Eyvah dostlar! Biz cambaza bakarken şehirdeki diğer önemli gelişmeleri kaçırıyoruz.
Durun durun ben yakaladım bile…
Ve yine geldi o en önemli bürokratik güç savaşları dönemi.
Oysa daha yeni sakinlemişti ortalık.
Evet evet yine yeni bir rektör değişimi dönemi…
Anadolu Üniversitesi rektörlüğü değişimi dönemini hatırlıyor musunuz?
Ne heyecanlı günlerdi…
Herkes sanki fikri varmış gibi, biri çıksın da o değil bu desin diye birer isim zikrediyordu..
Hiç ukalalık etmiyorum ama mütevazi de olmayacağım iki ay öncesinden bile biliyordum Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel hocanın geleceğini.
Zor tutuyordum kendimi söylememek için.
Ama iradem sağlamdır :)
Atama gerçekleşince oldukça havalıydım.
Ve evet bugün sıra Osmangazi Üniversitesi rektörlüğü değişiminde.
Bu aralar tüm rektörlükler ulaşılmak istemiyor.
Yüksek duvarları var ve bizim aşmamıza izin vermiyorlar.
Yoksa yüzyüze samimi bir şekilde istişare edilebilirdi ama şahsen kimse de vazgeçilmez değildir sözü bir kez daha ajandamın arasından karşıma çıkıverdi.
Evet bazı ciddi iradeler için de kendini önemli ve vazgeçilmez zannedenler vazgeçilmez değil.
Güç kazanacak.
Uzun bir süredir gündemi koruyan haber enerjisi bu aralar biraz daha kuvvetlenen rektör ataması defaatle gündemimizde.
YÖK’e adeta turlar kalkıyor(!)
Önceleri milletvekilleri, bakanlar tasarruf kullanırken şimdi en alt siyasi makamlara kadar herkesin refere ettiği, işaret ettiği isimler hususi YÖK’e gidilerek servis ediliyorlar.
Liste kabarık… Üniversite içerisinden hocalar listede çoğunluk.
Otuz kadar isim ile görüşen mülakat yapan YÖK’den ise ses yok.
Vakıflar, dernekler tüm omurga ayakta.
Eskidi zannedilen, “Eski…” diyerek cümleye başlanılan makamlar da hala hala hala oldukça etkili.
Anladınız değil mi?
Eski ama hiçbir zaman eskimeyen ve neredeyse en etkili söz sahibi.
Ve zannediyor musunuz ki ismi geçenler sadece üniversite içerisinden.
Hayır efendim şehir dışından da ciddi bir talep var.
Mevcut rektör hoca ile bizzat tanışmıyorum bize randevu da vermediler vaktiyle, diyorum ya bu ara rektörlükler de bir enaniyet hakim…
Ama YÖK’den red cevabı aldığını ve tekrar atanmak için girişimlerde bulunduğunu duyuyoruz.
Benim fikrim mi?
Arkası en sağlam olan değil, hayır getirecek olan, kriz yönetebilecek olan ve enaniyetten uzak ulaşılabilir biri olsun.
Bir tek isim yazmadım yine değil mi?
Onun da arkasında ben varım (!)
Ne diyelim ki dostlar, etrafımızdaki her ‘vav’ gibi eğilenlerin, birbirine hayırlı olsun ziyaretine gittiğinde ‘Elif’ tablosu hediye ederken aslında kimin iradesi ve kimin gücüyle nereye getirildiğinin çok da önemi yok…
Biz sadece süreci takip ediyoruz.