Sulama kanalları yıllardır can alır, aynı şekilde Porsuk’ta da can kayıplarımız olur. Sebep nedir bilir misiniz? Tedbirsizlik, ihmal, dikkatsizlik… Sulama kanallarına verdiğimiz her kurbanın ardından koro halinde “İhmal var-tedbirsizlik-sorumlu kim?” diye bağırıyoruz. Aynı şekilde Porsuk’ta da canlarımızı yitirdiğimiz oluyor. Bu konuda son zamanlarda aynı şekilde “İhmal var-tedbirsizlik-sorumlu kim?” diye bağırmaya başladık. Önlemi kim alacak? Sorunun muhatabı kim?

Yorumlar ve tepkiler sorunun muhatabına göre değişiyor. Halbuki acı ortak, sıkıntı herkes için aynı, yara Eskişehir’in ve Eskişehirlinin yarası. Birine “vur abalıya” derken, diğerine “bizim oğlan muamelesi” yapılması çok hoş değil. Bu arada soruların muhatapları için de aynı mantık geçerli. Çözüm önerisi “benim çevremden gelirse iyi”, muhaliflerimden gelirse, “görmezlikten gelelim” mantığı da hoş değil…

Aslında yapılması gereken acılarımızda, sevinçlerimizde ortaklaşabilmektir. Çünkü yitip giden bütün canlar bu ülkenin çocuklarının canıdır. Sorunlar karşısında ayrışmanın, restleşmenin, arkadan dolanmanın zamanı değildir. Bugün şehrimizin, yarın ülkemizin sorunları karşısında bütünleşebilmeliyiz. Sorunlar üzerinden birbirimizi gırtlaklamaktan vazgeçmeliyiz. Sulama kanallarının etrafında da, Porsuk kıyısında da önlem alalım, hemen ve acilen…

+++

ÖVMESİNLER DE NE YAPSINLAR…

Eskişehir’e zaman zaman üst düzey ziyaretler gerçekleşiyor. Bu ziyaretler sırasında Eskişehir ile ilgili övgü dolu sözleri sık sık okuyoruz. Elbette Eskişehir güzel bir şehir, insanları da güzel… Eskişehir’in sevilmeyecek bir tarafı yok. Ancak hani meşhur bir söz vardır “şeyh uçmaz mürid uçurur” diye. Bizim haberlere konu olan övgüler de biraz öyle… Başkalarının övgüsü önemli ama övgü dolu sözler eksiklerimizi görmemizi engelliyorsa, biraz frene basmakta yarar var.

+++

EMEKLİ NEYİ BEKLİYOR?

Danıştay 10. Dairesi emeklilerin sendika kurabilmelerine imkan sağlayan Ankara 7’inci İdare Mahkemesi kararını onamış. Bu kararı DİSK Emekli Sen Eskişehir Şube Başkanı Suat Başaraner kamuoyuna açıklamış.

Suat Bey’i tanırım “mücadele etmeyi sever.” Dolayısıyla bu elde edilen hakkın ilk ondan Eskişehir kamuoyuna duyurulmuş olması bu bakımdan önemli. Elbette emekliler sendika kurmalıdır, sivil toplumun örgütlü ve nitelikli bir bölümü olmalıdırlar. Ancak emeklilerin sendikası kiminle ve nasıl masaya oturacaktır? Sorunun cevabı belli. Memur sendikaları ya da işçi sendikaları bugün temsil ettikleri kesimlerin haklarının iyileştirilmesi konusunda ne kadar etkinler ki? Bu sorunun çok olumlu bir cevabı yok.

Emekli ne yapacak? Emekli sendikası olmalı. Ancak emeklinin haklarını, beklentilerini bugünden bir adım daha öteye götürebilecekse olmalı. Bunun için mücadele edenler de kendilerini bu işte yalnız hissetmemeli. Bir de emeklilerin pek çoğu kaderine razı bir tavır sergiliyor. İnsanca yaşayabileceği bir ücreti olsun, kimse onu rahatsız etmesin, ömrünün geri kalan kısmını huzur içerisinde geçirsin. Onun için sendika işi zor bir yol ama imkansız değil.