Eskişehir’de aralıksız 25 yıl büyükşehir belediye başkanlığı yaparak bu alanda kırılması güç bir rekora imza atan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, gazeteci Nevin Bulut Atak’ın gerçekleştirdiği röportajda Şehir Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu.

Kamuoyunun yanıtını merak ettiği pek çok soruyu samimiyetle yanıtlayan Büyükerşen’in, en dikkat çeken açıklaması ise ‘milletvekili adaylığı’ konusunda oldu.

***

‘Sizin bu konudaki düşünceniz nedir’ sorusuna, “Benim isteğimden çok partimin isteği önemli. Seçimlerde ne yapacak, kimleri aday gösterecek, partinin durumuna bağlı. Şimdiye kadar da böyle bir teklif olmadı. Genel merkez tarafından böyle bir teklif geldiğinde tabi ki düşünürüm. Çünkü Eskişehir’in parlamento gücüyle birlikte yaptıracak çok işleri var, eksikleri var. Ben siyasete atıldığım günden beri bana görev teklif edildiği zaman yapıp yapamayacağıma karar verir ona göre hareket ederim, aday olurum veya olmam. Teklif gelmesi durumunda tabi ki mensubu olduğum partinin de tutumuna bağlı kararım. Yani onlar isterlerse o zaman oturur düşünürüm, yapayım mı, yapmayayım mı diye. Çünkü özellikle milletvekilliği konusunda Eskişehir’in milletvekilleri gücüyle yaptırılacak o kadar çok iş var ki. O bakımdan ben bu konuların çok üzerine düşerim diye aklımdan zaman zaman geçtiği oldu. Ama kimse milletvekili olmayı teklif etmedi, onu bırak belediye başkanlığına bile aday yapmadılar” diye cevap verdi.

***

Evet efendim; Sayın Büyükerşen’in konuyla ilgili görüşleri bu şekilde.

Açıkçası şaşırmadım değil...

Sonuçta Büyükerşen’in, bu saatten sonra milletvekili olma konusunda bu denli talepkar olacağı pek çok kişi bendenizin de aklından hiç geçmiyordu.

Üstelik henüz bir kaç hafta önce ‘kendimi emekli ediyorum’ diyerek siyaseti bıraktığını da duyurmuşken.

Sergilediği yaklaşım, ülke siyasetinde yıllardır süre gelen bir durumun tezahürü gibi: Öyle ki kişiler siyaseti bıraktım deseler de bu sözlerini tutmaları pek çok zaman mümkün olmuyor. “Ta ki siyaset kendilerini bırakana kadar…”

***

Büyükerşen’nin açıklamasında dikkat çeken bir diğer husus ise milletvekili gücüyle yapılacak çok iş olduğunu belirterek kendisinin bu konularda muvaffak olabileceğine yönelik düşüncesi.

Bu ifadesinin sadece iktidar partisi milletvekillerine yönelik değil, kendi partisinde de milletvekili olarak görev yapmış veya hali hazırda yapmakta olan milletvekillerinin yetersiz ya da etkisiz kaldıklarına yönelik açık bir serzeniş olduğu da çok net anlaşılıyor.

Velakin bu konuda kendisine katılmak pek de mümkün değil.

Sebebine gelirsek efendim; son yirmi beş yıllık süreçte CHP’nin Eskişehir milletvekillerinin görevlerini ifa konusunda bir eksikliği varsa bu durumdan ilgili milletvekilleri kadar Yılmaz Büyükerşen de sorumlu.

Şöyle ki:

CHP’nin birinci sıra adaylarını belirlemeye pek gücü yetmese de; Büyükerşen, milletvekili aday listesinde yer alacak isimler konusunda önemli bir rol üstleniyordu.

Adaylık konusunda kendisinden icazet alabilmek için kapısında oluşan kuyruklardan tutun, Kılıçdaroğlu ile Büyükerşen ikilisinin Eskişehir-Ankara karayolunda buluşarak milletvekili aday listesinde son dakikada yapmış oldukları değişikliklere kadar yaşanan pek çok husus da hafızalarımızda hala tazeliğini koruyor. Dolayısıyla şehri temsil noktasında bir zafiyet söz konusu olmuşsa, bunda Büyükerşen’in de payı var.

Sonuç olarak tüm bunların ortaya koyduğu yegane gerçek ise şu:

“Hemen her konuda olduğu gibi siyasette de noktayı zamanında koyabilmek en doğrusu.”

Yorum sizlerin.

Bendeniz yarın yine buradayım.

Beklerim efendim.

GÜNÜN SÖZÜ:

Hırsı bırak, kendini boş yere harcama. Şu toprak altında çırak da bir, usta da!

- Mevlana