Pazar günü ölmek yasak…
Özellikle de kadınsanız.

Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nin morg katında bir duyuru asılmış.

Geçtiğimiz günlerde bir yakınımız için morga indim.

Görünce çok şaşırdım.

Küçük, sıradan bir kâğıt değil aslında…

Çok şey anlatıyor.

Şöyle diyor:

“Cenaze yakınlarının dikkatine! Hastanemizde pazar günleri ve resmî tatillerde bayan cenaze yıkama ve kefenleme hizmetimiz yoktur.”

İnsan okuyunca bir an duruyor.

Sonra tekrar okuyor.

Belki yanlış anlamışımdır diye üçüncü kez bakıyor.

Ama yok…

Gayet net.

Demek ki kadınlar için ölüm mesaisi hafta içi.
Pazar günüyseniz kusura bakmayın.
Resmî tatildeyseniz biraz bekleyin.
Mümkünse pazartesi sabahına kadar ölümü erteleyin.

Bu nasıl bir cümledir Allah aşkına?

Ülkede kadınların hayatın her alanında ikinci plana itildiğine, ayrımcılığa uğradığına yıllardır şahit oluyoruz da…

Ölünün bile cinsiyete göre hizmet alabildiği bir noktaya geldiğimizi ilk kez görüyorum.

Düşünün…

Erkek cenazesi için sistem işliyor.

Ama kadın cenazesi olunca devlet diyor ki:
“Bugün hizmet veremiyoruz.”

Neden?
Çünkü takvimde kırmızı gün var.

Ölümün nöbet sistemi mi olur?
Acının mesai saati mi olur?
Yakınını kaybetmiş insanın karşısına böyle bir yazı koymak hangi vicdana sığar?

Asıl soru ise şu:

Kadın gassal her yerde var.

Belediyelerde var, müftülüklerde var, hastanelerde var.

İnsan kaynak mı bulamadınız, organizasyon mu yapamadınız, yoksa bunu gerçekten normal mi gördünüz?

Birileri oturmuş, bu yazıyı hazırlamış.
Birileri onay vermiş.
Birileri de gidip morg duvarına asmış.

Ve hiç kimse dönüp “Biz ne yapıyoruz?” dememiş.

Kadın yaşarken ayrı mücadele veriyor.
Çalışırken ayrı.
Sokakta ayrı.
Hastanede ayrı.

Şimdi anlaşılan o ki ölürken bile ayrı.

Yakında yeni duyurular görürsek şaşırmayacağım:

“Kadınlarımızın resmî tatil dışında vefat etmeleri önemle rica olunur.”

Belki altına küçük bir not da eklerler:

“Anlayışınız için teşekkür ederiz.”

Gerçekten akıl tutulması.

Bakın burada kimse imkânsızlığa laf etmiyor.

Personel eksikliği olur, organizasyon problemi olur, geçici kriz olur.

Bunlar açıkça anlatılır.

İnsan da anlar.

Ama bunu böyle soğuk, mekanik ve normal bir uygulamaymış gibi duyuruya çevirmek başka bir şeydir.

Çünkü o kâğıdı okuyan insanın canı zaten yanıyor.

Belki annesini kaybetmiş, belki eşini, belki kızını…

Sen bir de dönüp diyorsun ki:

“Bugün kadınlara hizmet yok.”

Bu cümle bir kamu kurumuna yakışmıyor.
Bu cümle insanlığa yakışmıyor.
Bu cümle vicdana hiç yakışmıyor.

Ölünün bile kadın erkek diye ayrıldığı bir yerde kimse bize eşitlikten söz etmesin.

Hastane yönetimi bu konuda acilen açıklama yapmalı, gerekli düzenlemeyi derhâl sağlamalı ve bu ayıbı ortadan kaldırmalıdır.

Çünkü bazı şeyler yalnızca “eksiklik” değildir.
Bazı şeyler düpedüz zihniyet meselesidir.

Ve kusura bakmayın…
Ölüye bile nöbetli ayrımcılık yapan bir anlayışın savunulacak hiçbir tarafı yoktur.