Dünkü gazetemizin manşetinde yer alan haberden de anlaşılacağı üzere bundan yaklaşık 8 yıl önce tanıştığımız Yüksek Hızlı Tren’in yerli ve millisini yaparak 2 yıl içerisinde raylarda görebileceğimizden söz ediliyor. İşin doğrusu şu ki bunu yapabilecek bilgi ve birikimin ötesinde teknolojik gelişimi de sağlayabiliriz. Çünkü bizim milletimiz öyle bir millettir ki, “Yeter ki kendine güvenildiğini hissetsin, yeter ki kendisine biraz imkan sağlansın yapamayacağı, başaramayacağı bir şey yoktur.” 139 günde ilk yerli milli otomobil olan DEVRİM’den 2 adet yapabilen bir kurumun bugünkü şartlarda ilk yerli ve milli YHT setlerini raylara indirmemesi için hiçbir sebep yok.
TÜLOMSAŞ dediğimiz kurum öyle üç- beş yıllık derme çatma bir şey değil. Bu ülkenin demiryolculuk tarihinde adı altın harfler ile yazılacak, ülkenin milli kurtuluş savaşı yıllarında destansı başarıların kazanılmasında en önemli pay sahiplerinden biri olma özelliğine sahip. Bugün sahip olduğumuz yerli ve milli kurumları sayarken kesinlikle ilk 5’in içine yazılabilecek kurumlardan biri olan TÜLOMSAŞ umut ediyor ve diliyorum ki bu ülkenin çocuklarıyla bu ülkenin ilk yerli ve milli YHT’sini raylara indirmeyi başarır. Bu gururun önemli bir parçası da Eskişehir olur…
***
BUTERAZİ BU AĞIRLIĞI ÇEKMEZ
Eskişehir 844 bin nüfusa sahip bir kent. TÜİK’in en son verilerine bakılarak yapılan değerlendirmeler sonucunda nüfusumuzun geldiği noktadan söz ediyorum. Bu nüfusun sahip olduğu araç sayısı ne kadar? Bu sorunun cevabını da yine TÜİK verileri önümüze koyuyor. Eskişehir’de geçtiğimiz Ocak ayında trafiğe kayıtlı araç sayısı 260 bin civarında. Yani dört kişiden daha az kişiye bir araç düşecek sayıya ulaşmışız. Bu terazi bu ağırlığı kaldırır mı? Çok zor. Bugün pek çoğumuzun şikayet ettiği, kardın ağrısı haline getirdiği trafikteki sıkışıklığın önlenmesi için acil eylem planları yapmak zorundayız. Sadece şu kadar söyleyeyim zaman zaman trafik Cumhuriyet Bulvarı’nda ise TEM trafiğini ya da İstanbul trafiğini andırıyor, Ertaş Caddesi’nde iseniz Yeni Delhi görüntüleri ile karşılaştırabiliyorsunuz manzarayı. Şaka yaptığımı falan sanmayın gerçekten öyle. Caddeler ikili hatta üçlü parka çoktan geçmiş, bir taraftan tek şeritten akmak zorunda kalan trafik vesaire vesaire.. Kısacası çözüm şart, hem de acilen bugünden yarına atılması gereken adımlar var.
***
BİR ALO YETER Mİ ?
Son günlerde bu konuyu sütunlarımda birkaç kez gündeme getirdim. Alo ile dolandırıcılık ahlaksızlığı ve alçaklığı üzerinde durdum. Ama bu ahlaksızlar ile ilgili yapılabilecek bir şey de yok. Bu konturlu telefonlar olduğu sürece, hat almanın bu kadar kolay olmasının önüne geçilemediği sürece, bu saatten sonra geçilse bile değişen bir şey olmaz ya neyse…
Bankalar uyarıyor, emniyet uyarıyor, belediyeler uyarıyor, valilik uyarıyor. Buna rağmen ahlaksızların oltasına takılan vatandaşlarımız olmuyor değil. Bir alo ile servetini dolandırıcılara kaptıranlar için üzülüyorum. Zira bu ülkenin gariban insanlarının kesesine uzatılan o eller gerçekten çok kirli. Artık bir ALO’YA o kirli ellere teslim olmaktan vazgeçmeliyiz.