Türkiye’nin gündemi oldukça yoğun ve hareketli…

Gündemdeki konular sürekli değişiyor.

Değişmeyenler de var.

“Demir atmış” durumdalar.

En önemlilerinden birisi de Anayasa değişikliği…

Uzunca bir süredir tartışılıyor.

TBMM Anayasa Komisyonu’ndan geçti.

Önümüzdeki hafta da TBMM gündemine girecek.

Görüşülmesinin nasıl geçeceği belli… Sert tartışmalar yaşanacağı kesin…

Değişiklik önergesinde imzası olan iki parti var.

Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi…

Değişikliklere şiddetle karşı olan parti de Cumhuriyet Halk Partisi…

Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yapılmak istenileni “rejim değişikliği” olarak nitelendiriyor.

“Önlemek için sonuna kadar mücadele edeceğiz” derken “ortak mücadele” çağrısında da bulunuyor.

Her konuşmasında yinelediği çağrısında diyor ki

“…Bu sorun tek başına Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorunu değildir. Bir daha söylüyorum, bu Anayasa değişikliği sorunu tek başına Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorunu değildir.

Bütün Atatürkçülerin, bütün demokratların, bütün liberallerin, bütün muhafazakarların, demokrasiyi savunan bütün Müslümanların, hepimizin ortak sorunudur.

Demokrasiyi savunacaksak hep birlikte savunacağız. Sadece birisi için demokrasi geçerli değildir. Hepimiz için geçerlidir.

Hepimiz bu ülkede barış içinde yaşamak istiyoruz, huzur içinde yaşamak istiyoruz, kardeşçe yaşamak istiyoruz.

Kanın olmadığı, herkesin huzur içinde yaşadığı bir Türkiye istiyoruz. O nedenle mücadeleyi hep birlikte yapmak zorundayız…”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “ortak mücadele çağrısı” yaparken söyledikleri böyle…

Dün “İl Başkanları Toplantısı” yapıldı.

Ülkedeki gelişmeleri değerlendirirken aynı çağrıyı bir kez daha yineledi.

“Ortak mücadele çağrısı” için söylenecek fazla söz yok.

Üslubu tartışılabilir.

Genel değerlendirmelerin “günün koşullarına uygun bulunmayan” yanları olabilir.

Ancak, sonuçta “yerinde bir çağrı” demek yanlış olmaz.

Çağrı yerinde olmasına yerinde de yaşama nasıl geçirilecek?

“Kendiliğinden olması” düşünülemez.

“Ortak mücadele platformu” oluşturmak için çaba harcamak gerek.

Bu konudaki en büyük görev de çağrıyı yapanlara, daha açık bir anlatımla da Cumhuriyet Halk Partisi’ne düşer.

İyi de Cumhuriyet Halk Partisi, bu önemli görevi yerine getirecek durumda mı?

Diğer kentlerdeki durumunu bilemeyiz.

Eskişehir’deki durumuna bakınca soruya “evet” yanıtını vermek olanaksız…

“Anayasa değişikliğine karşı geniş bir mücadele birlikteliği” oluşturmak için öncelikle kendi içerisinde “birlik sorunu” gibi bir sorunun olmaması gerekir.

Eskişehir’de gerekenin olduğu söylenemez.

Parti bünyesinde ciddi bir “bölünmüşlük” var.

Gizlisi saklısı da yok.

Çok net olarak görülüyor.

Dahası “gizleme çabası” da görülmüyor.

Tam aksine insanların gözünün içine sokuluyor.

Bunu yapanlar da belli…

Şu veya bu düzeyde “parti temsilcisi” konumunda bulunanlar. Bir başka deyişle de “işin başında” denilebilecek olanlar.

“Anayasa değişikliğine karşı geniş bir mücadele birlikteliği” sağlanması konusunda da en büyük sorumluluk onlara düşüyor.

Düşmesine düşüyor da onlar bu sorumluluklarını yerine getirebilecek durumdalar mı?

Kesinlikle hayır.

Her şeyden önce kendileri bir araya gelmiyorlar.

Bir araya gelmek şöyle dursun birlikte görünmekten bile kaçınıyorlar.

Doğrudan iletişimleri bile söz konusu değil…

Medya aracılığı ile iletişim kuruyorlar.

Söylenecek daha çok şey var. Ama neyse…

Uzun sözün kısası “işin başında” denilebilecek kadrolar arasında ciddi bir “bölünmüşlük sorunu” var.

“Giderilmez” değil…

Elbette ki, şu veya bu şekilde giderilebilir.

Ancak bu konuda en küçük bir çaba yok.

Dahası “niyet” olduğunu söylemek bile çok zor.

Sanki bugünkü durumdan “hoşnut” gibiler.

Durum bu…

Eskişehir’de “işin başında” denilebilecek partililer bu durumda iken “Anayasa değişikliğine karşı geniş bir mücadele birlikteliği” sağlanabilir mi?

Bir başka deyişle de Kemal Kılıçdaroğlu’nun “ortak mücadele” çağrısı yaşama geçirilebilir mi?

Elbette ki hayır…

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti dışındaki kesimlere çağrısını yapmasına yapsın yine… Ancak bunu yaparken bir de Eskişehir örgütünün ne halde olduğuna bakıp bir çare bulsun.