Eskişehir Vergi Dairesi tarafından kurumlar ve gelir vergisi rekortmenleri açıklandı.
Kurumlar Vergisinde birinci sırayı hemen her sene olduğu gibi Eti Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. alırken, gelir vergisinde ilk sıra Ahmet Firuzhan Kanatlı’nın oldu.
Kanatlı ailesinin gerek kurumlar gerekse gelir vergisinde başı çekmesi alışa geldik bir durum.
Bu noktada bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum. İlk sıradaki ETİ’ye 108 milyon lira vergi tahakkuk ederken, altıncı sıradaki Sarp Havacılık’a geldiğimizde bu rakam bir anda 8 milyona düşüyor.
108 milyon lira nerede 8 milyon lira nerede.
İlk sıradaki mükellefle sonrası arasındaki bu tür uçurumların yaşanması şehir ekonomisi adına güzel bir tablo değil. Böylesi bir tabloda ekonominin yükünün birkaç firma veya şahsa yüklendiği sonucu çıkıyor.
Arzu edilen firmalara tahakkuk eden rakamlar arasında uçurumlar olmadığı ve her sene yeni firmalarında yer alabildiği bir listenin oluşması. Böylesi bir durum ekonomik ivmelenme adına çok daha belirleyici olacaktır.
Nihayetinde Eskişehir’de vergi rekortmenleri listesinde birinci sırayı almakla birlikte Türkiye genelinde 77. Olan ETİ Gıda’yı ve Kanatlı ailesini kutlamak lazım.
Ne demişler?
‘Marifet iltifata tabidir.’
Rekortmenler listesindeki en dikkat çekici ayrıntı ise pek çok rekortmenin isimlerinin listede yer almasını istememesi.
Geçmiş yıllarda sadece birkaç rekortmen böylesi bir yaklaşım sergilerken bugün için durum oldukça farklı.
Eskişehir’de kurumlar vergisinde ilk 100 içerisinde yer alan rekortmenlerden 42’si listede isminin yer almasını istemedi.
Aynı şekilde gelir vergisinde ilk 100 içerisinde yer alan kişilerden 49’u listede ismini yayınlatmadı.
Görüldüğü üzere vergi rekortmeni olan her iki kişiden biri isminin açıklanması istemiyor. Kaldı ki rekortmenler arasındaki kamu iştiraklerini saymazsak her üç kişiden ikisinin ismini gizlediği sonucu ortaya çıkıyor.
İşte bu nokta gerçekten önemli.
Kişilerin ve şirketlerin gururlanacakları bir ortamda isimlerini saklamalarındaki gerekçe ne olabilir?
O isimlerden bazıları bu sorumu yanıtladılar.
En sık verilen cevap ekonomik koşulların oldukça kötüleştiği bir ortamda dikkat çekmek istememeleri.
Bunun yanı sıra tanıdık, akraba ve tedarikçi şirketlerden gelebilecek taleple alacak-verecek ilişkisine girmek veya bir takım illegal yapıların hedefi haline gelmek kişilerin endişe duyduğu diğer faktörler olarak öne çıkıyor.
Ne diyelim?
Umarım, isimlerin saklanmasına gerek kalmayacağı ekonomik, sosyal ve hukuki bir yapıya en kısa sürede kavuşulur.
Bendeniz yarın yine buradayım.
Beklerim efendim…
****
BUNUN ADI UCUZ SİYASETTİR
‘Büyükşehir Belediye Başkanımız Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’de başlattığı kırsalda dönüşüm hamlesi Türkiye için örnek alınması gereken bir modeldir.’
Yukarıdaki açıklamanın sahibi CHP Eskişehir Milletvekili jale Nur Süllü:
Açıklamanın devamı da var. Lakin köşemize taşımanın lüzumu yok.
Jale Hanımın kırsalda dönüşüm hamlesi dediği olay yeni değil. Bahsi edilen konu Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ‘kırsal kalkınma’ adıyla 20 yıldır uygulanmakta olan bir program.
Bakanlığın kırsal kalkınma programı hedeflenen sonucu tam olarak vermiş midir?
Elbette hayır.
Lakin 20 yıldır var olan programı, Sayın Büyükerşen’e güzelleme yapmak adına ‘kırsal dönüşüm hamlesi’ adıyla pazarlamaya kalkmak ucuz siyasetten başka bir şey değildir.
Kırsal kalkınma tarladan sofraya kadar uzanan geniş bir programdır.
Üç yüz beş yüz koyun vermekle kırsal dönüşüm olmaz.
Birkaç yüz fideyle de olmaz.
Tarlayı, merayı bileceksiniz.
Ahırı, ağılı bileceksiniz.
Yemi, gübreyi bileceksiniz.
Prosesleri bileceksiniz.
Lojistiği bileceksiniz.
Son ürünün yer aldığı rafı bileceksiniz.
Bunları bilmeden kırsal dönüşüm demeyeceksiniz.
Ucuz siyaset yapayım derken insanları güldürmeyeceksiniz…