Zaman zaman bunca sıkıntıya rağmen bu toplumun nasıl ayakta kaldığının sorgulandığını biliriz hepimiz. Ve çoğu kez hayatta şikayet etmediğimiz şey yoktur. Gördüğümüz dolambaçlı işler, bunca çürümüşlük, bunca duygusuzluk derken bazen yaşadıklarımızla içimiz kararır. Ama biliyorum ki bu toplumla iyiler her zaman kötülere galiptir. Bizi ayakta tutan o iyilerin hayır duaları, samimiyet ölçüleridir. Uzun bir hikaye yazmak mümkün bu konuda ama özetleyeyim. Beni dün sabah duygulandıran başka dünyalara götüren olayı.

Her zaman olduğu gibi sabah evden çıkıp otobüs durağına geldim. Her zaman olduğu gibi otobüse binip boş bir yer bulup oturdum. Halk otobüsü şoförü neşeli orta yaş üstü, emekli muhtemel araç sahibi birisi. Duraklardan birine geldiğinde aşağıda gözlüklü, bastonlu yaşı 75’in üzerinde bir adam otobüs bekliyor. Takıldı ona “Hadi bin bakalım, gençlik ne kadar güzel değil mi?” dedi. Adamcağız güçlükle otobüsün merdivenlerinden çıktı, elindeki kartı şoföre uzattı. Şoför kendisine “Senin yaşındakiler, ücretsiz kart alıyor sen niye almadın?” diye sordu. Amca gayet sessiz bir ifadeyle “Benim emekli maaşım var, ondan” cevabını verdi. Sonra şoför “Ben nicelerini bilirim, adamın 10 tane dairesi var, arabası var yinede bu haktan yararlanıyor!” deyince amca yine “Olsun benim emekli maaşım var” diye karşılık verdi.

O arada genç bir kadın ona kendi yerini verdi. Adamcağız mahcup “böylesini beklemiyordum sen otur kızım” diye seslense de güçlükle oturtuldu. Yeter mi? Yetmez. Devlet Hastanesi’nde inecek olan adamcağız, erkenden yerinden kalkınca şoför “Sen otur, ben seni indiririm önden” dediyse de aldığı cevap hepimize ders olacak nitelikteydi, “Ben kuralları çiğnemeyeyim. Ne olur ne olmaz!” Halk otobüsünün içindeki herkes şoktaydı. Sanki adamcağız sabahın erken saatlerinde araçta bulunan herkese ders vermek için özel olarak görevliydi…

Düşündüm ki bu ülkede, emekli maaşı olduğu için serbest kart almayı onuruna yediremeyecek kadar onurlu, kuralları çiğnememek için bastonuyla zorlukla yürüse bile dik durabilen iyi insanlar var. Belki basit, belki birileri için çok şey ifade etmeyecek bir hikaye gibi algılanabilir ama gerçek hiçte öyle değil. Bir onurlu adamın üç cümlesi aklımızı başımıza getirdi. Şükür ki böyle insanlarımız var.

+++

İADE-İ İTİBAR MESELESİ…

OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli yönetimi ve ESO Başkanı Savaş Özaydemir ile birlikte önceki gün sabah bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıyı arkadaşlarımız yakından takip etti. Dün de bu toplantıdaki gelişmeleri manşetimizden duyurduk. Mesele çok basit. Eskişehir ilklerin şehri. Her ne kadar birlikte hareket etme kabiliyetimiz diğer illere göre zayıflamış olsa da pek çok alanda ürettiklerimizle bu şehrin dışarıdaki itibarı gerçekten çok büyük.

İşte o ilklerden biri ilk yüzde yüz yerli Türk Mühendisleri’nin imal ettiği DEVRİM otomobilidir. Türkiye  darbe yönetiminin bir emirle yaptırdığı, bir emirle de akim bıraktığı DEVRİM’in üzerinden 56 yıl geçmiş olmasına rağmen yine yeni yeniden bir yerli otomobil yapmak için bu defa daha azimli ve kararlı tutum içerisindeyiz ülke olarak. Yerli ve milli otomobil markasını üretmek için kollar sıvandı. Eskişehir geçmişte akim kalan projenin iade-i itibarı için bu işe talip. Bu talebi OSB yönetimi kamuoyuna çeşitli vesileler ile duyurmak istiyor. İşte toplantının ana teması da yarım kalmış hikayenin devamından ibarettir. Umarım bu çabalara sadece sanayicilerin değil bu şehrin diğer aktörlerinin de katkıları olur… Olursa ne güzel olur…