Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, konuğumuz oldu sorularımızı yanıtladı. Tepebaşı bölgesinde hayata dokunan çalışmalar yaptıklarının altını çizen Ataç, “Projelerimizle Tepebaşı’nda belediyecilik anlayışını “hizmet sunan” modelden “hayata dokunan” modele dönüştürdük” diye konuştu.
Her sokağında ayak izim var
Uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış biri olarak, Tepebaşı’nın her köşesini çok iyi biliyorsunuz. Tepebaşı sizce son 15 yılda nereden nereye geldi ve yine önümüzdeki dönemde nasıl bir Tepebaşı göreceğiz?
Tepebaşı artık sadece büyüyen değil, model olan bir kenttir. Uzun yıllardır Tepebaşı’nın her mahallesinde, her mahallenin her sokağında alt yapısında ayak izim vardır. Bu ilçeyi insanından, hafızasından, emeğinden tanıyorum. Son 15 yıla baktığımızda şunu çok net söyleyebilirim, Tepebaşı fiziki büyümenin ötesinde bir kimlik dönüşümü yaşadı. Eskiden daha çok altyapı eksikleri konuşulurdu. Bugün ise sosyal dayanışması, çevre projeleri, kültür yatırımları ve katılımcı yönetim anlayışı konuşuluyor.
Sosyal belediyecilik artık Tepebaşı’nın DNA’sıdır. Bu süreçte hayata geçirdiğimiz projeler yalnızca hizmet değil, aynı zamanda birer model oldu. Bunlar;
- Belde Evleri
- Tepebaşı Belediyesi Aşevi
- İki Elin Sesi Var Çocuk Senfoni Orkestrası
- Kent Enstitüsü
- Muazzez İlmiye Çığ Kız Öğrenci Misafirhanesi
- Metin Özöğüt Yaşam Merkezi
- Hanımeli Sokak
- Deneyimli Kafeler
- Mavi Masa Katılımcı Yönetim Uygulaması
- Güneş Enerji Santralleri (GES) Projeleri
- Akıllı Şehir REMOURBAN
- İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı
- Ferdi Zeyrek Yaşam Merkezi
- Dil ve Konuşma Terapisi Merkezi
- Çocuklar için Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği
- Atatürk Su Sporları Merkezi
- Yunusemre Spor Salonu
- Altın Ayaklar
- Montaj Atölyesi
- Gökkuşağı Kafeler
Bu projelerle Tepebaşı’nda belediyecilik anlayışını “hizmet sunan” modelden “hayata dokunan” modele dönüştürdük. Öte yandan sanat ve kültür alanındaki çalışmalarımızı da güçlendirdik. İki Elin Sesi Var Çocuk Senfoni Orkestrası ve korolarımızın yanı sıra, Özdilek Çocuk Sanat Merkezi ile Gökkuşağı II Merkezi’nde yürütülen sanat projeleri, çocuklarımızın ve gençlerimizin sanatsal gelişimine katkı sunmaktadır.
Tepebaşı sadece Eskişehir’de değil, Avrupa’da da örnek gösteriliyor
Projelerimiz Uluslararası ölçekte tescillenmiş başarı hikâyelerine dönüştü. Bugün geldiğimiz noktada Tepebaşı sadece Eskişehir’de değil, Avrupa’da da örnek gösteriliyor.
· Avrupa Konseyi tarafından verilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE)
· Avrupa Birliği destekli REMOURBAN Projesi kapsamında akıllı şehir ve enerji dönüşüm modeli
- Küresel ölçekte verilen Global Model (Küresel Model) Ödülü
- Kamuoyunda “Çevre Oscar’ı” olarak bilinen sürdürülebilirlik ödülleri
Geleceğin kent modeli Tepebaşı
Bunlar tesadüf değil. Bunlar, yıllardır savunduğumuz şeffaf, katılımcı ve çevreci belediyeciliğin uluslararası düzeyde teyididir. Örneğin sadece REMOURBAN ile yalnızca bina yenilemedik; enerji verimliliği, karbon azaltımı ve akıllı ulaşım çözümleriyle bir kentsel dönüşüm modeli ortaya koyduk. Bugün Avrupa’da örnek şehirler arasında gösteriliyoruz.
Tepebaşı artık üreten ve yön veren bir ilçedir. Son 15 yılda, sosyal destek ağlarımız güçlendi.Engelli bireylerimizin toplumsal yaşama katılımını sağlamak amacıyla rehabilitasyon, eğitim, istihdam ve sosyal destek hizmetlerimizi yaygınlaştırdık. Kadın ve genç odaklı projeler arttı. Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla belediyenin enerji ihtiyacının önemli bölümünü karşılar hale geldik. Katılımcı yönetim anlayışımız Avrupa standartlarında belgelendi. Tepebaşı artık sadece büyüyen bir ilçe değil; iyi yönetişim modeliyle örnek gösterilen bir kenttir. Önümüzdeki süreçte hedefimiz; Tepebaşı’nı sadece bugünün değil, geleceğin kent modeli haline getirmek istiyoruz. Çünkü bizim belediyecilik anlayışımızda başarı; yapılan yolun uzunluğu değil, dokunulan hayatların derinliğiyle ölçülür. Biz betona değil insana yatırım yapıyoruz.
Borç varsa karşılığında yatırım vardır
Belediyelerin çeşitli sebeplerle borçları olabiliyor ve Türkiye genelinde belediyelerin borçları sık sık gündeme geliyor. Tepebaşı Belediyesi’ne de zaman zaman ‘yönetilemez boyutta’ eleştirileri oluyor. Siz bu konuda ne söylemek istersiniz?
Yönetilemez söylemi tamamen siyasi söylemdir. Türkiye genelinde ekonomik koşullar ortada. Merkezi bütçe payları, artan maliyetler, enflasyon baskısı karşısında borç tartışmasını sadece rakam üzerinden yapmak yanıltıcıdır.
Bilinçli olarak CHP’li belediyeleri mali sorun içinde göstermeye çalışan organize bir saldırının karşısında olduğumuzu herkes biliyor. Amaç, belediyeleri çalışmıyor algısı yaratarak siyasi oy devşirmektir
Belediyemizin borcu varsa ortada projeler ve gelecek nesillerin hayatlarına dahi dokunan sürdürülebilir yatırımlarımız vardır. Bizim mali yapımız Sayıştay denetimlerinden geçen, bütçe disiplini içinde yürüyen ve gelir-gider dengesi gözetilerek planlanan bir yapıdır.
Borç varsa karşılığında yatırım vardır. Tepebaşı’nda yapılan yatırımlara bakıldığında borcun nereye gittiği çok net görülür:
- Yenilenebilir enerji yatırımları (GES projeleri)
- Avrupa Birliği destekli REMOURBAN kapsamındaki enerji dönüşüm çalışmaları
- Sosyal tesisler ve yaşam merkezleri
- Belde Evleri
- Kreşler ve öğrenci misafirhanesi
- Kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımları
Biz günü kurtarmak için değil, kalıcı değer üretmek için yatırım yaptık. Eğer bir belediye yatırım yapıyorsa, sosyal projeler geliştiriyorsa, Avrupa projelerine eş finansman sağlıyorsa elbette finansman araçlarını kullanacaktır.
Ayrıca altını çizmek isterim ki SGK’ya kamusal borcumuz bulunmamakta ancak son yasal düzenleme ile belediyeleri de şirketlerin borçlarından sorumlu tuttukları için şirket borcu bulunmaktadır. Bu borcun da yarıya yakını SGK ile gayrimenkul takası ile düşülmüştür. Kalan borç için de SGK ile görüşmelerimiz devam etmektedir. Ayrıca belirtmek isterim ki İller Bankasına da borcumuz bulunmamaktadır.
Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir iş yapmadık
Tepebaşı’nda yapılan yatırımlarla, sosyal belediyecilik güçlenmiş, enerji giderleri düşürülmüş, uluslararası fonlar ilçeye kazandırılmış, mahalle ölçeğinde yaşam kalitesi artmıştır. Bizim yaklaşımımız nettir: Borçlanma bir amaç değil, bir araçtır.
Eğer bu araç doğru kullanılıyorsa ve kente kalıcı yatırım olarak dönüyorsa, bu sürdürülebilir bir mali yönetimdir. Tepebaşı’nın mali yapısı kontrol altındadır. Geçmişte de söylediğim gibi: Tepebaşı Belediyesi’nin borcu yönetilemez değil; planlı, programlı ve yatırım karşılığıdır. Önemli olan popülist söylemler değil; veriye dayalı değerlendirmedir. Ve biz hesabını veremeyeceğimiz hiçbir iş yapmadık. Belediyecilik cesaret ister. Ama o cesaret, mali disiplinden asla taviz vermeden kullanılır. Önemli olan borcun varlığı değil; yönetilebilir olup olmadığı ve ne için kullanıldığıdır. Borç yönetilemez değil; yatırım ve hizmet karşılığıdır. Bütçemiz meclis denetimindedir. Sayıştay denetiminden geçmektedir. 5 dönemdir yaptığım Başkanlık süresince defalarca Sayıştay denetiminden geçmiş olup ne şahsım ne de bürokratlarım adına herhangi bir kişi borcu ya da yargıya yansıyan bir husus olmuştur. Başta da söylediğim gibi bu bir siyasi algı oluşturmaktır. Harcamalarımız kamuoyuna açıktır.
Uluslararası ödüller alan bir belediyenin mali yapısı sürdürülemez olsaydı, bu projeler hayata geçirilemezdi.
Belediyemiz yaptığı projelerle onlarca uluslararası ödül alıp Türkiye ve dünya çapında örnek projeler hayata geçirmiştir. Örneğin, Engelliler Montaj Atölyesi, Alzheimer Merkezi, Dil ve konuşma Terapi Merkezi, Gökkuşağı Kafeler ve daha birçokları… Avrupa Konseyi tarafından verilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) gibi bir belgenin alınabilmesi için yönetişim, şeffaflık ve mali sürdürülebilirlik kriterlerinin karşılanması gerekir. Bu zaten mali disiplinimizin de bir göstergesidir.
Vatandaşın gündemi geçim
Vatandaşlarla bir araya geldiğinizde talepleri ne oluyor? Onların taleplerine göre önümüzdeki genel seçimler için kaç milletvekili çıkarabilir CHP ve yerel seçimlerde de almış olduğu belediye sayısını artırabilir mi?
Vatandaşın birinci gündemi geçim; siyaset bunun etrafında şekilleniyor. Sahada, mahallede, pazarda, esnaf ziyaretlerinde vatandaşın ilk söylediği konu artık çok net: iş, istihdam ve geçim sıkıntısı.
Eskiden talepler daha çok yol, park, altyapı eksikliği olurdu. Bugün konuşulan başlıklar şunlar:
- “Ev kirasını nasıl ödeyeceğim?”
- “Çocuğum iş bulabilecek mi?”
- “Emekli maaşıyla geçinmek mümkün değil.”
- “Gıda enflasyonu”…
Ekonomik tablo siyasetin ana belirleyicisi haline gelmiş durumda. Yerel yönetim olarak biz sosyal destekleri artırıyoruz; aşevi, kreş, öğrenci misafirhanesi, kadın üretici destekleri gibi projelerle dayanışmayı güçlendiriyoruz. Ama vatandaş şunu biliyor: Kalıcı çözüm merkezi politikalarla olur.
Beşinci milletvekili doğru sıralamayla sürpriz değil
Eskişehir siyasal olarak dengeli ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin güçlü olduğu bir şehirdir. Cumhuriyet Halk Partisi son genel seçimde 3 milletvekili çıkardı. Mevcut tabloda ekonomik kriz ve seçmenin değişim talebi dikkate alındığında, doğru aday listesi ve örgüt motivasyonuyla CHP’nin 4 milletvekili çıkarması mümkündür.
Seçmen cebindeki tabloya bakarak karar veriyor
Hatta, liste dengesi doğru kurulursa, kent merkezinde yüksek katılım sağlanırsa, genç seçmenin güvenini sağlayabilirse, 5’in zorlanabileceği bir tablo dahi ortaya çıkabilir. Eskişehir’de dördüncü milletvekilliği gerçekçi bir hedef, beşinci ise güçlü bir kampanya ve doğru sıralamayla sürpriz değildir. Burada kritik olan unsur aday sıralaması ve saha performansıdır.
Tutuklu belediye başkanlarının bulunduğu iller dahil olmak üzere, eğer, parti içi birlik korunursa, örgüt disiplini sağlanırsa, yerel adaylar doğru belirlenirse, ekonomik krizden bunalan seçmene güven veren bir söylem kurulursa, iktidar olduğumuzda ekonomi, emekli, asgari ücretli, işsizlik, ucuz kaliteli beslenme, kiralar, demokrasi, halkın iradesi, adalet gibi konuların iyileşmesi için yapılacak çalışmaların nasıl yapılacağı doğru anlatılırsa, CHP’nin belediye sayısını arttıracağına inanıyorum. Vatandaşın gündemi nettir, iş, istihdam ve geçim. Siyasetin yönünü artık büyük ölçüde ekonomi belirliyor. Ve seçmen, cebindeki tabloya bakarak karar veriyor.
Belediye başkanı, sürecin gerilimini artıran değil, dengeleyen bir rol üstlenmelidir
CHP eski il başkanlarının zaman zaman ‘belediye başkanları seçimlere, kongrelere karışmamalı’ gibi açıklamaları oluyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?
Belediye başkanı parti kimliğinden soyutlanamaz ama makamı tartışmaların üstünde tutmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi içinde zaman zaman “belediye başkanları kongrelere, iç seçimlere karışmamalı” yönünde tartışmalar yaşanıyor. Bu konu yeni değil. Ben hem bir belediye başkanıyım hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin uzun yıllardır üyesiyim. Dolayısıyla “tamamen ilgisiz kalmalı” yaklaşımı gerçekçi değil.
Daha önce yaptığım değerlendirmelerde şunu özellikle vurguladım, belediye başkanı parti içi süreçlerde taraf olurken makamın gücünü kullanmamalıdır. Belediye imkânları hiçbir şekilde parti içi rekabetin aracı haline getirilmemelidir. Örgüt içi demokrasi doğal akışı içinde işlemelidir.
Belediye başkanının görüş beyan etmesi başka bir şeydir; kurumsal gücüyle sürece yön vermeye çalışması başka bir şeydir. Ben ikinci yaklaşımı doğru bulmam.
Parti içi kongre süreçlerinde en büyük risk kırgınlıkların büyümesidir. Benim anlayışımda belediye başkanı, sürecin gerilimini artıran değil; dengeleyen, toparlayan bir rol üstlenmelidir.
Ben bunun bedelini çok ödedim, adaletsizliği bizzat yaşadım
Geçmişte de şunu söyledim, parti içi yarış doğaldır ama seçim bittiği gün herkes aynı masada oturabilmelidir. Eğer iç tartışmalar kamuoyunda partiyi zayıflatıyorsa, bundan kimse kazançlı çıkmaz. Geçmiş dönem il başkanlarına baktığımızda bunun tam tersi durumla karşılaşıyorduk. İl Başkanı makamında oturanlar kendilerini sadece Odunpazarı Başkanı sanıyordu. Ben bunun bedelini çok ödedim, adaletsizliği bizzat yaşadım.
Benim önceliğim her zaman Tepebaşı oldu. Parti içi süreçler gelip geçicidir; belediyecilik kalıcıdır. Siyasette esas olan sandıkta kazanabilmektir. Bunun yolu da parti içi çatışmadan değil, ortak hedefte buluşmaktan geçer.
Yerelde güçlü değilsen hiçbir yerde parti olarak güçlü olamazsın…
2026 Eskişehir yılı kabul edildi, bu anlamda sizce şehrin acil çözülmesi gereken sorunları nelerdir ve merkezi yönetim ile yerel yönetimler bir arada hareket etmeli mi?
2026’nın “Eskişehir Yılı” olarak kabul edilmesini ben bir etiket gibi değil, şehrin önüne konmuş bir sorumluluk ve takvim gibi okuyorum. Bu süreçte de Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’nin ortaya koyduğu yaklaşım çok kıymetli, 2026’yı “tek bir kurumun işi” değil, kentin tüm dinamiklerini kapsayan ortak bir yolculuk olarak tarif ediyor.
Bu şehir birlikte hareket ederse kazanır
Merkezi yönetim ve yerel yönetimler birlikte hareket etmeli mi?
Benim yaklaşımım net: Evet, birlikte hareket etmeli. Çünkü kentsel dönüşüm, ana ulaşım yatırımları, bazı kritik altyapı başlıkları ve finansman modeli, tek başına bir belediyenin gücüyle çözülecek işler değil. Eskişehir’de dönüşüm alanlarında yaşanan tıkanmayı anlatan değerlendirmeler de zaten bunun sahadaki karşılığını gösteriyor. Bu yüzden 2026 Eskişehir Yılı’nda başarı, “kim yaptı?” yarışından değil; ortak akıl ve eşgüdümden çıkar.
Zaten 2026 sunumunda da ben şunu söyledim: Ayşe Başkan’ın vizyonu kısa sürede ortaya çıktı; izlediğimiz projeler Eskişehir’e yeni bir vizyon kazandıracak ve üç belediyenin ortak akılla üreteceği projeler Eskişehir’i Türkiye’de örnek bir kent haline getirebilir.
2026 Eskişehir Yılı’nı gerçek bir sıçramaya çevirmek istiyorsak, deprem–dönüşüm başta olmak üzere acil sorunlarda merkezi idare + büyükşehir + ilçe belediyeleri + meslek odaları + üniversiteler aynı hedefe kilitlenmeli. Ayşe Ünlüce’nin “yol arkadaşlığı” çağrısını da ben bu yüzden önemsiyorum: Bu şehir birlikte hareket ederse kazanır.