Hayat pahalılığı, vatandaşlarımızın dert yandığı konuların başında geliyor.

İşletmelerin artan maliyetleri, mal ve hizmet fiyatlarının yükselmesine neden olurken alım gücünün de düşmesine sebep oluyor.

Yine de fiyatların yükselmesinin tek sebebi maliyet artışı değil.

Kimi zaman aşırı kar hırsı ya da fırsatçılık da piyasa gerçekleriyle örtüşmeyen fiyatların oluşmasına yol açabiliyor.

***

Bunun son örneğini geçtiğimiz pazartesi günü bizzat yaşadım. Birkaç dostumla birlikte Tepebaşı Belediyesi yakınında bulunan bir kafeteryada oturup soluklanalım dedik.

‘ Gönül ne kahve ister, ne kahvehane. Gönül sohbet ister, kahve bahane’ misali.

***

Yaklaşık 15 dakika oturup içeceklerimizi de içtikten sonra hesabı ödemek için kasaya yöneldim.

Ama ne göreyim; karşımda okkalı bir hesap.

Evet efendim; ekte fotoğrafını da paylaşmış olduğum satış fişindeki fiyatlar şu şekilde:

Bir bardak çay: 105 TL

Su: 105 TL

Cappucino kahve: 230 TL

Maden suyu: 155 TL

***

Hal böyle olunca sormak gerekiyor:

Bir kilogram çay fiyatı 200 lira civarındayken, sadece bir bardak çayın 105 lira olması normal bir durum olarak kabul edilebilir mi?

12 litrelik bir damacana su bile zamlı fiyatıyla 50 lirayken, 105 liraya su satılmasının mantıklı bir izahı olabilir mi?

Ya da marketlerde şişesi 8 lirayken, 155 liraya maden suyu satmak da neyin nesi?

***

Diğer yandan 1 Ocak 2024'te yürürlüğe giren yönetmeliğe göre; lokanta, restoran, kafe, pastane ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunulan yerlerde fiyat listelerine ilişkin belge, levha, panoların iş yerinin giriş kapısının önüne asılması ya da konulması ve aynı zamanda hizmet sunulan masaların üstüne de fiyat listelerinin tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde konulması gerektiği halde ilgili işletmede böyle bir duruma tanık olmadım.

***

Aslında münferit bir olay olsa kafama takmayacaktım. Ne var ki özellikle hizmet sektöründe faaliyet gösteren pek çok işletmede durum maalesef aynı.

***

Şunu da belirtmek isterim ki hayatım boyunca serbest piyasa ekonomisini savundum ve savunmaya da devam edeceğim. Lakin bu durumun belirttiğim kavramla kesinlikle bir alakası yok.

Sonuçta serbest piyasa ekonomisi, arz ve talebin piyasa katılımcılarının kararlarını belirlediği ve devlet müdahalesinin minimum düzeyde olduğu bir sistem olsa da kimseye fahiş fiyatla mal ya da hizmet satma hakkı vermiyor.

***

Tüm bunlarla birlikte sözünü ettiğimiz sorun konusunda yetkili kişi olan Eskişehir Ticaret İl Müdürü Cemil Kürkçü’ye de haksızlık etmek istemem. Kendisinin uzun yıllardır fahiş fiyat ve stokçuluğa karşı canla başla mücadele ettiğini çok iyi biliyorum. Üstelik fiziki şartları oldukça yetersiz bir kurum binası ve son derece az personelle.

Nitekim vatandaşlarımızı mağdur eden ve aynı zamanda devletimizin enflasyonla mücadele programına da zarar veren fahiş fiyatlarla daha etkin bir mücadele için Ticaret İl Müdürlüğüne her konuda gerekli desteğin verilmesi gerekiyor.

Aksi takdirde bir bardak çayı bile kredi kartına taksit yaptırarak ödeyeceğimiz günler çok uzakta değil…

Yorum sizlerin.

Bendeniz yarın yine buradayım.

Beklerim efendim.

GÜNÜN SÖZÜ:

Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan.

– Yunus Emre