“Şu anda bir felaketi yaşıyoruz.” diyerek ifade etmişti Cumhurbaşkanı Erdoğan. Bu felaket ifadesi Türkiye nüfusunun süratle düştüğünü işaret ediyordu.
Nüfusun kendini yenileme seviyesi 2,1 olması gerekirken gelinen noktada 1,48’e kadar gerilemesi felaket kanaati için kayda değerdi.
Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan yirmi yıl önce bile bu düşüşü öngörmüş ve katıldığı her nikahta “Üç çocuk” mesajı veriyordu.
Şimdi ise bu mesaj “En az üç çocuk” olarak güncellendi.
Belki de hakikaten bir felaket bu ama ülkenin aile yapısı, yaşam tarzı, hayat koşulları, en önemlisi ev ekonomisi bundan 20 sene, hatta otuz sene önceki gibi de değil.
‘Ev hanımı’ olgusu o kadar azaldı ki kadınlar evdeyse bile çalışmak zorunda.
Genellemek yanlış olsa da bu kanaat çoğunluk olarak değerlendirilebilir.
Bugüne kadar birçok istatistikte görünmeyen kadınlar iş hayatında 2025 istatistiklerine göre % 36.8 olarak belirlenmiş.
Tabii ki bu kayıtlı olan kısmı…
Oysa kayıt dışı o kadar çok iş ve işçi kadın var ki… Hatta belki de kayıtlı rakamlarından çok daha fazla.
Sistem, kadın istihdamını desteklerken kadını mecburen evden uzaklaştırdı.
İstihdam edilen kadın sayısı her geçen yıl bir ülke için biraz daha övünülecek rakamlar olsa da arka planda yitirilen başka olgular, değişen bir toplumsal yaşam peşi sıra yerleşti.
Genele bakıldığında bu durum kişisel tasarruftan ziyade ekonomik bir mecburiyetten doğdu.
‘Orta direk’ olgusu zaten çoktan anlamını yitirirken ortalama bir ekonomik standart için bile eşlerden her ikisinin de çalışıyor olması toplumun normali, hatta elzemi haline geldi.
Diğer taraftan iş hayatı bir kadın için ekonomik sebepler kadar bir varlık gücü olarak da önemli.
“Kadın çalışıyorsa güçlüdür.” kanaati kaçınılmaz.
Ve işte geleneksel aile yapısı dejenere olurken okuldan gelen çocuğa kapıyı açan anneler azınlıkta kaldı.
İşten gelen anne çoğunlukta…
Dolayısı ile her biri birbirine bağlı olan ekonomi temelli sebepler kadını iş dünyasında olmak zorunda bıraktı.
Ve yine aynı sebepler ile beslenen çocuk sahibi olmama hatta olamamak…
Kadın eğitimli tahsilli olmalıydı, tahsilli kadın meslek sahibi olmalı ve çalışmalıydı.
Olması gereken bu…
Ama çocuk sahibi olma fikri tüm bu geçerli sebeplerin içerisinde görüne görüne kayboldu.
Şimdi bir karar vermek lazım:
İş hayatında kadın mı?
Evde çocuk büyüten kadın mı?
Kadının gücü demişken kadınlar sizce hepsini yapabilecek kadar güçlü mü?
“Çocuk da yaparım kariyer de…” mottosu Türkiye’de artık kaç kadının gerçeği?
Dikkat ederseniz bir yeri tamir etmek yetmiyor, zincirin birçok halkası kopuk.
Genç nüfusun azalması, gençlerin umudunun azalması ile yarışır durumda.
Nüfusun azalması kadar diğer eksilen birçok önemli değeri de görmezden gelmemek lazım…