Son tahlil der ki: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesi yok sayılmıştır.”

Geride kalan haftanın en önemli gelişmesi olarak kabul edilen bu kaos belli ki haftalarca da enerjisini kaybetmeyecek.

Meşruiyet kavramının içinin boşaltıldığını iddia edenlerin sol yumruğu belli ki havada kaldı.

Şimdi bakınca şaibeli olarak değerlendirilen son kurultaydan sonra koltuğunu Özgür Özel’e bırakan Kemal Kılıçdaroğlu evine gidip 15 Temmuz’da yaptığı gibi tüm gelişmeleri televizyon karşısında sessizce izledi mi?

Hakikaten böyle düşünenleriniz var mı?

Kılıçdaroğlu o günden bugüne gelineceğini daha ertesi sabah biliyordu bence.

Sabırla bekledi.

Evet, böyle düşünen ciddi bir kitle var. Hatta tüm bu olanların iktidar partisinin iradesi ve işareti ile gerçekleştiğini düşünenler bugün Ankara sokaklarında bir irade sergiliyor.

Gelin görün ki bunca yükselen sese, bunca tepkiye ve alenen “İstemiyoruz!” duruşuna inatla dimdik duran ve “Geliyorum!” diyen bir Kemal Kılıçdaroğlu var.

Hukuki bir sürecin neticesinden daha büyük bir tavır var ortada.

Olmayan ne?

İtiraf edeyim bir partiyi oluşturan binlerce teşkilat üyesi, milletvekili ve tüm oluşumlar alenen Özgür Özel’i desteklerken bu yolu yalnız yürüyeceğimden emin olur ve geri dururum.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun siyasi profiline baktığımda hiçbir dönem bu denli bir dik duruş görmemiştik.

Adeta sırtından itekleyen görünmeyen eller var.

İki göğsünün arasına kendine birkaç beden büyük gelen bir yürek sıkıştırılmış.

Zira bizim tanıdığımız Kılıçdaroğlu bu değil.

Bir diğer dikkati çeken ise Eskişehir Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Talat Yalaz…

Her durumda siyasi anlayışı sokakları işaret etmek olan Sayın Yalaz, inanılmaz gür bir sesle Ankara’da Genel merkez önünde de TOMA’lardan sıkılan su ve biber gazına maruz kalınan en ön sıradaydı.

Ama sever Talat Yalaz sokakları yürüyüşleri, sloganları…

Sesi de gür çıkar. Normal sakin bir basın toplantısında bile adeta bir balkon konuşması yapıyormuşçasına sesi yüksektir.

Bu sefer daha da yüksekti.

Üç gün Eskişehir il başkanlığında başı dimdik, sesi son desibel varlık gösteren Talat Yalaz inandığı davayı o kadar tavizsiz savunuyor ki kendine hayran bırakıyor.

Peki, Recep Taşel olsaydı ne olurdu?

Düşünmek bile istemiyorum.

Eskişehirli partililer kendi kendine çay içip konuşurlar ve dağılırlardı.

Örgüt diyerek anlamlandırdıkları o kavramın vücudu asla olmazdı.

Demem o ki bugün ki bu kaosu Eskişehir özelinde en çok sahiplenen Talat Yalaz.

Tarih gösteriyor ki Cumhuriyet Halk Partisi örgütü zor bir sınavdan geçiyor.

Ama sonrasını öngörmek de inanın hiç güç değil.

Sayın Kılıçdaroğlu bugün yüreklilik gösterip Özgür Özel’i destekleyen hiç kimseyi bu partide barındırmaz gibi. Ve maalesef liste başında Talat Yalaz var gibi…

Daha acı bir şey söyleyeyim mi kıymetli dostlar,

Sayın Kılıçdaroğlu’na hakaret ettiği için aylarca hapis yatan kimler var? Ve gelin görün ki bugün başkanları olmayı inatla ısrar ettiği bu örgüt, kendisine hainlikten tutun da sonuna noktalı virgül koyarak devam eden ne hakaretler sıralıyor…

Cumhuriyet Halk Partisi seçime kadar temizlik yapıp ayıklanıp, pardon arınıp güya kimseyi küstürmeden bu sınavdan çıkabilecek mi hep birlikte göreceğiz.

Ama bir gazeteciyi yumruklayan Ali Mahir Başarır’ı unutmayacağız.

Kalın sağlıcakla…