Tepebaşı Belediyesi’ne düzenlenen yolsuzluk operasyonun üzerinden yaklaşık bir hafta geçti.
Bu süreçte şunlara tanık olduk:
- İlk gün tansiyon biraz yükselmişse de operasyonun gerekçeleri netlik kazanmaya başladıkça ortalık sessizliğe büründü. Bu noktada kamuoyunu şeffaf ve düzenli bir şekilde bilgilendiren Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın rolü son derece büyük.
- Kolluk kuvvetleri ile adli makamların çalışmalarını titizlikle sürdürdüğünden genel olarak hiç kimsenin şüphesi yok. Bu durumun soruşturma ve yargı sürecinin sağlıklı ilerlemesi kadar adalet sistemine olan güvenin sarsılmaması adına da son derece önemli olduğu muhakkak.
- Süreç içerisinde siyasilerimiz de önemli bir sınav verdi. Genel olarak yaşananları manipüle etmekten uzak, sorumluluk sahibi ve sağduyulu bir yaklaşım sergilediler.
- Ve son olarak efendim: Resmi makamlardan sistematik bir biçimde gelen açıklamalara rağmen müthiş bir bilgi kirliliğine tanık olduk ki bu durum hala son bulmuş değil.
Dedikodular almış başını gidiyor; yok şu da işin içinde varmış, yok bu da gözaltına alınmış…
Ne yaşatılan itibar kaybı, ne de suçsuzluk karinesi önemseniyor…
Nitekim yaşanan bu kritik süreçte fısıltı gazetesine değil, resmi makamlardan gelecek açıklamalara itibar edilmesi hususunda hepimizin daha hassas olması gerekiyor.
Yorum sizlerin.

BÖYLE VEDA OLMAZ
TFF 3. Lig play-off yarı final rövanş karşılaşmasında Ayvalıkgücü Belediyespor ile 0-0 berabere kalan Eskişehirspor, ilk maçta aldığı mağlubiyetin ardından toplam skorda 2-0 geriye düşerek 2. Lig hayaline veda ederken tüm şehir yasa boğuldu.
Ve o günden bugüne maçla ilgili çeşitli kritikler yapıldı.
Kimileri verilmeyen penaltımız da dahil olmak üzere hakem hataları maçın kaderini değiştirdi dedi, kimileri de yaşanan hayal kırıklığını futbolcuların motivasyonlarının düşük olmasına bağladı.
Her ikisi de olabilir hatta başka sebepler de ortaya konulabilir…
***
Ne var ki bendenizin esas takıldığı nokta “neden” elendiğimizden ziyade “nasıl” elendiğimiz.
1-0 yenilirsin, 2-0, hatta 3-0 da. Ve elenirsin.
Ama berabere kalarak elenemezsin, elenmemelisin.
Sonuçta oynanan bir puan maçı değil, eleme maçı. O yüzden de berabere kalarak elenmek ile mağlup olarak elenmek arasında hiçbir fark yok.
Baktın ki skoru değiştiremiyorsun; son on beş dakika oyun disiplininden koparsın. Tüm defans oyuncuları ve hatta kaleci de dahil rakip sahaya yerleşerek bütün riskleri alırsın.
***
Tamam; aldığın bu risk sonucunda kolay bir gol yiyerek elenebilirsin. Önemi yok, zaten eleneceksin.
Ama karambolden de olsa bulabileceğin bir golle neler değişir. Akabinde rakibin paniklemesi ve artan seyirci coşkusuyla turu geçmek içten bile değil.
Sonuç olarak rakiple berabere kalarak yaşadığımız bu vedayı mantığım asla kabul etmiyor.
Ve sanırım hiçbir zaman da kabul etmeyecek.
Yorum sizlerin…
Bendeniz yarın yine buradayım.
Beklerim efendim…

GÜNÜN SÖZÜ:
Sabrı öğrenmek de sabır işidir.
- Stanislaw J. Lee