Tansiyonlar maalesef yüksek dostlar…
Sıcaklar birdenbire bastırdı değil mi ?
Peki mevzumuz ne zaman hava durumu oldu?
Hiçbir zaman…
Tabii ki siyasette tansiyonlar bugün itibarı ile biraz daha yüksek..
Emekliler bu zamana kadar hep geçim derdi diye kendilerini sokaklara atıp uzun yürüyüşler yaparken bu sefer başka bir geçim sorununun baş aktörü oluverdiler.
Birden bire siyasallaştılar ama sanki daha çok ortada kaldılar.
Cumhuriyet Halk Partisi’nden AK Parti’ye geçen belediye başkanlarının siyasi serüvenleri baş döndürürken bugün de Eskişehir’de “Yani şimdi kim hangi partiden ya da kim emekli?” dedirten enteresan bir ihtilaf vardı.
Bir duruş, bir fikir birliği zannedilse de ciddi bir ayrışma artık kaçınılmaz…
Mutlak butlan kararı sonrası “bir zamanlar fakir ama gururlu bir delikanlı vardı” film repliği söylencesine makam koltuğuna geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, zaman kaybetmeden daha önceden hazırlayıp geldiği listesini yani kadrosunu hayata ve harekete geçirmeye başladı.
Hep yazdık hep söyledik efendim,
“Cumhuriyet Halk Partisi il başkanı Talat Yalaz liste başıdır.” diye.
Daha görevden alındığı ilk dakikadan itibaren yanında küçük bir örgüt yapılanması haricinde kimseyi göremeyen Talat Yalaz’a konuşmasını yaparken yutkunmakta güçlük çektiren de zaten beklediği görevden alınma değil yüzleştiği bu yalnızlıktı.
Bitti mi?
Ayrışma ve bölünme henüz yeni başladı oysa…
Emekliler tarafından protesto edilen ve yanlarına yaklaştırılmayan Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, belki de bu vesile ile ilk defa yüksek sesle tarafını sebepleri ile ifade etti.
“Ben Cumhuriyet Halk Partisi milletvekiliyim, burası bir hukuk devleti, hukukun verdiği karara saygı duyacağız. Hiçbir arkadaşımın partimden uzaklaştırılmasını istemem. İki kongre döneminde de Talat Yalaz’ı destekledim.” diyerek cümlelerine devam ederken tam da orada ilk defa keskin bir cümle kurdu.
Bugün bu tavır, ayrıştırmayı ve bölünmeyi desteklemektedir diyerek bunun bir direniş değil, hukuka saygısızlık ve ayrıştırma olduğunu ve buna sebep olanın da Talat Yalaz olduğunu alenen işaret etmiştir.
Bir evi ne yıkar biliyor musunuz dostlar? Bir yuvayı ne dağıtır?
O evin camlarının dışarıdan atılan taşlarla kırılması değil.
İçeride çıkan kavga ile kırılması..
Dolayısı ile Cumhuriyet Halk Partisi aslında içeriden atılan camlarla pencereleri kırılmış dağılmış bir yuvadır..
Artık şimdi herkesin kendine yeni bir ev bulma vakti…
Ya AK Parti’ye geçişler süratle devam edecek, ya sanki hiç taraf değilmiş gibi sessiz sedasız kalanlar aslında çoktan Kılıçdaroğlu ile kalacak, ya da TOKİ’den ev almışcasına yeni bir parti kurulacak.
Bir şeyler olacak ama sanki çok da çabuk olmayacak.
Ama bu süreç bize en çok anketlerin yapıldığı bir sürece sürükleyecek.
Siyasetin tansiyonu her yükseldiğinde en çok gerçekleşen hadise anketlerdir.
Oysa maksat veri sunmak değil tamamen PR yapmaktır.
Talat Yalaz PR’ı biter mi?
Tabii ki hayır.
Yeni kurulacak partinin Eskişehir’den ilk sıra Milletvekili adayı Talat Yalaz’dır efendim.
Ankete gerek yok, PR sağlam.
Sayın Yalaz için adeta level atlama dönemi.
Bu sancılı süreç belki de en çok, hatta bir tek onun için parlak..
Bakın yine edebi bir pasaj ile yazımı noktalandıracağım:
Efendim onurlu insanın pusulası ne güçtür ne kalabalıklar, o aklını hiçbir otoriteye kiraya vermeden yüzünü sadece hakikate döner.
Çünkü vicdan en büyük mahkemedir.
Sayın Jale Nur Süllü kalabalık zannedilen Talat Yalaz yalnızlığına yaklaşmamıştır.
Ne tansiyonu yükseltir ne tansiyonu yüksektir…
Onun siyaset anlayışında hep sağduyu ve sakinlik vardır.
Bir sonraki siyasi sağlık kontrolünüzü aksatmayın ve bizi takip etmeyi unutmayın.
Kalın sağlıcakla…