Yeni yıl geldi.
Takvimler değişti, mesajlar atıldı, birkaç saatliğine televizyon sesleri yükseldi. Şimdi 2 Ocak… Yılbaşı gecesinin telaşı çoktan dağıldı, süsler yavaş yavaş toplanıyor. Ama Eskişehir’de pek çok evde yılbaşından geriye kalan şey ne neşeli anılar ne de kalabalık sofralar oldu. Geriye daha çok, hissedilen bir eksiklik kaldı.
Bu yıl yılbaşı, birçok evde sessiz geçti.
Öyle büyük hazırlıklar yoktu. Günler öncesinden yapılan alışverişler, kalabalık sofralar, komşuya tabak taşıma telaşı… Hepsi eski birer hatıra gibi kaldı. Kimileri için masa hiç kurulmadı, kimileri içinse “elde olanla yetinilen” bir akşamdan öteye geçemedi.
Yılbaşı sofraları her zaman bolluğun değil, birlikteliğin simgesiydi. Bir araya gelmek, aynı masaya oturabilmek, bir yılı geride bırakırken yeni bir sayfaya birlikte bakabilmek… Bu yıl işte tam da o his eksikti. Çünkü mutfakta yaşanan daralma, sofraya değil, doğrudan insanların iç dünyasına dokundu.
Eskişehir’in sokakları süslüydü.
Işıklar vardı, vitrinler vardı, müzikler vardı. Ama o ışıkların çoğu evlerin içine girmedi. Çünkü evlerde hesap vardı. Etiketlere bakıldı, fiyatlar karşılaştırıldı, sepete konan ürünler birer birer çıkarıldı. Et, hindi, kuru yemiş… Yılbaşıyla özdeşleşen ne varsa bu yıl “gerekli değil” listesine alındı.
Yeni yıla girerken dilekler bile değişmişti.
Eskiden “sağlık, mutluluk, bereket” denirdi. Bu yıl ise “idare edelim”, “borç artmasın”, “çocuklar hissetmesin” cümleleri dolaştı sofralarda. Kimse büyük hayaller kurmadı. Herkes biraz daha temkinliydi, biraz daha sessizdi.
Aslında mesele sadece yılbaşı gecesi değildi.
Yılbaşı, yaşananların bir aynasıydı. Hayat pahalılığı, alım gücündeki düşüş, geçim derdi… Hepsi o gece daha görünür hale geldi. Yılın diğer günlerinde idare edilen ne varsa, yılbaşı akşamı kendini ele verdi.
2 Ocak sabahı şehir uyandı.
Yeni yılın ikinci günü… Marketlerin önünden insanlar geçti, işine gidenler oldu, çocuklar okula hazırlandı. Hayat kaldığı yerden devam etti ama o gece kurulamayan sofralar, konuşulamayan umutlar hafızalarda yer etti.
Belki de bu yüzden bu yıl yılbaşı çabuk bitti.
Kutlama kısa sürdü, ışıklar erken söndü. Çünkü insanlar bir gecelik sevinçten çok, uzun bir yılın yükünü düşünüyor. Yeni yılın ilk günlerinden beklenti büyük değil; sadece biraz daha nefes alabilmek, mutfağı düşünmeden plan yapabilmek.
Yılbaşı sofraları bu yıl eksikti.
Ama o eksiklik sadece tabaklarda değildi. Eksik olan; gönül rahatlığı, geleceğe güven ve “seneye daha güzel olacak” cümlesini tereddütsüz kurabilme cesaretiydi.
Şimdi önümüzde uzun bir yıl var.
Umut etmek hâlâ serbest. Ama Eskişehir’de bu yıl umut, büyük sofralarla değil; küçük rahatlamalarla ölçülecek gibi duruyor.