-
Cezalandırılan koca bir camia değil de kim?
Şimdi Eskişehirspor özeline girmeden genel durum tespiti yapmakta yarar var. Futbol eskilerin tabiri ile bir temaşa oyunu. Öyle bir oyun ki milyonları peşinden sürüklüyor. Böyle olunca elbette küresel anlamda bu konuda bir endüstrileşme söz konusu. Endüstrileşmenin getirdiği inanılmaz rekabet yüzünden bugün dostluklar düşmanlığa, espriler şiddete dönebiliyor. Bu sebeple de futbolu yönetenler her defasında bir takım önlemler aldıklarını sanıyorlar. Askerlik yapanlar bilir “Bir tek kişinin yaptığı yüzünden koca birlik ceza alır” diye… Şimdi bu iş buna döndü. Takımları cezalandırıyorum diye, taraftarı, taraftarı cezalandırıyorum diye kulüpleri cezalandırmak özellikle bizim ülkemizde moda oldu. Koca devasa stadyumlar yapıyoruz ama onları dolduranları tribünlerden kaçırmak içinde birileri elinden geleni yapıyor.
Son iki maçtır Eskişehirspor tribünlerinden gelen çın çın sesleri bunun en büyük ispatı. Olayları önlemek yerine cezalandırma yolu tercih edilince ortaya kocaman kocaman hayalet stadyumlar çıkıyor. Futbolu yönetenlerde bundan keyif alıyor. Suçun şahsiliği prensibi unutulup o stada giden, olayların olduğu tribüne giden herkes cezalandırılıyor ve sonra da soruluyor “Bizim takımlar neden Edirne’nin ötesinde başarılı olamıyor” diye…
+++
İHLALLERİN KARŞILIĞI BU MUDUR?
Zamanını bilmiyorum ama çok uzun süredir şehrin ana caddelerinde ara sokaklarında 10-15 santim asfalt kesilerek kaldırımlar kaldırılarak bir çalışma yapılıyor. Yapılan çalışmaların nasıl yapıldığı kim tarafından denetlendiği falan bir süre teknik konu. Ancak bu konuyla ilgili olarak bugüne kadar özellikle vatandaş tam olarak bilgi sahibi oldu denilemez.
Eskiden ESKİ alt yapı çalışmaları, Fen İşleri üst yapı için bir yerleri kazıp kapatırdı. Onlarda var onların muhatabı belli. Telekom, OEDAŞ’ın kazılarına da alışkınız desek yalan olmaz. Başka? Son yıllarda özel firmaların “alt yapı” çalışması daha doğrusu dijital alt yapı için kazılar yaptığı biliniyor. Ama yapılan yapıldığı ile kalıyor desek yanlış olmaz. Kazılan yerlerin üzerine ya beton dökülüp geçiliyor, ya da birkaç kürek asfalt atılıp öyle küreklerle düzeltiliyor. Bir süre sonra oralardan köstebekler kafa çıkaracak hale geliyor. Yani bir sürü ihlal var işin içinde. Sonrası mı 132 bin TL ceza kesilmiş bütün bunlara. Gerçekten karşılığı bu mu?
+++
HERŞEY PARAN KADAR YA…
Artık akıllı telefonu olmayana geri kalmış, paralı bir dijital platformdan televizyon seyredemeyeni de örümcek kafalı diye nitelendirme dönemi başlıyor galiba… Şampiyonlar ligi maçlarını seyretmek parayla, lig maçlarını seyretmek parayla, belgesel seyretmek parayla. Hatta dijital mütedeyyinlik bile parayla… Anlatayım mı? Cuma günleri bir sevdiğinize “hayırlı Cumalar mı” diyeceksiniz cebinizdeki akıllı telefondan mesaj attınız mı problem yok. Bir sevdiğinizin kandilini mi kutlayacaksınız yine kısa mesaj atacaksınız veya bayramını mı kutlayacaksınız yine aynı yöntem.. Ses yok, seda yok, yüz yüze konuşma yok. Her şey sadece akıllı telefonla halloluyor. Sonrada depresyona giriyoruz, sinirleniyoruz, kırıp döküyoruz. Kimse yanlış anlamasın teknolojiye falan karşı değilim ama insan ister istemez bazı şeyleri sorgulamadan edemiyor… Haksızsam söyleyin bakalım…
Yorumlar