Her bayram öncesinde oluşan bir endişe var.

“Trafik canavarı endişesi” denilebilir.

Korkulanın olmaması için uyarılar yapılıyor… “Aman dikkat” deniliyor.

Ne yazık ki hepsi boşuna…

Tüm uyarılara karşın korkulan başa geliyor.

Geride kalan bayramda da değişen bir şey yok.

Türkiye genelinde meydana gelen trafik kazalarında kaybedilen canların sayısı 64… Yaralananların sayısı da 379…

“Ürkütücü” dememek elde değil…

Eskişehir sınırlarındaki karayolları da bayram trafiğini kazasız geçirmedi.

Meydana gelen kazalarda 2 kişi yaşamını yitirdi.

Yaralananların sayısı da 10…

Üzülmemek elde değil… Oluşan üzüntü büyük…

Ancak yalnızca üzülmek yetmiyor.

Bir şeyler yapmak gerekiyor.

Öncelikle yapılması gereken de belli…

Kazaların nedenini belirlemek… Bir başka anlatımla da “bu trafik canavarı neden hortluyor” sorusuna yanıt bulmak.

Bu konuda ortaya konulmuş bir tespit var.

Ortaya koyan Şoförler Odası Başkanı Suat Er…

Diyor ki

“Bayramda yolların kan gölüne dönmemesi için, ocakların sönmemesi için ne kadar uyarırsak uyaralım yine ölümlü kazalar yaşanıyor. Her zaman olduğu gibi bu bayramda da tüm uyarılar boşa çıktı.

Bundan 10 yıl kadar önce trafik kazaları konusunda kara yollarını bahane ediyorduk, araçları gerekçe gösteriyorduk. Şu an bahane edilecek bir şey yok.

Herkesin altında son model araçlar var. Kara yolları da geçmişle kıyaslanamayacak durumdalar. Havaalanı gibi yollarımız mevcut. Tüm bunlar varken kazalar konusunda sürücü hataları dışında bir neden bulmak çok zor. Demek ki hata sürücülerdedir. Sürat, tecrübesizlik ve uygunsuzluk kazaların sebebidir.”

Dedikleri böyle…

Suat Er, “işe yabancı bir” isim değil… Tam aksine “işin içinde” denilebilecek bir isim…

Yaptığı tespite güvenmek gerek.

Aslında böylesi bir tespitte bulunmak için “işin içinde” olmaya falan gerek yok.

Başkan Suat Er’in söyledikleri herkesin bildiği gerçekler.

Evet… Bugün trafiğe çıkan araçlar eskisi gibi değil…

Aralarında “trafiğe çıkması sakıncalı” denilebilecekler var.

Ancak sayıları çok değil…

Araçların büyük bölümü “gelişmiş” denilebilecek türden…

Yolların durumu da aynı… Geçmişle kıyaslamak olanaksız…

“Çift yönlü trafiğe açık” olan kara yollarının sayısı “yok” denilecek kadar az… Onlarda da trafik yoğunluğu fazla değil…

Ulaşım ağının ana hatlarını oluşturan kara yollarının tamamına yakını “otoban” ya da “bölünmüş yok” konumunda.

Doğal olarak gerek araçların gerekse yolların “kaza nedeni” olma olasılığı çok düşük.

Araçlarda ve yollarda “kazaya davet” denilebilecek bir şey yok.

O zaman geriye ne kalıyor?

Soruyu yanıtlamak için düşünmeye gerek yok.

“Kaza nedenleri” konusunda tek seçenek var.

O da sürücüler.

Oda Başkanı da bunu söylüyor.

Kazaların ana nedeni belli olduğuna göre “önlem” aranırken üzerinde durulacak olan da bellidir.

Sürücülere yönelik önlemler gerekiyor.

Bu konuda “uyarı” dışında yapılan pek bir şey yok.

O da bir işe yaramıyor.

Artık somut bir şeyler yapmak gerek…

Yalnız bu “bugünden yarına yapılabilecek bir iş” değil…

Bugün de “tatilden dönüş günü…”

Bayram öncesi kadar olur mu bilemeyiz… Ancak kara yollarındaki trafik yine olağanının dışında olur.

Onun için yine “kaza endişesi” oluşmuş durumda...

Şu an için “sürücüleri uyarmak” dışında yapılabilecek bir şey de yok.

“Aman dikkat” deniliyor.

Uyarıların ne ölçüde dikkate alınacağını bilemiyoruz.

Umarız ki, trafiğe çıkan sürücüler gereken özeni gösterirler.

Umarız ki, tatil dönüşü trafiğinde bu kez korkulan başa gelmez.