Eskişehir Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, Es-Tv’de yayınlanan bir programa konuk oldu.

Programı izlemedik.

Anlattıklarını gazete sütunlarında okuduk.

Yine neler söylemiş neler…

“Ne büyük Eskişehir sevdalısı” diye ayakta alkışlayası geliyor insanın…

Ancak, söyledikleri ile gerçekler birlikte değerlendirildiğinde iş değişiyor.

Söyledikleri ile gerçeklerin uyuşan yanları pek yok.

Her ağzını açtığında “proje” deyip duruyor.

Programda da dilinden düşürmemiş…

Bu konuda bir yakınması da var.

“Yaptığımız çoğu proje kısır tartışma içine çekiliyor. Bizim açıkladığımız projelerin böyle kısır tartışmaların içinde heba olması taraftarı değilim. İnsanlar tartışmıyor. İş siyasallaşıyor. Ben ESO başkanı olarak siyasi karakter değilim, olamam. Bizim her görüşten insan var. Ama Eskişehir’de taht savaşları var. Bu taht savaşları yüzünden bizim bu projelerimiz helak oluyor. Eskişehir’de ciddi şekilde taht savaşları var. Bu taht savaşlarının mümkün mertebe dışında kalmaya çalışıyoruz ama üzüldüğümüz konu şu açıkladığımız her projeye gelen cevaplar siyaseten oluyor…”

Dedikleri böyle…

Dikkat çekici sözler…

Örnekler de veriyor.

“Organize sanayi bölgesine gidişimizde gelişimizde metro istiyoruz, tramvay istiyoruz. Ben talep ediyorum. Çok basit. Burada da diyorlar ki biz zenginlere metro mu yapacağız?

 İyi de burada 100 bin çalışan insan var. Bu neyin kafası?”

Organize Sanayi Bölgesi’ne “metro ve tramvay hattı” istiyor.

İstemesi tamam da bu isteğin “proje” denilecek yanı nedir?

Ortada ne hesap var ne kitap… İstiyor işte…

Her istek “proje” ise vay halimize…

Neyse…

“Bu neyin kafası” dediği sözün sahibi malum… Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen…

Celalettin Kesikbaş’ın “proje” dediği isteğinin muhatabı o…

Basın aracılığıyla “proje” olarak ortaya konulan isteğe bir gazetede karşılık verdi.

Celalettin Kesikbaş’ın istediği yanıtı vermedi diye “olayı siyasallaştırmış oluyor” mu?

Elbette ki hayır.

İsteğin doğrudan muhatabı olarak karşılık vermesi son derece doğal…

Celalettin Kesikbaş, isim vermese de Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e yönelik olarak “bu neyin kafası” diyor ya… Aynı programın bir başka bölümünde ise ne diyor?

“Yılmaz hocamızla bizim aramızda hiçbir sıkıntı yok. Taht kavgaları içerisinde pusat takınan çok insan var. Yoksa bizim hocamızla konuşamayacağımız, anlaşamayacağımız hiçbir konu olamaz…”

“Bu neyin kafası” dediği Büyükşehir Belediye Başkanı ile “anlaşamayacağı hiçbir konu olamaması” nasıl oluyorsa artık?

Neymiş efendim… “Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ile aralarında hiçbir sorun yok” imiş…

Neymiş efendim… “Taht kavgaları içerisinde pusat takınan çok insan var” imiş…

Söylediklerinin gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok.

Bu konuda uzun uzadıya konuşmaya gerek yok.

Daha yakın bir geçmişte yaşanan bir “yazılı randevu “ ile gerçekleşen bir ziyaret var.

Celalettin Kesikbaş, ziyaretten sonra gerek hazırladığı bülten, gerekse bir arkadaşımıza yaptığı açıklama ile ziyarete ayrı bir hava vermeye çalıştı.

Ama söylediklerinin gerçek olmadığı anında ortaya çıktı.

Bunu sağlayan da Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in bizzat kendisi…

O da aynı gazeteci arkadaşımıza açıklama yaptı.

Açıklamada kullandığı üslup için “aşağılayıcı” demek yanlış olmaz…

“Celalettin Kesekbaş’ı yerin dibine soktu” dense bile olur.

Neymiş efendim… “Büyükşehir Belediye Başkanı ile aralarında hiçbir sorun yok” imiş…

Öyledir efendim öyledir…

Sahi, o ziyaretten söz açılmışken bir yanlış bilgiyi daha düzeltelim…

Celalettin Kesikbaş tarafından hazırlattırılan basın büteninde “Yılmaz Büyükerşen, kitabını imzalayarak hediye etti” denilmişti ya, o da doğru değil…

“Kitap hediyesi” falan yok.

Kitabı götüren Celalettin Kesikbaş’ın kendisi… Beraberinde götürdüğü kitabı Yılmaz Büyükerşen’e imzalatmış.

Olayın doğrusu bu…

Neyse…

Celalettin Kesikbaş’ın TV programında söylediklerinde gerçekle uyuşmayan daha çok yan var.

Ancak bugünlük bu kadar yeter…

Eskişehir Sanayi Odası gibi önemli bir kurumun başında bulunan bir insan neden bu durumlara düşer ki?

Anlamak gerçekten zor…