Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen kabine değişikliğinin ardından muhalefet cephesinde erken seçim beklentileri iyiden iyiye artarken, kamuoyu araştırma şirketleri de çalışmalarına hız vermiş durumda.
Son olarak Optimar Araştırma Danışmanlık tarafından 22-30 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen anket sonuçları yayınlandı.
Telefon anketi (CATI) yöntemiyle yapılan araştırmaya göre, "Bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz" sorusunun yöneltildiği çalışmada, AK Parti %35,2 ile ilk sırada yer alıyor. Onu %27,3 ile CHP takip ederken, DEM Parti %12,8 ile üçüncü sıradaki yerini koruyor.
***
Anket sonuçlarına göre kararsızların ve cevap vermeyenlerin oyları dağıtıldıktan sonra partilerin aldığı oy oranları şu şekilde:
- AK Parti: %35,2
- CHP: %27,3
- DEM Parti: %12,8
- MHP: %9,6
- İYİ Parti: %7,6
- Yeniden Refah Partisi: %3,0
- Zafer Partisi: %2,6
- Büyük Birlik Partisi (BBP): %0,8
- Diğer: %1,2
***
Evet efendim…
2024 yılı başlarında gerçekleştirilen kamuoyu araştırmalarında, genel olarak CHP önde gözüküyordu. Hem de kayda değer bir farkla. Sonraları bu farkın yavaş yavaş kapanmaya başladığına tanık olduk.
2025 yılının ikinci yarısından itibaren AK Parti, CHP’yi yeniden geçmeye başladı.
Şimdilerde ise Optimar’ın açıkladığı sonuçlardan da görüldüğü üzere AK Parti’nin farkı giderek açtığı anlaşılıyor.
***
Tamam; hakkını teslim edelim. AK Parti geride kalan 23 yıl boyunca her alanda ülke tarihinde eşine rastlanmayacak hizmetlerde bulundu.
Ama biliyoruz ki zirve soğuktur. Üşütür, yıpratır, zayıflatır.
Ki özellikle son yıllarda vatandaşların dert yandığı önemli konu başlıkları var.
Hayat pahalılığı, çalışanların ve emeklilerin maaşlarının yetersizliği, sığınmacı sorunu, eğitim ve sağlık sistemiyle ilgili sıkıntılar…
Yani ortalık hiç de güllük gülistanlık değil.
***
Buna rağmen AK Parti’nin her geçen gün oyunu artırarak zirvede yerini sağlamlaştırması sizce de enteresan değil mi?
Bendenize sorarsanız; bu tablo, AK Parti’nin becerisi kadar ana muhalefet partisi CHP’nin beceriksizliğini ortaya koyuyor.
CHP yerel seçimlerde gösterdiği enerjiyi, her nedense genel seçimlere taşıyamıyor. Genel siyasette zemin son derece elverişli olsa da etkili muhalefet yapmayı bir türlü başaramadı, başaramıyor. Halkın kendisine güvenmesini sağlayacak bir sosyoloji oluşturamadığı gibi toplumla doğru iletişim kurabilmek konusunda da oldukça başarısız.
İktidarı denetleme, eleştirme ve alternatif politikalar üretme sorumluluğunu üstlenen ve hem Meclis çalışmalarında hem de kamuoyunda güçlü bir figür olabilecek bir muhalefet görüntüsünden çok uzakta.
Hal böyle olunca da muhalefetin, gün aşırı erken seçim çağrısı yapması da aslında hiçbir anlam ifade etmiyor.
Ama temel gayesi iktidar olmak değil de mevcut konumunu korumaksa, işte o zaman diyebileceğimiz bir şey yok.
Yorum sizlerin.
Bendeniz yarın yine buradayım.
Beklerim efendim…

GÜNÜN SÖZÜ:
Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur.
- Peter F. Drucker