Bir şehir düşünün…

Sabah işe yetişmeye çalışanları, okul yolunda koşturan öğrencileri, hastaneye gitmeye çalışan yaşlıları var. O şehrin ulaşımı aksıyorsa, hayat da aksıyor. İşte tam bu noktada Eskişehir’de atılan her ulaşım adımı, sadece teknik bir yatırım değil; doğrudan insan hayatına dokunan bir hamle oluyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin kendi öz kaynaklarıyla filosuna kattığı 25 yeni otobüs, bu anlamda sıradan bir sayıdan çok daha fazlasını ifade ediyor. Güvenli, konforlu ve çevreci özellikleriyle hizmete alınan bu otobüsler, kent içi ulaşımda uzun süredir konuşulan sefer sıklığı ve yoğunluk sorununa da doğrudan cevap niteliği taşıyor.

Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin “2026 Eskişehir yılı olacak” vurgusu, aslında bu yatırımı bir vizyon cümlesine dönüştürüyor. Çünkü bir şehrin çıtasını yükseltmek; sadece projeleri anlatmakla değil, günlük yaşamı kolaylaştıran somut adımlarla mümkün. Otobüs durağında bekleme süresinin kısalması, ayakta yolculuk eden insan sayısının azalması, geciken seferlerin normale dönmesi… Bunların her biri vatandaş için “küçük” ama şehir için “büyük” kazanımlar.

25 yeni otobüsün sefer sayılarının artırılmasında aktif şekilde kullanılması halinde, özellikle yoğun saatlerde yaşanan mağduriyetlerin ciddi ölçüde azalacağını düşünüyorum. Ulaşımda konfor arttıkça, toplu taşıma tercih edilir hale gelir; bu da hem trafik yükünü hem çevresel baskıyı azaltır. Yani kazanan sadece yolcu değil, Eskişehir’in kendisi olur.

Bu şehir bugüne kadar birlikte var edildi. Şimdi de birlikte daha yaşanabilir hale getirilmesi gerekiyor. Ulaşım filosuna eklenen her yeni araç, aslında Eskişehir’in geleceğine atılmış sessiz ama güçlü bir imza.

Ve evet…

Ulaşım sadece araç değildir.

Ulaşım, bir şehrin nefesidir.