Porsuk Çayı, kent merkezi ile birlikte çok sayıda yerleşim biriminin ortasından geçiyor.
Doğanın Eskişehir’e harika bir armağanı…
Ne yazık ki, kıymeti bilinmiyor.
Korunması gerekirken katlediliyor.
Son 10-15 gündür yine gündemde…
Nedeni de balık ölümleri…
Sazan ve kefal türü balıklar ölü olarak Porsuk Çayı’nın kıyılarına vuruyor… Bentlerde suyun yüzeyinde cansız olarak duruyor.
Ölümlerin meydana geldiği yer Porsuk Çayı’nın Beylikova İlçesi ile Mihalıççık İlçesine bağlı Yunus Emre Mahallesi arasında kalan bölümü…
Ölen balıkların sayısını hesaplamak olanaksız…
Tanık olanlar “binlerce” diyorlar.
Bölge sakinleri son derece üzgün…
Aynı zamanda endişeliler de…
Endişelenmelerinin nedeni “balıkların yumurtlama döneminin yaklaşmış olması…”
“Balıklarla birlikte yumurtalar da yok olup gittiler. Porsuk Çayı balıklara nasıl kavuşturulacak” diyorlar.
Balıkların toplu ölümleri karşısında üzülmemek elde değil…
Bölge sakinlerinin endişelerine “yersiz” demek de olanaksız.
Böylesi bir olaya seyirci kalınamaz.
Acil olarak bir şeyler yapmak gerek.
Peki yapılan ne var?
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından balık ölümlerinin meydana geldiği bölgeden su numuneleri alındı.
Yapılacak incelemeler sonucunda “balıkların ölüm nedeni” belirlenecek.
İncelemelerin tamamlanıp tamamlanmadığını bilemiyoruz.
Sonuçlara dair yapılmış bir açıklama yok.
Kamuoyu merakla bekliyor.
Umarız ki, bekleyiş uzun sürmez.
Bugüne kadar yapılan iki şey var.
Birisi su numunesi almak diğeri de vatandaşlara “ölü balıkları yemeyin” uyarısı yapmak.
Başkaca bir şey yok.
Oysa yapılabilecek başka bir şeyler de olmalı…
Bu arada olayla ilgili olarak devreye giren tek kurum var.
O da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü…
Hem harekete geçti hem de kamuoyunu bilgilendirdi.
Devreye giren başka bir kurum yok.
Oysa anında devreye girmesi gereken bir başka kurum var.
O da Büyükşehir Belediyesi…
Porsuk Çayı’na karşı görevli ve sorumlu… Önemli yetkilere de sahip…
Su numunesi ile ilgili incelemeler henüz sonuçlanmış değil…
Ancak ölümlere neden olan kirlenmenin “Eskişehir merkezi kaynaklı” olma olasılığı yüksek…
Bölge sakinleri bu düşüncedeler.
Kirlenme, “Eskişehir merkezi kaynaklı” olmayabilir.
Öyle olsa da fark etmez…
Büyükşehir Belediyesi’nin görev yetkileri tüm kenti kapsıyor.
Onun için de balık ölümlerine anında müdahil olması gerekir.
Başında bulunanlar şu ana kadar tek laf etmiş değiller.
Belli ki yaptıkları bir şey yok.
Olsaydı anında duyururlardı.
Sanki “bizi ilgilendirmez” der gibiler.
Olacak şey değil…
Anlamak da olanaksız…
Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Porsuk Çayı ile ilgili söylemleri ortada…
Anımsanacaktır.
Kendisini “Porsuk Çayı’nın kurtaran Başkan” olarak ilan etti.
“1/25 Bin Ölçekli Nazım İmar Planı” görüşmeleri sırasında Satılmışoğlu Mahallesi yakınlarındaki bir alanın “küçük sanayi sitesi alanı” olarak belirlenmesine gösterdiği tepki de unutulmuş değil…
“Buranın atıkları Sarısuya karışacak, oradan da Porsuk Çayı’na ulaşacak. Büyük emek harcayarak kurtardığımız Porsuk Çayı katledilecek. Alınan karar kente ihanettir” türünden sözler etti.
Tepkisine dayanak yaptığı gerekçelerin inandırıcılıkları yok.
Öyle olsa da haydi “Porsuk Çayı’na karşı son derece duyarlı” diyelim.
İyi de böylesi bir duyarlılık sergileyen, kendisini “Porsuk Çayı’nı kurtaran Başkan” olarak ilan eden Büyükşehir Belediye Başkanı, Porsuk Çayı’nda meydana gelen balık ölümlerine karşı neden kılını kıpırdatmıyor?
Gerçekleşme olasılığı hiç olmayan bir kirlenmeye karşı kıyametler kopartan, sert tepki göstermenin ötesinde kararı mahkemeye taşıyacağını açıklayan Büyükşehir Belediye Başkanı, Porsuk’ta balıkları öldüren kirlenmeye karşı neden bir şey yapmıyor?
Anlamak olanaksız…
Onun için Porsuk Çayı, yalnızca gondolların gezdirildiği bölgeden ibaret mi yoksa?
Kayıtsızlığına bakınca öyle olsa gerek.