Bazı ihmaller vardır; sadece bir eksiklik değildir, aynı zamanda insanın onurunu da yorar. Hele ki söz konusu engelli bireylerse, yapılan her gecikme, gösterilmeyen her ilgi daha da ağır hissedilir.

Geçtiğimiz günlerde bir yakınımın yaşadığı olay tam da bunu düşündürdü bana. Yüzde 40’ın üzerinde engeli bulunan, 60 yaşını geçmiş bir vatandaş engelli kimlik kartı başvurusu yapıyor. Elbette teknolojiyi herkes aynı kolaylıkla kullanamıyor. Bu nedenle başvuruyu da bir yakını aracılığıyla e-Devlet üzerinden gerçekleştiriyor. Buraya kadar her şey normal.

Ancak sorun tam da bundan sonra başlıyor.

Başvurunun ardından kartın basıldığına, ilgili şubeye teslim edildiğine ya da teslim alınabileceğine dair ne bir mesaj gönderiliyor ne bir telefon açılıyor ne de sistem üzerinde bilgilendirici bir ibare yer alıyor. Günler geçiyor, insanlar “Acaba işlem sonuçlandı mı?” diye sürekli kontrol etmek zorunda kalıyor.

Peki neden?

Zaten yaşamını çeşitli zorluklarla sürdürmeye çalışan insanlara bir kısa mesaj göndermek bu kadar mı zor? Hele ki bu hizmetten faydalanmaya çalışan bireylerin büyük kısmı yaş almış, yürümekte zorlanan, kimi zaman tekerlekli sandalye kullanan insanlar iken…

Bugün kamu hizmetlerinin temel amacı vatandaşın hayatını kolaylaştırmak olmalı. Özellikle de dezavantajlı bireylerin. Ancak bazen öyle bir tabloyla karşılaşıyoruz ki insanlar hizmet almak için mücadele etmek zorunda bırakılıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlükleri toplumun en hassas kesimlerine dokunan kurumlar arasında yer alıyor. Bu nedenle burada çalışan herkesin yalnızca evrak değil, insan taşıdığını unutmaması gerekiyor. Çünkü engelli bireyler için atılmayan küçük bir adım bile onların hayatında büyük bir zorluğa dönüşebiliyor.

Bugün teknoloji çağındayız. Bankalar saniyeler içinde mesaj atabiliyor, kargo şirketleri ürünün hangi sokakta olduğunu bildirebiliyor. O halde engelli bir vatandaşın kimlik kartının hazır olduğunu haber vermek neden hâlâ bu kadar zor?

Asıl mesele sadece bir kart meselesi değil. Asıl mesele, insanların kendilerini değerli hissedip hissetmemesi.

Engelli bireyleri topluma kazandırmaktan, fırsat eşitliğinden, sosyal duyarlılıktan sık sık söz ediyoruz. Fakat bu sözlerin gerçek bir karşılığı olması için önce küçük ama önemli detayları çözmemiz gerekiyor. Çünkü bazen bir mesaj atılmaması bile bir insanın devlete olan güvenini kırabiliyor.

Unutmamalıyız ki sosyal devlet, sadece hizmet veren değil; vatandaşının yerine kendini koyabilen devlettir.