Geçtiğimiz günlerde emeklilerin düzenlediği bir eylemi takip ettim.
Nedense sıradan geçmesi beklenen haberler, ben gittiğimde mutlaka bir aksiyona dönüşüyor. O gün de öyleydi.
Aşırı sıcak altında eylem alanındaydım.
Bir ara Emekli-Sen Şube Başkanı Hatice Kılıç ile Tüm Emekliler Sendikası Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı arasında yükselen sesleri duydum.
İkili arasında daha önce de fikir ayrılıkları olduğunu bildiğim için, "Herhalde yine bir tartışma çıktı" diye düşündüm.
O sırada gözüm CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü'ye takıldı.
Pankartın arkasında sessizce bekliyordu.
İçimden, "Gelmekle cesaret göstermiş" diye geçirdim.
Ancak kısa süre sonra tartışmanın odağında Jale Hanım'ın olduğunu anladım.
Jale Hanım da sessiz kalmadı, Ali Paşa Şanlı'nın yanına giderek kendisini ifade etmeye çalıştı. Fakat konuşmasına fırsat verilmeden "Butlancı", "Butlancıyı istemiyoruz" sloganları yükselmeye başladı.
Bir süre sonra oluşan toplumsal baskıya daha fazla dayanamadı ve alanı terk etti.
Fakat tartışma bununla bitmedi.
Hatice Kılıç ile Ali Paşa Şanlı arasındaki gerginlik devam etti.
Hatice Kılıç, "Ben emeklilerin sorunları için buradayım. Burada siyasete yer yok." diye sesini yükseltirken, Ali Paşa Şanlı'nın, "Dua et kadınsın. Yoksa farklı davranırdım." dediğine bizzat şahit oldum.
İtiraf edeyim, o an gerçekten gerildim.
Çünkü ortada iki kadın vardı.
Biri milletvekili, diğeri yıllardır emeklilerin mücadelesini veren bir sendika başkanı.
Ertesi gün Hatice Kılıç beni aradı.
"Özge, sana güveniyorum. Sana anlatmak istiyorum." dedi.
Kendisine bir oyun kurulduğunu düşündüğünü söyledi.
Hatice Abla'yı CHP İl Kadın Kolları Başkanlığı döneminden beri tanırım.
Merttir, dobradır, düşündüğünü çekinmeden söyler.
Bana anlattığına göre Jale Nur Süllü'nün eyleme geleceğinden hem Ali Paşa Şanlı'nın hem de CHP İl Başkanı Talat Yalaz'ın haberi vardı.
Hatta Jale Hanım gelmeden önce Ali Paşa Şanlı'nın eylemi özellikle başlatmadığını, Bayram Yumrukaya ile birlikte beklediğini, kendisinin "Hadi başlayalım." demesine rağmen beklemeyi tercih ettiğini söyledi.
Daha sonra Talat Yalaz'ın alana geldiğini ve protestonun o anda başladığını anlattı.
Her şeyin kurgudan ibaret olduğunu aktardı ve Şanlı’nın ortaya iki kadını attığını ve kendisini kahraman ilan etmeyi başardığını belirtti.
Hatice Kılıç'ın "butlan" tartışmalarıyla bir ilgisinin olmadığını şahsen biliyorum.
Demokrasiden yana bir insandır.
Jale Hanım'ın siyasi tutumuna birçok konuda katılmayabilirim.
Hatta yanlış bulduğum noktaları defalarca yazmış biri olarak söylüyorum, o gün yaşananın doğru olduğunu düşünmüyorum.
Çünkü benim gördüğüm şey bir siyasi protestodan çok, iki kadının toplumsal baskının hedefi hâline gelmesiydi.
Farklı düşündüğü için insanları kalabalıkların önüne atarsanız, yarın bunun sınırını kimse çizemez.
O an aklıma Fatma Girik'in oynadığı "Kuma" filmi geldi.
Hatırlarsanız…
Filmde Fatma Girik'i bir ağaca bağlarlar.
Ardından bir adam yüksek sesle bağırır:
"Köyümüzün namusunu sen bu kahpenin kanıyla temizle Yarabbim!"
İlk taşı o atar.
Sonra arkasındaki kalabalık...
Herkes eline bir taş alır.
Kadını birlikte taşlarlar.
İşte ben o gün eylem alanında tam da bunu hissettim.
Kimse fiziksel olarak taş atmıyordu elbette.
Ama sözlerle, sloganlarla, kalabalığın baskısıyla iki kadın hedef hâline getiriliyordu.
Hatice Kılıç'ın butlan süreciyle ilgisi olmadığını bilmeme rağmen üzerine "butlancı" etiketi yapıştırıldı.
Ben o gün orada bir "butlan protestosu" görmedim.
Ben iki kadının kalabalığın baskısına maruz bırakıldığını gördüm.
Bir erkeğin öfkeyle bağırdığını...
Arkasından ise kalabalığın, birer birer o görünmez taşları attığını gördüm.
O gün eylem alanında o sahneyi hatırladım.
Bazen sloganlar da taştır.
Bazen yaftalar da...
Bazen bir insanı dinlemeden üzerine yürüyen kalabalık da aynı işi görür.
Demokrasi, sadece kendimiz gibi düşünenlerin konuşabildiği bir düzen değildir.
Asıl demokrasi katılmadığımız insanların da kendilerini ifade edebilmesidir.
Çünkü linç taşla başladığı kadar sözle de başlar.
Ve bir toplum, taş atmayı normalleştirdiğinde; o taşın yarın kime isabet edeceğinin hiçbir garantisi yoktur.