Korana virüsle mücadele sürüyor.
2020 yılı sonlarına doğru alınan önlemler henüz kaldırılamadı.
“Sokağa çıkma yasağı” da içeren önlemlerin uygulaması sürüyor.
“İşe yaramış” gibiler de…
Vaka sayılarında azalma var.
Aynı şekilde yaşamını yitirenlerin sayısında da belli bir azalma meydana geldi.
Bunlar olumlu gelişmeler.
Ancak henüz “tehlike geçmiş” değil…
Korana virüs belası varlığını sürdürüyor.
Salgının başlangıcından bu yana aşının bulunmasına ümit bağlandı.
Aylar süren çalışmalar sonunda bulunan aşılar var.
Birisi Çin’de, diğeri de Avrupa’da üretildi.
Testlerden sonra yaygın olarak uygulanmaya da başlandı.
Dünyada aşılama çalışmalarının başlamasıyla birlikte oluşan bir soru var.
“Aşı Türkiye’ye ne zaman gelecek?”
Soru uzunca bir süre gündemde kaldı.
Verilen tarihlerin tutmaması “acabalar” yarattı.
Sonunda aşı Türkiye’ye de geldi.
İlk aşamada tercih edilen Çin aşısı…
Türkiye’ye gecikmeli olarak geldikten sonra bu kez de “aşı ne zaman vurulacak” sorusu oluştu.
Bu konuda da verilen ama geçersiz olan tarihler var.
Sonunda o soru da yanıtını buldu.
Türkiye’de de aşılama çalışmaları başladı.
Eskişehir’de de ilk aşılar vuruldu.
İlk aşılananlar sağlık çalışanları…
Bunda itiraz edilecek bir yan yok.
Korona virüse karşı büyük bir mücadele sergileyen ve ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalan sağlık çalışanlarının ilk etapta aşılanması son derece doğal…
Aşılama çalışmaları başlarken, hala noktalanmayan tartışmalar var.
“Aşı karşıtlığı” oluşturuluyor.
Sosyal medyada yayılan öyle paylaşımlar var ki inanılır gibi değil…
Ne yazık ki inananlar var.
İnanmakla kalsalar yine iyi…
Sanki paylaşılanlar “kesin doğru” imiş gibi yayılıyorlar.
Son derece yanlış…
Aynı zamanda da tehlikeli…
Türkiye’de ilk aşıyı Sağlık Bakanı oldu.
Eskişehir’de de ilk aşılananlar yine işin uzmanları…
İl Sağlık Müdürü Prof. Dr Uğur Bilge aşı olduktan sonra çağrıda da bulundu.
“Bugün itibariyle başlayacağımız aşı çalışmasıyla birlikte pandemide önemli bir dönüm noktası olacağı kanaatindeyim. Öncelikle aşı olacak herkese teşekkür ediyorum. Aşı karşıtlığı pandeminin çözümü değildir. Eğer bu virüsü ortadan kaldırmak istiyorsak aşı en önemli kilit noktasıdır. Bu nedenle sağlık çalışanlarımıza da daha sonrasında takvime göre aşılanacak herkese çağrı yapmak istiyorum. Sıra geldiği zaman en kısa zamanda aşınızı olun. Bu şekilde ancak kısıtlamaları kaldırabiliriz.”
Dikkate alınması gereken bir çağrı…
ESOGÜ Tıp Fakültesi’nde de aşılanan öğretim üyeleri var.
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurettin Erben, Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Gaye Usluer ve Prof. Dr. Elif Doyuk Kartal…
“İşin uzmanı” oldukları tartışılmaz…
Salgının başlangıcından bu yana konuya kafa yordular.
Düşüncelerini kamuoyu ile de paylaştılar.
Aşı olduktan sonra da yine ortak bir açıklama yaptılar.
“Salgının tam anlamıyla kontrol altına alınabilmesi için toplumun en az yüzde 60-70 oranında bağışık olması gerekiyor. Bu oranda bir bağışıklığın oluşmasını enfeksiyonun doğal akışına bırakacak olursak, 2024-2025 yıllarına kadar devam edecek bir salgından söz etmemiz gerekiyor. Bu nedenle tüm dünya için ortak slogan ‘Tünelin ucundaki ışık Covid -19 aşılarıdır. Toplumun en az yüzde 60-70 oranında aşılanması durumunda 2021 yılının ikinci yarısında biraz daha rahat olabileceğimizi düşünebiliriz. Ortak hedefimiz ‘Etkin, Güvenilir ve Kaliteli’ aşılarla aşılanmaktır. Bu anlamda ‘hangi aşı ile aşılanalım’ sorusundan daha önemli olanın, ‘yeterli miktarda ulaşılabilen aşı ile aşılanmak’ olduğunu belirtmek isteriz. Aşılanmayı sadece bireysel bir tercih hakkı ya da bireysel sorumluluk olarak düşünmemeliyiz. Aşılamada birincil amaç bireyi korumak ise ikincil ve daha kapsamlı olan amaç toplumsal bağışıklığın elde edilmesidir.”
Açıklamalarından önemli bir bölümü aktardık.
“Tünelin ucundaki ışık aşıdır” diyorlar.
Söyledikleri son derece doğru…
Bu büyük bela ancak aşı ile durdurulabilir.
Elbette ki, diğer önlemlerden de taviz vermemek şartıyla…
Uzmanlar düşüncelerini ortaya koydular.
Desteklenmeleri ve aşı karşıtlığının yayılmasının önlenmesi gerekiyor.
Bu konuda da herkese önemli görev düşüyor.
Hep dile getiriliyor.
Böylesi büyük bir bela ancak “top yekün mücadele” ile defedilir.
Artık defedilmelidir.
Bugüne kadarki kayıplar yetti de arttı bile…