Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, konuğumuz oldu sorularımızı yanıtladı. Anadolu Üniversitesi’nin köklü bir kurum olduğunu ifade eden Adıgüzel, “Önümüzdeki süreçte en büyük hedefimiz, Anadolu Üniversitesi gibi köklü bir ekolü, yeni nesil programlarla geleceğin dünyasına taşımaktır. Hedefimizin merkezinde her zaman öğrenci istihdamı, dijital dönüşüm ve akademik kalite var” diye konuştu.

“Anadolu Üniversitesi’ni Eskişehir’den ayrı düşünmüyoruz”

Anadolu Üniversitesi’nin Eskişehir’e eğitim, sosyal ve ekonomik açıdan katkıları oldukça büyük. Eskişehir bir öğrenci şehri olarak anılıyor. Bu anlamda daha kapsamlı proje ve çalışmalarınız var mı?

Anadolu Üniversitesi ile Eskişehir arasında rakamların ötesinde, doğrudan şehir kültürü ve toplumsal hafıza üzerinden kurulan köklü ve çok güçlü bir bağ var. Şehrimizin "öğrenci kenti" kimliğini kazanmasında ve bu ruhun yaşatılmasında üniversitemizin payı yadsınamaz. Bu bağı daha da pekiştirmek adına; mezunlarımızı, öğrencilerimizi, yerel kurumlarımızı, sanayimizi, kültür ve sanat çevrelerini daha dinamik bir ekosistemde buluşturuyoruz.

Önümüzdeki dönemde bu bağı daha da güçlendirecek çalışmalar yapıyoruz. Mezunlarımızı, öğrencilerimizi, şehirdeki kurumları, sanayiyi, kültür ve sanat çevrelerini daha fazla bir araya getirmek istiyoruz. Kampüsümüzü şehirle daha çok buluşturan, öğrencilerimizin sosyal hayata katılımını artıran ve Eskişehir’in küresel marka değerine katkı sunan projeleri önemsiyoruz.

Biz Anadolu Üniversitesini Eskişehir’den ayrı düşünmüyoruz. Bu şehir bizim evimiz. Üniversitemizin ürettiği bilgi, kültür, sanat, spor ve insan kaynağı Eskişehir’e değer katmaya devam edecek.

“Çağın ötesinde bölümler öne çıkarıyoruz”

Yapay zeka ve dijital dönüşüm üniversite eğitimini nasıl etkiliyor?

Yapay zekâ ve dijital dönüşüm, yükseköğretimin bütün alanlarını yeniden şekillendiriyor. Ders anlatma biçimleri değişiyor. Ölçme ve değerlendirme yöntemleri dönüşüyor. Öğrencinin bilgiye ulaşma yolları çeşitleniyor. Akademik üretim yeni araçlarla destekleniyor.

Bu süreci doğru okuyan üniversiteler geleceğe daha güçlü hazırlanacak. Anadolu Üniversitesi bu alanda güçlü bir birikime sahip. Açıköğretim tecrübemiz, güçlü dijital öğrenme altyapımız ve teknolojiye uyum kabiliyetimiz, bu dönüşümde bizi öncü kılıyor.

Geleceğin dünyasını inşa edecek donanımlı genç beyinler yetiştirmek adına hem örgün hem de Açıköğretim altyapımızda çağın ötesinde bölümler öne çıkarıyoruz. Son bir yılda stratejik alanlara kaliteli insan kaynağı yetiştirecek, ikisi Açıköğretim Fakültesi’nde olmak üzere, 10’dan fazla yeni bölüm açtık. Açıköğretim Fakültemiz bünyesinde "Yapay Zekâ Destekli Kodlama" ve "Veri Görselleştirme ve Bilgi Tasarımı" ön lisans programlarını hayata geçirdik. Örgün öğretimde ise yeni Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu bünyesinde, dijital ekosistemin ve yaratıcı endüstrilerin kalbinde yer alan Yeni Medya ve İletişim Bölümünü, Dijital Oyun Tasarımı, Ön Yüz Yazılım Geliştirme Programı, Arka Yüz Yazılım Geliştirme Programı, Büyük Veri Analistliği Programı, Oyun Geliştirme ve Programlama Programı, Dijital Sağlık Sistemleri, Veri Bilimi ve Analitiği gibi stratejik bölümlerimizle öğrencilerimize küresel ölçekte rekabet gücü kazandırıyoruz.

Bu dönüşümün sadece öğrencilerimizle sınırlı kalmaması gerektiğine inanıyoruz. Kurumsal kapasitemizi ve araştırma ekosistemimizi güncel tutmak adına, kendi akademik ve idari kadromuza yönelik kapsamlı yapay zekâ hizmet içi eğitimleri ve özel eğitim programları düzenliyoruz. Böylece yapay zekayı üniversitemizin tüm hücrelerine entegre eden bütüncül bir yapı kuruyoruz. Tüm bölümlerimizde sektör ve yapay zekâ odaklı yeni dersler başlattık.

Ben yapay zekayı eğitimde insanın yerini alan bir unsur olarak görmüyorum. Doğru kullanıldığında öğrencinin öğrenme deneyimini zenginleştiren, akademisyenin üretimini destekleyen ve üniversitenin etki alanını genişleten güçlü bir imkân olarak görüyorum. Burada esas mesele teknolojiyi etik, güvenilir ve insan merkezli bir anlayışla kullanabilmek.

Bir öğrencinin neye ihtiyaç duyduğunu çok iyi biliyorum

Öğrencilerin kampüs yaşamını iyileştirmek için yeni projeler var mı?

Kampüs, sadece dersliklerden ibaret bir mekan değil, bir gencin kendini keşfettiği, sosyalleştiği ve hayata hazırlandığı bir yaşam alanıdır. Ben de bu üniversitenin koridorlarında yürümüş, bu sıralardan geçmiş bir mezun olarak, bir öğrencinin neye ihtiyaç duyduğunu ve kampüs hafızasının bir gencin hayatındaki yerini çok iyi biliyorum. Dolayısıyla kararlarımızı alırken her zaman öğrenci odaklı bir refleksle hareket ediyoruz. Öğrencilerimizin kampüste kaliteli ve daha uzun zaman geçirmesi için bir taraftan ders çalışma, etüt ve proje çalışmaları için alanlar oluştururken, diğer yandan da kültür, sanat ve sportif alanları hizmete açıyoruz.

Bu öğrenci merkezli yaklaşımımızın ve kampüs iklimine verdiğimiz değerin somut karşılığını, ulusal ölçekte yapılan bağımsız değerlendirmelerde de görmekten büyük gurur duyuyoruz. Nitekim üniversitemiz, yapılan son araştırmalara göre Öğrenci Memnuniyetinde Türkiye Üçüncüsü olarak çok önemli bir başarıya imza atmıştır. Öğrencilerimizin her anına eşlik eden kütüphanemizin %76,16’lık memnuniyet oranıyla Türkiye'de ilk 20 üniversite arasında yer alması, bilgiye ve konfora verdiğimiz önemin bir göstergesidir. Aynı zamanda "kampüste eşitlik" vizyonumuz doğrultusunda aldığımız 16 Engelsiz Bayrak Ödülü ve kütüphanemizdeki 386 binden fazla engelli dostu kaynakla, erişilebilirlik alanında öncü bir rol üstleniyoruz.

Üniversitemizde, öğrencilerimizin yaşam kalitesini artıran "Spor Dostu Kampüs" ve "Öğrenci Dostu Kampüs" konseptlerini titizlikle uygularken, onların en temel gereksinimleri olan barınma, beslenme ve ulaşım gibi konularda da yüksek bir hassasiyete sahibiz. Yunus Emre Kampüsümüze 17 Haziran’da YÖK tarafından “Spor Dostu Kampüs Ödülü” verildi. Yemekhane hizmetlerimizin kalitesini, besin değerini ve en önemlisi erişilebilirliğini sürekli olarak denetliyor, iyileştiriyoruz. Üniversite yemekhaneleri bağlamında en kaliteli ve ekonomik yemeği biz sunuyoruz. Ayrıca ihtiyaç sahibi tüm öğrencilerimize yemek bursu veriyoruz. Barınma süreçlerinde ise öğrencilerimizin mağduriyet yaşamaması adına ilgili tüm kamu kurumları ve paydaşlarımızla koordineli ve aktif bir iletişim yürütüyoruz. Öğrencilerimizin taleplerini kariyer merkezimiz, danışmanlık birimlerimiz ve kulüplerimiz aracılığıyla doğrudan, birinci ağızdan dinliyor; onların huzurlu, güvenli ve engelsiz bir kampüs ikliminde eğitim görmeleri için üzerimize düşen sorumluluğu sonuna kadar yerine getiriyoruz.

Eskişehir ortak akıl kültürüne sahip bir şehir

Şehir-üniversite iş birliğinin sağlanabildiğini düşünüyor musunuz? Bu iş birliğini güçlendirmek için çalışmalarınız olacak mı?

Eskişehir’de güçlü bir şehir-üniversite kültürü var. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi ile birlikte bu şehrin akademik gücünü temsil ediyor. Üniversitemizin akademik bilgisini şehrin tüm aktörlerinin tecrübesi ile birleştirmek gibi bir amacımız var. Kamu kurumlarıyla, yerel yönetimlerle, meslek kuruluşlarıyla ve sivil toplumla kurduğumuz ilişkiyi çok kıymetli buluyorum.

Son dönemde bunun güzel örneklerini yaşadık. Ortak etkinlikler, bilimsel toplantılar, Eskişehir Yapay Zekâ Zirvesi, Eskişehir Sempozyumu ve farklı paydaşlarla yürütülen çalışmalar bize şunu gösteriyor: Eskişehir ortak akıl kültürüne sahip bir şehir.

Biz bu iş birliğini daha da kurumsal hale getirmek istiyoruz. Üniversitemizin bilgisi, şehrimizin ihtiyaçlarıyla buluştuğunda ortaya çok değerli sonuçlar çıkıyor. Şehirle konuşan, şehirle birlikte üreten bir üniversite anlayışını sürdüreceğiz. Küçük bir örnek vermek gerekişe, Eczacılık Fakültemiz, Eskişehir’e gelen turistler ve tabi tüm halkımız çok beğenilen ürünler geliştirdi. Kolonya başta olmak üzere, parfüm, araç ve oda kokuları vb. çok geniş bir yelpazede ürünler hazırlandı ve satışa sunuldu.

Üniversitemizin Odunpazarı’nda üç tane müzesi var. Akademisyenlerimiz sergi, konser, kurs ve atölyelerle kampüs dışında da çok sayıda etkinlik düzenliyorlar. Geçtiğimiz günlerde Halkbilim Merkezimiz, 1200 kişilik Atatürk Kültür Merkezi’ni dolduran coşkulu Eskişehir halkına Türk Halk Dansları gösterisi yaptı. 100 kişilik halk dansları ekibinin tamamına yakını Eskişehir’deki farklı meslek gruplarından hemşerilerimizdi.

Şirketler artık mezunlarımıza sadece "Hangi bölümü bitirdin?" diye sormuyor…

Önümüzdeki süreçte üniversite adına en önemli hedefiniz nedir?

Bugün iş dünyası çok hızlı değişiyor ve artık sadece 4 yıllık bir üniversite diploması tek başına yeterli olmuyor. Şirketler artık mezunlarımıza sadece "Hangi bölümü bitirdin?" diye sormuyor; "O diploma dışında elinde hangi somut beceri var, tam olarak ne yapabiliyorsun?" sorusuna cevap arıyor. İşte biz de Anadolu Üniversitesi olarak bu sorunu kökten çözecek yenilikçi bir sistemi, Mikro Yeterlilikler modelini hayata geçirdik.

Çok yalın bir şekilde anlatmak gerekirse, mikro yeterlilik, diplomalarımızın yanına eklediğimiz, kısa süreli ve nokta atışı uzmanlık sertifikalarıdır. Şöyle düşünün: Diplomamız öğrencimizin genel olarak "kim olduğunu" ve ne eğitimi aldığını gösterir. Mikro yeterlilik ise o öğrencinin "tam olarak ne iş yapabildiğini" kanıtlar. Bu sistemde öğrencilerimiz, kendi ana bölümlerinin dışına çıkıp geleceğin dünyasında en çok aranan özel eğitim paketlerini tamamlıyorlar. Karşılığında da kâğıt bir sertifika yerine, dijital dünyada ve özgeçmişlerinde saniyeler içinde doğrulanabilen küresel "Dijital Rozetler" kazanıyorlar.

Böylece gençlerimiz, iş hayatına atılmadan önce ceplerini güncel becerilerle dolduruyor ve kendi yetkinliklerini adeta bir mimar gibi kendileri tasarlıyorlar. Üstelik bu sistem sadece öğrencilerimiz için değil, mezuniyetten sonra da hayatı boyunca kendini güncellemek isteyen herkes için harika bir "Yaşam Boyu Öğrenme" fırsatı sunuyor.

Anadolu Üniversitesi köklü bir kurum

Önümüzdeki süreçte en büyük hedefimiz, Anadolu Üniversitesi gibi köklü bir ekolü, bu ve benzeri yeni nesil programlarla geleceğin dünyasına taşımaktır. Hedefimizin merkezinde her zaman öğrenci istihdamı, dijital dönüşüm ve akademik kalite var.

Nitekim bu yenilikçi adımları atarken arkamızda çok güçlü bir akademik başarı ivmesi de bulunuyor. Uluslararası değerlendirme platformları SCOPUS ve Web of Science verilerine göre Anadolu Üniversitesi Türkiye'nin en saygın kurumları arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

SCIMAGO sıralamasına göre, Türkiye'deki üniversiteler arasında 18. sıradayız ve en yüksek bilimsel etkiyi temsil eden Q1 kategorisinde yer alıyoruz. Özellikle sosyal bilimler ve eğitim alanında çok ciddi bir gücümüz var; eğitim çalışmalarında Türkiye 3’üncüsü, sosyoloji ve politik bilimlerde 4’üncüsü, psikoloji ve sosyal bilimlerde ise Türkiye 7’ncisiyiz. “QS Dünya Üniversiteleri Sıralamaları”nda 2027 listesinde, Türkiye’den Eğitim Alanında ilk 500’e giren üniversitelerde 5. sıradayız.

Ayrıca son 4 yılda akademisyenlerimiz yaklaşık 2.500 bilimsel makale yayımladı ve bu yayınların %64'ü dünyanın en prestijli akademik dergilerinde yer aldı. Atıf alma oranlarımız da şu an dünya ortalamasının üzerinde seyrediyor.

Bundan sonraki süreçte de en önemli hedefimiz Anadolu Üniversitesini daha görünür, daha üretken ve daha etkili bir noktaya taşımaktır. Bu hedefin merkezinde öğrenci var. Akademik kalite var. Dijital dönüşüm var. Uluslararasılaşma var. Yaşam boyu öğrenme var. Anadolu Üniversitesi köklü bir kurum. Bu köklü yapıyı geleceğin ihtiyaçlarıyla buluşturmak istiyoruz. Ben Anadolu Üniversitesini bir ekol olarak görüyorum. Bu ekolün gelecekte de güçlü biçimde var olması için çalışıyoruz.

Anadolu Üniversitesi’nin lider olduğu öncelikli alanlar var. Açıköğretim, özel eğitim, animasyon, oyun tasarımı gibi. Ayrıca güzel sanatlar, iletişim bilimleri ve konservatuvar alanında özellikli bir üniversiteyiz. Bu alanları hem teknolojik hem de insan kaynağı yatırımı yaparak, yeni laboratuvarlar kurarak geliştirmeye devam ediyoruz. Dolayısıyla sıralamalardan daha önemli olan husus, mezunlarımızı en nitelikli biçimde yetiştirerek, en kısa zamanda aldıkları güçlü eğitime uygun bir şekilde sektörde kendilerine yer edinmiş olmalarıdır.

Siyasetin üniversite üzerinde etkisi var mı?

Siyasetin üniversite üzerinde etkisi var mı? Varsa bu etki sizce olumlu mu olumsuz etki mi yaratıyor?

Üniversiteler, doğası gereği bilginin üretildiği, nesnel düşüncenin harmanlandığı ve ülkenin entelektüel sermayesinin yetiştirildiği evrensel ve özerk kurumlardır. Bu bağlamda, üniversitelerin asıl odağı her zaman bilimsel üretim, akademik başarı, Ar-Ge faaliyetleri ve toplumsal fayda sağlamak olmalıdır. Akademi, günlük siyasi tartışmaların ve ideolojik kutuplaşmaların ötesinde, her zaman bilimin rehberliğinde hareket eden dinamik bir yapıya sahiptir.

Eskişehir’deki tüm kamu görevlileri ve tabi ki akademik yöneticiler bu memleket için en iyisini yapma gayretinde. Siyasetin amacı da bundan farklı değil. Devletimizin ve siyasi iradenin, akademinin önünü açacak projeleri desteklemesi, Ar-Ge bütçelerini büyütmesi ve milli hedefler doğrultusunda üniversiteleri teşvik etmesi akademi için her zaman olumlu ve itici bir güç yaratır. Bizim görevimiz, bu iki alan arasındaki dengeyi hassasiyetle koruyarak, bilimin nesnelliğinden ve akademik ciddiyetten ödün vermeden, devletimizin kalkınma vizyonuna ve milletimizin geleceğine en üst düzeyde katkı sunmaktır.

Üniversitelerin temel gündemi kalite olmalı

Üniversitelerin en önemli sorunu sizce nedir?

Türkiye’de yükseköğretim çok büyük bir genişleme yaşadı. Bugün ülkemizin her bölgesinde gençler üniversiteye erişebiliyor. Bu çok kıymetli bir kazanım. Bundan sonraki en önemli mesele, bu genişliği nitelik, derinlik ve güçlü araştırma kültürüyle desteklemektir.

Üniversitelerin temel gündemi kalite olmalı. Öğrencinin aldığı eğitimin niteliği, akademik üretimin etkisi, araştırma kapasitesi, mezunun iş dünyasındaki karşılığı ve üniversitenin toplumsal katkısı birlikte düşünülmeli.

Bir başka önemli başlık da değişime uyumdur. Dünya çok hızlı dönüşüyor. Üniversiteler bu dönüşümü takip eden kurumlar olarak kalmamalı. Yön veren kurumlar haline gelmeli. Biz bu bakış açısıyla hareket ediyoruz.

Anadolu Üniversitesi ile sanayi arasındaki iş birliği yeterli seviyede mi?

Üniversite-sanayi iş birliğinde güçlü bir zemine sahibiz. Eskişehir sanayi geleneği olan bir şehir. Anadolu Üniversitesi de farklı alanlarda güçlü akademik birikime sahip. Bu iki gücün daha fazla buluşması gerektiğini düşünüyorum.

Sanayi ile iş birliğini staj ve protokol düzeyinin ötesine taşımak istiyoruz. Ortak projeler, uygulamalı eğitim modelleri, araştırma çıktılarının sahaya aktarılması ve öğrencilerimizin sektörle erken dönemde temas kurması bizim için öncelikli başlıklar. Bunun için meslek odaları, barolar, medya kuruluşları ve tabi ki kamu ve özel şirketlerle iş birliği yaparak, mezun durumuna gelmeden öğrencilerimizin stajdan biraz daha etkili biçimde sahada tecrübe kazanmasını hedefliyoruz.

Üniversitemizdeki bilgiyi ticarileştirmek amacıyla kurmuş olduğumuz, Eskişehir ve bölgesindeki araştırma, teknoloji geliştirme, inovasyon ve teknoloji tabanlı girişimcilik faaliyetlerini desteklediğimiz, ARİNKOM adında bir TTO’muz var.

Öğrenci, akademisyen ve teknoloji tabanlı iş fikri olan bütün girişimcileri ANAÇ kuluçka merkezimizde, fikirden ürüne giden süreci işleterek destekliyoruz. Şimdi ise buna TEKMER’i (KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi) ekleyeceğiz. Başvurumuzu yaptık, KOSGEB Yönetim Kurulu kararını bekliyoruz. TEKMER’de dijitalleşeme ve yapay zekâ odaklı şirketleri bünyemizdeki toplayacağız. Devlet destek ve teşviklerinden yararlanmak isteyen girişimcilerin çok hızlı gelişen bu tematik alandaki yatırımlarını Eskişehir’e kazandırmış olacağız.

Mezunlarımız üniversite sanayi iş birliği noktasında çok kıymetli bir köprü kuruyor. Anadolu Üniversitesi mezunları bugün farklı sektörlerde önemli görevler üstleniyor. Onların tecrübesi öğrencilerimize yol gösteriyor. Bu ağı daha güçlü hale getirmek istiyoruz. Geçen ay Faydam İnovasyon A.Ş. ile pazarlama, ürün tasarımı ve piyasa araştırmaları vb. alanlarda yapay zekâ temelli çözümler geliştirmek ve üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlayan bir iş birliği protokolü imzalandık.

Öğrenciyi merkeze alan bir anlayışla hareket ediyoruz

Öğrencilerin beklentileri ne yönde oluyor? Üniversite öğrencilerinin barınma ve beslenme sorunları konusunda rektörlük olarak hangi adımları atıyorsunuz?

Öğrencilerimizin beklentileri çok yönlü. Nitelikli eğitim almak istiyorlar. Kampüste daha fazla sosyal imkan görmek istiyorlar. Kariyerlerine hazırlanmak istiyorlar. Aynı zamanda barınma, beslenme, ulaşım ve ekonomik koşullar konusunda destekleyici bir üniversite iklimi bekliyorlar.

Biz öğrenciyi merkeze alan bir anlayışla hareket ediyoruz. Yemekhane hizmetlerimizin niteliğini ve erişilebilirliğini önemsiyoruz. Yemek konusunda öğrencilerimizin Türkiye’nin en iyi kampüsünde olduklarını düşünüyorum. Sosyal destek mekanizmalarını güçlendirerek ihtiyaç sahibi tüm öğrencilerimizi destekliyoruz. Öğrencilerimizin taleplerini doğrudan dinliyoruz. Öğrenci kulüpleri, danışmanlık birimleri, kariyer merkezi ve ilgili daire başkanlıklarımız bu süreçte aktif çalışıyor.

Barınma konusu birçok kurumun birlikte ele alması gereken bir başlık. Yurt kapasitesi konusunda Eskişehir’de bir sorun bulunmuyor. Bu alanda ilgili kamu kurumlarıyla iletişim halindeyiz. Öğrencilerimizin huzurlu, güvenli ve verimli bir üniversite hayatı geçirmesi için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye gayret ediyoruz.

Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

Anadolu Üniversitesi, Eskişehir’in ve Türkiye’nin en kıymetli eğitim markalarından biridir. Bu üniversite, milyonlarca insanın hayatına dokunmuş büyük bir ailedir. Ben de bu ailenin bir mezunu olarak bugün rektörlük görevini yürütmekten büyük bir gurur duyuyor, bu büyük sorumluluğu bir vefa duygusuyla üstleniyorum.

Okuyucularımıza şunu söylemek isterim: Üniversiteler toplumun ortak değeridir. Anadolu Üniversitesi de bu ülkenin ortak birikimine katkı sunan güçlü bir kurumdur. Üniversitemiz; kaliteli eğitimi, akademik başarıları, araştırma faaliyetleri ve toplumsal katkıyı merkeze alan sosyal, kültürel ve sportif etkinlikleriyle şehrimize ve ülkemize değer katmaya devam etmektedir. Kapımız şehrimize, mezunlarımıza, öğrencilerimize ve tüm paydaşlarımıza açıktır.

Gençlerimize güveniyoruz. Akademisyenlerimizin emeğine inanıyoruz. Eskişehir’in potansiyelini çok değerli buluyoruz. Hep birlikte Anadolu Üniversitesini daha güçlü, daha üretken ve daha görünür bir geleceğe taşıyacağız.