16 Nisan öncesi siyasi partilerin saha çalışmaları devam ediyor. Eskişehir’deki çalışmalar ile ilgili olarak, “Referanduma artık bir aydan biraz fazla zaman kaldı. Sahada herkes vites yükseltme peşinde. Gerek AK Parti, gerekse muhalefet cephesi çalışmalarına hız kazandırdı. Sahadaki kıran kırana yaşanan rekabete rağmen Eskişehir’deki demokratik yarış ortamı gelecek adına beni umutlandırıyor. Eleştiriler şu ana kadar siyasi nezaketin çıtasını düşürmedi. İnsanlar arasında öyle bir gerilim yok mümkün olduğunca ‘EVET’ cephesi de ‘HAYIR’ tarafı da tezlerini anlatma gayreti içerisindeler. Görebildiğim bu rekabet ortamı ayrışma yerine konuşabilmeyi mümkün kılıyor” diye yazmış ve “Bir seçim ortamından çok bir referandum ortamını yaşıyoruz” değerlendirmesinin altını kalın çizgilerle çizmiştim. Yapılan açıklamalardan ve sahadaki konuşma ve değerlendirmelerden de ortaya çıkıyor ki “referandum” çalışması yapmak, genel veya yerel seçim çalışması yapmaktan daha zor. Çünkü genel veya yerel seçimde konuşmaların pek çoğu projeler üzerinden değil siyasi söylemler üzerinden yürüyor, “referandum”da ise durum daha farklı. Teknik bilgi donanımına sahip olmanız ve karşınızdakini bilgilendirmeniz gerekiyor. Bir de kalabalık toplantılar yerine birebir ve daha dar alanda çalışma zorunluluğu var. Bu sebeple sahada çalışmak siyasiler için hiç de kolay değil.
+++
SİYASİ ARAYIŞIN RESMİ
Türkiye 16 Nisan’da sandığa gidiyor. Sistem değişikliği öngören yeni değişiklik paketi oylanacak. Bu sebeple de siyasiler çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu çalışmalar çerçevesinde MHP’den ihraç edilen genel başkan adaylarından Meral Akşener geçtiğimiz gün Eskişehir’deydi. Kendisini kalabalık bir topluluk dinledi. Dinleyenlerin resmine baktığımızda sadece MHP’nin muhalif kanadı değil diğer partilerin de etkili ve yetkili isimlerinin yanı sıra farklı siyasi görüşteki sıradan vatandaşları da gözlemlemek mümkündü. Ben Akşener’in referandum için ne dediğinden çok onun nasıl bir kitleye hitap ettiğini gözlemledim açıkçası. Kalabalığın sırrı biraz da iktidar partisinin eksikliğinden şikayet ettiği gerçekçi bir muhalif portre eksikliğinde yatıyor. Özetle bu durumu mevcut siyasi tablodaki memnuniyetsizlerin bir çıkış arayışı diye nitelendirmek mümkün. Benim gördüğüm bu… Önümüzdeki süreç ne getirir ne götürür bunu kestirmek ise çok zor.
+++
BU ÖFKE NEDİR YAHU…
Cumartesi günü Eskişehir’in gündemine iki ayrı bıçaklı saldırı haberi girdi. Birisinde ünlü bir besteci ve şoförü yaralanıp hayati tehlike kaydıyla ameliyat edilip yoğun bakıma alındı. Diğerinde ise bir vatandaş hayatını kaybetti. Her ikisi de gerçekten insanları endişelendiren olaylar. Birinde “platonik aşk iddiası”, diğerinde ise “arabaya tekme atma” iddiası var. Bu nedir Allah aşkına? Nasıl öfkeli bir toplum olduk? Sokaktan geçerken, otele girerken, evinize giderken, otobüse binerken kimle ve neyle karşılaşacağınızı kestiremiyorsunuz. Ne ünlü bestekarı bıçaklayan tanıyordur, ne de araca tekme atanı aracına tekme atılan, kim bilir? Bize garip şeyler oluyor. Sudan gerekçeler ile insan hayatına kast edebilecek kadar öfkenin sebebi gerçekten araştırılmaya değerdir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diyen bir milletin çocuklarının yaşadığı veya yaşattığı şeylere bakın. Yazık, günah…