindeki tüm mezarlıklar Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda… Bu sorumluluk Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yerine getiriliyor.

Ancak defin ile ilgili hizmetler ilçe belediyelerine devredilmiş durumda…

 Bakım, onarım ve temizlik gibi hizmetler de Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yerine getiriliyor.

Bu hizmetler yerine getirilmiş durumda…

Bayramda aksamaları söz konusu olamaz…

Dahası aksama olasılığı olsa bile Daire Başkanı’na “10 gün nöbet” yazılmasını gerektirmez.

Ramazan Bayramı’nda da yine “uzun tatil” vardı.

O zaman böylesi bir gereksinim duyulmadı.

Şimdi neden duyuluyor ki?

Anlamak olanaksız…

Aslında yine gereksinim falan yok.

Amaç da “hizmetlerin aksamasını önlemek” falan değil…

Asıl amaç belli… “Emekli olması” istenen Dr. Orhan Köseoğlu’nu yıldırmak…

Peki bu yapılana ne denir?

Soruyu yanıtlamak için başlangıçta yaptığımız mobbing tanımlamasına bakmakta yarar var.

Tanımlamaya uymuyor mu?

Takdir sizin…