Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Sinan Özkar, ES-TV’de katıldığı bir programda soruları yanıtlıyor.
Kendisine yöneltilen sorulardan birisi de önseçimle ilgili…
Sinan Özkar’ın yanıtı oldukça dikkat çekici…
“Eskişehir bir tıkanma noktasına geldi. Partiliyi motive edecek unsurlar ortadan kalkmak üzere. Genel Başkana ve ilgili kurullara ciddi biçimde izah edilip önseçim yapılmasını sağlamak gerekiyor.
Eğer bir seçime denk gelen dönemde il başkanı olmaya devam edersem bunu sağlamak için elimden geleni yapacağım. Tabii bu partinin önünde eylem yaparak falan olmaz. Eskişehir’deki o iç mantığı ve realiteyi düzgün anlatmak gerekiyor.
Üye yapısıyla ilgili hep tartışma yaşanıyor. Sağlıksız falan değil. 1987 seçimlerinde Genel Merkez ‘tüm üyelerin katılımıyla önseçim yapılacak’ dedi. Sonra bazı gayretkeş arkadaşlarımız binin üzerinde üye yaptı. Belli bir kişiyi milletvekili yapmak için. Sonra Cevdet Selvi önseçime girdi burada. İki kayın biraderi bir de Ersen Bey… Başka kimsesi yoktu ama şöhretli bir adamdı. O yaptıkları bin üye olduğu gibi Cevdet Selvi’ye oy verdi. Milletvekili olsun denilen arkadaşa da oy verdi. O zaten ikinci sırada olacaktı. Üye yapılsa da yapılmasa da ikinci sırada olacaktı. Sağduyu birinci sıraya Cevdet Bey’i, ikinci sıraya Zeki Bey’i getirdi. Doğru bir tabloydu, o günün en doğru tercihiydi.
89’da belediye başkanlığında önseçim yapıldı. Ben önseçimde başka bir adayı destekliyordum. Ama önseçimi Selami Vardar ezici bir çoğunlukla kazandı. Sonradan ‘iyi ki benim desteklediğim aday yerine Selami Vardar seçilmiş’ dedim.
Bu iki örnek bile parti üyesinin her zaman isabetli kararı verdiğini gösteriyor.
Bizim üyemiz sağduyusuyla neyi seçeceğini çok iyi bilir. O yüzden bizim üyemiz sağlıklı. O konuda hiç tartışma kabul etmem…”
Sinan Özkar’ın yanıtı böyle…
Üye yapısı ile ilgili görüşü son derece olumlu…
“Tartışma kabul etmem” diyecek kadar da iddialı…
İyi de il başkanı olduktan sonra yaptığı açıklamalara ve sosyal medyadaki paylaşımları ne olacak?
“Dayı başları” tanımlaması ona ait…
“Bu yapıdan partiyi kurtarmak gerekmez mi” sözünün sahibi de yine kendisi…
Yapıya dair başka eleştiri ve yakınmaları da var.
Unutulmuş değiller…
Peki şimdi ne oldu da düşünceler değişti?
“İl Başkanı olarak yaptığı çalışmalarla üye yapısını sağlıklı hale getirmiştir” yanıtı verilemez.
Kendisinin böyle bir iddiası yok zaten…
“Üye yapısının sağlıklı olduğuna kanıt” olarak gösterdiği örneklerin hepsi geçmişe dair…
Üye yapısı ile ilgili düşünceleri “yeni oluşmuş” değilse o “dayı başları”, “temizlik gerek” ve benzeri türden söylemleri de “dil sürçmesi” olsa gerek…
Neyse…
Üye yapısının sağlıklı olduğundan emin…
“Genel Merkeze iyi anlatmak gerek” diyor.
Dediğini ne ölçüde yapacağını bilemeyiz.
Ancak bu konuyu genel merkez yöneticilerinden önce anlatması gereken birisi var.
O da Büyükşehir Belediye Başkanı…
Üye yapısıyla ilgili düşünceleri malum… “Sağlıksız” deyip duruyor.
Düşüncesinin değiştiğine dair bir gösterge yok.
Göstergeler tam aksi yönde…
Onun için Sinan Özkar’ın öncelikle onu ikna etmesi gerek…
Aksi takdirde ne yapsa boşuna…
Bunlar bir yana işin bir de samimiyet yanı var.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde “başkan” konumunda bulunan bir kişi “önseçim yanlış” diyemez.
İçinden istemese ağzından çıkanlar önseçimden yana olur.
Bugüne kadar aksi bir tavır sergileyen olmadı.
Sinan Özkar da aynı tavrı sergiliyor.
“Bizim delegemiz de üyemiz de ne yapacağını iyi bilir” diyor.
Söylem çok güzel…
Ya eylem?
Sorunun yanıtı konusunda il kongresine bakmak gerek…
CHP Tüzüğüne göre il kongresindeki seçimlerde öncelikli tercih “çarşaf liste yöntemi…”
Peki bu yöntem mi uygulandı?
Hayır…
Uygulanmama nedeni de belli…
Sinan Özkar ve destekleyicilerinin “blok liste yöntemi” için bastırması…
Seçimler “blok liste yöntemi” ile yapıldı.
Doğal olarak delegelere “tercih yapma hakkı” tanımadı.
İl kongresinde delegelere “tercih yapma hakkı” tanımayacaksınız, sonra da genel merkeze gidip “benim üyelerim neyi seçeceklerini iyi bilirler, önseçim yapılmalı” diyeceksiniz…
“Üye ve delege yapın sağlıklı idiydi de sen neden çarşaf liste yöntemini değil de blok liste yöntemini tercih ettin” demezler mi adama?
Derler elbette ki…
Söylemler güzel olması bir anlam taşımıyor.
Asıl önemli olan söylemlerdeki samimiyet ve tavırlardaki tutarlılıktır.
Bunlar olmadıktan sonra söylemler ne kadar güzel olursa olsun hem anlamsız kalırlar hem de inandırıcı olmazlar.