Merhaba.
Bu satırlarda bundan sonra sizlerle buluşacak olmanın heyecanını taşıyorum. Düşüncelerimi paylaşma imkânı sunan Şehir Gazetesi’ne de içtenlikle teşekkür ederim. Bazen bir şehri anlatmak için uzun cümlelere değil, doğru anlara ihtiyaç vardır. Ben de Eskişehir’i, tam da o anların içinden anlatmaya çalışacağım.
Geçtiğimiz günlerde, bu şehrin sessiz ama anlamlı anlarından birine tanıklık ettim.
Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen “81 İlde Kitap Okuyoruz” etkinliği…
İlk bakışta oldukça sade bir etkinlik gibi görünebilir. İnsanlar bir araya geliyor ve kitap okuyor. Ama biraz dikkatle bakınca, aslında bunun çok daha fazlası olduğunu fark ediyorsunuz. Aynı anda, aynı niyetle, aynı sessizliğin içinde buluşan insanlar… Her biri farklı hayatlara sahip, farklı hikâyelerden gelen ama aynı sayfada birleşen.
Belki de en çok bu etkiledi beni.
Çünkü kitap okumak, benim için hiçbir zaman sadece bir alışkanlık olmadı. Daha çok, insanın kendine doğru çıktığı bir yolculuk gibi… Bazen hiç bilmediğiniz bir hayatın içine girersiniz, bazen de kendi içinizde unuttuğunuz bir duyguyla karşılaşırsınız.
Etkinlik kapsamında yapılan konuşmalarda da vurgulandığı gibi, kütüphaneler artık yalnızca kitapların saklandığı yerler değil. Aksine, düşüncenin şekillendiği, merakın büyüdüğü ve insanın kendini geliştirdiği canlı alanlar. Basılı kaynakların yanı sıra dijital dünyaya açılan kapılarıyla, geçmişi korurken geleceğe de ışık tutuyorlar.
Osmanlıca eserlerin, yerel gazetelerin, el yazmalarının dijital ortama aktarılması… Bunlar sadece teknik gelişmeler değil; aslında bir hafızanın korunması demek. Bir şehrin, bir toplumun, hatta bir insanın unutulmaması demek.
Ama tüm bunların ötesinde, bence asıl mesele şu:
Biz bu imkânların ne kadar farkındayız?
Günlük hayatın telaşı içinde çoğu zaman kendimize ayıracak birkaç dakikayı bile zor buluyoruz. Oysa belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, tam da o birkaç dakika. Bir kitabın sayfaları arasında kaybolmak değil, aslında kendimizi bulmak için…
“81 İlde Kitap Okuyoruz” etkinliği bana şunu düşündürdü: Belki de hepimizin aynı anda biraz yavaşlamaya, aynı anda düşünmeye ve aynı anda bir hikâyede buluşmaya ihtiyacı var.
Ve belki de bu yüzden…
Bir şehir en çok, sessizce okuyan insanlarıyla güzeldir.