“Bir garip ölmüş diyeler/ Üç günden sonra duyalar/ Soğuk suyla yuyalar/ Şöyle garip bencileyin” diyor bu topraklara söyledikleriyle, yaşadıkları ve yaşattığı hoşgörüyle insanlık mührü vuran Yunus Emre. Garipliğin, yoksulluğun, hoşgörünün, yüce gönüllü temsilcisi Yunus Emre’nin gözyaşı, iman ve ahlakıyla yoğurduğu bu topraklarda acaba “donarak ölen birine” rastlarmıydık bir daha… Haberimiz bile olmamış Doğan’ın ölümünden…
Kimlerin haberi olmuş derseniz, yine onun yolundan giden sokak müzisyenlerinin. Hiç tanımam, görmüşlüğümde yok. Kendisiyle ilgili olumlu veya olumsuz bir görüşe sahip olmadığım ama adının sadece “Doğan” olduğunu öğrendiğimiz bir vatandaşımız bu şehirde donarak yaşamını yitirmiş, tıpkı Yunus Emre’nin asırlar öncesinde söylediği gibi…
Sahi “Doğan’ın donarak ölümünden” kendini sorumlu hisseden birileri var mıdır? En azından bu konuda vicdan yapan birileri çıkar mı, Doğan’ı tanıyan gençlerin dışında. Sahi başka Doğanlarımıza sahip çıkan olur mu? Hiç olmazsa Doğan’ın hatırına onlara sahip çıkanlar bulunur mu?
+++
SARICAKAYA BÜYÜK OYNUYOR…
Sarıcakaya Eskişehir’in en küçük ilçelerinden birisi. Sarıcakaya’nın da içinde olduğu Sakarya Vadisi’nin insanlarının önemli bir bölümü son 30 yıl içerisinde ekonomik yetersizlikler sebebiyle Esentepe, Sakintepe, Sütlüce ve Yeşiltepe mahallelerinde öbeklenmiş ve iş va aş kaygısıyla yerleşmiş durumda. Zira yetersiz araziler, tarımdaki maliyet artışları, elde edilen ürünlerin bazen yeterli karşılığının alınamaması bölge insanını zorunlu göçe yönlendirmiş.
Ancak son dönemde Sarıcakaya farklı bir yöne doğru gidiyor. Birincisi ATV turizminin kapıları açıldı. İkincisi bölgenin genişletilen yolları, gelişen seracılık ve bunun ötesinde alternatif ürün arayışları, yem yeşil doğası insanları Sarıcakaya’ya çağırıyor. Bu çağrı öyle sıradan bir çağrı değil. İstanbul'da 26-29 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilecek EMİTT Turizm Fuarında Sarıcakaya’da olacak. Sarıcakaya büyük oynuyor diğer ilçelere duyurulur.
+++
GEZDİM ÇARŞI PAZARI, DURUM(?!)
Dün şöyle bir çarşı turu yaptım. Alıcı gözüyle baktım çarşı-pazardaki esnafın durumuna. Nerede ise her işyerinin camları boydan boya kampanya içeren reklamlar ile dolu.İkinci ürünü alana yüzde 50 kampanyası mı dersiniz, ilk elde yüzde 50 indirim yapıp ikinci ürüne de onun yüzde 50’sini isteyen mi ararsınız? Yine de tüm bu kampanyalara rağmen çarşıda beklenen hareketi gördüm demek için çok iyımser olmak gerek.
Bu arada fark ettiğim en önemli şey ise GSM şirketlerinin içi ve dışı. Telefon alanlar, hat yenileyenler, bilmeden aldığı bir başka telefonun internet üzerinden girdiği bir nokta ile ilgili borç ödeyenler ciddi kalabalık oluşturuyor.
Çarşı’da çığırtkanlıkta bitmiş neredeyse. Birkaç bağırana rastladım onlarda keyfe keder bağırıyorlar. Kalabalık var mı derseniz insanlar her zamanki gibi sokakta. Kısacası dün gezdiğim çarşı pazardan keyif almadım, her ne kadar eş-dost her zamanki samimiyeti ile izzet ve ikramda kusur etmese de…