BAKIŞ sütunlarında sürekli dile getiriyoruz…
Büyükşehir Belediyesi bünyesinde büyük huzursuzluk var.
“Huzurdan eser yok” dense yeridir.
Böylesi bir kurumda “verimli iş üretimi” olur mu?
Elbette ki olmaz…
Olmuyor da zaten…
“Rutin işler” bile aksıyor.
Huzursuzluğu gidermek gerek…
Gerekeni yapacak olanlar da belli… İşin başındakiler.
Huzursuzluğu fark etmemeleri düşünülemez… Elbette ki farkındalar.
Farkında olmasına farkındalar da gerekeni yaptıkları yok.
“Hiçbir şey yapmıyor” değiller.
Yaptıkları var.
Ancak “huzursuzluğu gidermeye yönelik” oldukları söylenemez.
“Huzursuzluğu bastırmak” ya da “huzursuzluğun dışarıya yansımasını önlemek” amaçlı işler.
Huzursuzluk yaratan uygulamalara son vermek yerine “huzursuzluk yaratan uygulamaları dışarıya yansıtanları bulmak” için çaba harcıyorlar.
“Köstebek” arayışındalar.
“Tehdit savurmalar” dışında olmayacak yollara da başvuruyorlar.
Söylenilenlere bakılırsa “iz sürdükleri” bile oluyor.
“Doğru iz sürdükleri” söylenemez.
Yanlış adreslere bakıyorlar.
Yapılanları duyunca gülmemek olanaksız…
Neyse…
“Köstebek arayışı”, “iz sürme”, “tehdit savurma” ve benzeri yöntemlerle “huzursuzluk yaratan uygulamaların dışarıya sızması” önlenir mi bilemeyiz.
Tut ki önlensin…
Ne olacak ki?
“Huzursuzluk yaratan uygulamalar kamuoyuna yansımayınca” huzursuzluk ortadan kalkacak mı?
Elbette ki hayır…
Huzursuzluk giderilemediği gibi daha da büyük boyutlara ulaşır.
Huzursuzluğu gidermenin yolu belli…
Yaratıcısı olan yanlış uygulamalara son vermek…
Nedense “yanlışı düzeltme” yoluna gidilmiyor.
Yanlışta ısrar ediliyor.
“Benzinin üzerine ateşle gidiliyor” dense olur.
Bu konuda bir örnek daha var.
“Taşeron işçisi” konumunda bulunan personeli kapsayan bir liste hazırlanıyor.
“Neden” mi?
“Yevmiye zammı” için falan değil…
“İşe son vermek” için…
Listedeki sayı konusunda değişik rakamlar veriliyor.
“400’e yakın” diyenler var.
Kimilerine göre sayı daha da fazla…
“400’e yakın” da az bir sayı değil ki… Oldukça fazla…
Bir yandan “özel yevmiye zammı” diğer yandan işten çıkartma…
Akıl sır erdirmek çok zor.
Liste hazırlığı sırasında uygulanan yöntemler de oldukça ilginç…
Daire başkanlıklarına, müdürlüklere sayı bildirilip “şu kadar işçi işten çıkarılacak, isimleri belirleyip bildirin” deniliyor.
Sayı tamam da isimler nasıl belirlenecek?
Bu konuda topun işçilere atıldığı birimler var.
“Çalışanlardan isim isteniyor” imiş…
Olacak şey değil…
İnsanın aklına getirdiği bir yarışma programı var.
Hani şu Acun Ilıcalı’nın düzenlediği “Survivor” var ya, işte o…
Yarışmada elemeler için farklı bir yöntem uygulanıyor.
“Ada konseyi” toplanıyor.
Takımlarda bulunanlar, bir kağıda elenmesini istedikleri takım arkadaşının ismini bir kağıda yazıp sandığa atıyorlar.
Oylama işlemi tamamlanınca sayıma geçiliyor.
Oylamada ismi en fazla yazılan isimler “eleme potasında” yer alıyor.
Sonra da “halk oylaması” yapılıyor.
O oylama ile de “adaya veda edecek isim” belirleniyor.
Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan da onun gibi bir şey.
İzleyenler bilir…
O yarışmada bile “isim yazmak” sorun oluşturuyor. Huzursuzluk yarattığı gibi ciddi kırgınlıklara da neden oluyor.
Büyükşehir Belediyesi’nde uygulandığında yaratacakları ne olur?
Farklı bir şey olmaz elbette ki.
Bir işçiden, kendisi gibi çalışmak zorunda olan bir işçi arkadaşının kaderiyle oynamasını istemek olacak şey mi?
Elbette ki olacak şey değil.
Gel gör ki, “olmayacak işleri oldurma uzmanları” oldurmaya çalışıyorlar.
Sonra da yaptıklarına bakmadan “köstebek avına” çıkıyorlar.
Ne diyelim?
Aslında söylenecek çok şey var.
Ama neyse…