CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile ilgili verilen tedbirli mutlak kararının yankıları sürerken mahkeme tarafından genel başkanlık görevi iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tepkiler her geçen gün daha da artıyor.
Tepki demişsek de biliyorsunuz, öyle az buz değil yani. Hakaret ve hatta tehditler bile almış başını gidiyor.
Hani bıraksan ‘bir kaşık suda boğacaklar’ denir ya tam o hesap.
Ki işin belki de en ilginç yanı, Kılıçdaroğlu’nun bu duruma rakip siyasi partiler tarafından değil de yıllarını verdiği partili dostları tarafından maruz kalıyor oluşu.
***
Gelinen noktada ister istemez aklıma şu soru geliyor: Bu kişiler, yaşananlara Kılıçdaroğlu cephesinden bakmayı neden hiç denemiyor?
Bir başka ifadeyle Kılıçdaroğlu’nun oldukça az bir oy farkıyla kaybettiği 38. Olağan Kurultay’da sandık ve delege iradesinin sarsılmış olabileceği…
Ve mahkemenin tarafsız ve bağımsız bir şekilde böyle bir karar almış olabileceği neden akıllarından geçmiyor?
Ya Kılıçdaroğlu ve ekibi üç yıla yakın bir süredir hak gaspına uğradıysa…
Ve tüm bu yaşanan süreçte asıl mağdur olan taraf Kılıçdaroğlu’ysa…
***
Tamam; kimi idareci ve yöneticilerinin işlerine gelmiyor olabilir. Ama bazı partililerin bu derece taraf olmasını anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
Sanırım asıl yanıt verilmesi gereken soru şu:
Kılıçdaroğlu’nu istememelerinin sebebi, kurultayda şaibe olmadığına inanmalarından mı kaynaklanıyor yoksa kendisiyle partinin başarılı olamayacağını düşünmelerinden mi?
Yahut birilerinin siyasi ikbal kaygısından mı?
Yanıtlarınız duyar gibiyim…
***
Gelelim yine anlamakta zorlandığım bir diğer konuya.
Kemal Kılıçdaroğlu madem bu kadar kötü biriydi, o zaman demezler mi:
2002’de milletvekili yaptınız.
2004’te başlattığı “30’lar hareketine” destek verdiniz.
2007’de tekrar milletvekili yaptınız ve akabinde grup başkanvekili seçtiniz
2009’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yaptınız.
2010 yılında Genel Başkan Deniz Baykal’ın istifasının ardından “aday olmayacağım” dediği halde ricacı kıldığınız Önder Sav’ın baskısıyla genel başkanlığa aday yaptınız.
Hemen ardından da CHP’nin 7. Genel Başkanı olarak seçtiniz.
Sonrasında her kurultayda verdiğiniz güvenoyları ile 13 yıl boyunca koltukta oturmasını sağladınız.
Haydi hepsini geçtik diyelim; “geliyor gelmekte olan” dediniz…
Kurtarıcı olarak addettiniz, ülkeyi düzlüğe çıkaracak dediniz, Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiniz ve tüm halkımızdan kendisine oy istediniz.
Mademki Kılıçdaroğlu dediğiniz kadar kötü biriydi, ya seçimleri kazansaydı ve Cumhurbaşkanı olsaydı?
O zaman ne olacaktı?
Kem küm…
Nitekim böylesine büyük bir “çelişki” ülke siyasetinde hiçbir dönem yaşanmadı, bundan sonra kolay kolay yaşanmaz da…
Yorum sizlerin.
Bendeniz yarın yine buradayım.
Beklerim efendim…

GÜNÜN SÖZÜ:
Dünü unutanların, bugünü olmaz.
- İbn-i Haldun