Rakam açıklandı. Emeklilere Kurban Bayramı öncesi verilecek ikramiye 4 bin lira. Kâğıt üzerinde yazınca büyük görünüyor olabilir. Ama pazara çıkınca, kasaba uğrayınca, faturaları masaya koyunca gerçeğin rakamlarla ilgisi kalmıyor.
Bir bayram düşünün… Torununa bir çift ayakkabı almak isteyen dedenin cebinde hesap makinesi var. Market poşetini doldurmadan önce etiketlere bakıp vazgeçen ninelerin bayram sevincinden söz ediyoruz. Çünkü bugün birçok emekli için ikramiye, bayram hazırlığı değil; gecikmiş faturanın bir kısmı, eczane borcu, kredi kartı asgarisi ya da mahalle bakkalına olan veresiye demek.
Oysa bayram ikramiyesi çıktığında amaç başkaydı. İnsanlar bayramı biraz daha rahat geçirsin, yüzü gülsün, evine misafir ağırlasın, torununa harçlık versin diye düşünülmüştü. Şimdi ise o para daha hesaba yatmadan çoktan bölüştürülmüş durumda. Elektrik alacak, doğalgaz bekliyor, mutfak masrafı sırada.
2020 yılında tek ikramiyeyle kurban kesebilen vatandaş vardı. Bugün 4 bin lira, kurban bedelinin ancak küçük bir kısmına yetiyor. Sayı büyüdü ama değer küçüldü. İşte asıl mesele burada başlıyor. Çünkü vatandaş cebindeki banknota değil, onun ne alabildiğine bakar.
En acı cümleyi ise emekliler kuruyor: “Bayram geldi diye sevinemiyoruz.” Bir ülke için bundan daha ağır bir tablo olabilir mi? Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, ülkeye omuz vermiş insanlar, ömrünün sonbaharında huzur arıyor. Lüks değil. Gösteriş değil. Sadece insanca yaşamak, kimseye muhtaç olmadan nefes almak istiyor.
Yaşlılık dönemi insanın en çok güvene ihtiyaç duyduğu çağdır. İlaç gerekir, sağlık gerekir, sıcak bir ev gerekir, huzur gerekir. Ama bugün birçok emekli ay sonunu getirme telaşıyla yaşam mücadelesi veriyor. Emekli maaşı yetmiyor, ikramiye nefes olmuyor, umut ise her geçen gün biraz daha azalıyor.
Bayramlar paylaşmanın günüdür. Ama milyonlarca emekli için artık bayram, eksikleri hatırlatan bir takvim yaprağına dönüştü.
Dört bin lira verildi diye sorun çözülmüş olmuyor. Çünkü mesele rakam değil, hayatın gerçeği. Ve o gerçek şunu söylüyor: Emeklinin sofrası küçülürse, bu toplumun vicdanı da küçülür.