Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 verileri, Türkiye genelinde evliliklerin azalırken boşanmaların arttığını ortaya koyuyor. Rakamlar teknik olabilir; ancak satır aralarına baktığımızda toplumsal dönüşümün izlerini net biçimde görmek mümkün.

Türkiye’de kaba boşanma hızı binde 2,26 olarak gerçekleşti. Eskişehir’de ise bu oran binde 2,89. Üstelik kent, boşanma hızında Türkiye genelinde 7. sırada. Bu tabloyu yalnızca “aile yapısı zayıflıyor” şeklinde okumak yüzeysel olur. Eskişehir gibi eğitim seviyesi yüksek, genç nüfus oranı güçlü, kadınların iş gücüne katılımının belirgin olduğu şehirlerde boşanma oranlarının Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmesi şaşırtıcı değil.

Boşanma artışı her zaman aile kurumunun çöküşü anlamına gelmez. Bazen bu artış; bireylerin mutsuzluk karşısında daha az tahammül göstermesi, ekonomik bağımsızlığın güçlenmesi ve özellikle kadınların karar mekanizmalarında daha etkin rol alması anlamına gelir. Eskişehir, üniversite kenti kimliği ve sosyal yapısıyla bu dönüşümün en net hissedildiği şehirlerden biri.

Öte yandan evlilik sayısındaki düşüş de dikkat çekici. Ekonomik belirsizlikler, barınma maliyetleri, düğün ve ev kurma giderleri gençleri evlilik konusunda daha temkinli hale getiriyor. Eskişehir’de kiraların ve yaşam maliyetlerinin son yıllarda ciddi biçimde artması, evlilik kararını doğrudan etkileyen faktörlerden biri.

Burada asıl sorulması gereken soru şu: Eskişehir’de boşanmalar artıyor mu, yoksa evlilikten beklenti mi değişiyor?

Geleneksel “katlanma kültürü” yerini “yaşam kalitesi” arayışına bırakıyor olabilir. İnsanlar artık sadece evli kalmak için değil, mutlu olmak için evlilik sürdürüyor. Mutluluk ortadan kalktığında ise ayrılık daha görünür bir seçenek haline geliyor.

Eskişehir’in 7. sırada yer alması bir alarm mı, yoksa toplumsal dönüşümün doğal bir sonucu mu? Bu sorunun yanıtı yalnızca istatistiklerde değil; sosyolojide, ekonomide ve bireysel hikâyelerde saklı.

Belki de mesele şu: Sayılar artıyor, ama bilinç de artıyor.

Ve Eskişehir, bu değişimin tam ortasında duruyor.