Geçtiğimiz hafta Zeynep Güneş Akgün üzerinden koparılan tartışma, yerel siyasetin hangi zeminde yürüdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Bir belediye başkanının icraatları, projeleri ya da ilçesine kazandırdıkları yerine kıyafeti üzerinden hedef alınması, siyasal eleştiri sınırlarını aşan bir üslubun belirtisiydi. Bu çirkin saldırının ardından Abdülkadir Uraloğlu’nun Mihalgazi’ye gelmesi ise Ankara’nın meseleye kayıtsız kalmadığını gösteren sembolik bir adım olarak kayda geçti.
Ancak bu ziyaretin başka bir yönü daha vardı: Eskişehir milletvekillerinin tablo içindeki konumu.
Ziyarette hiçbir milletvekilinin yer almaması dikkat çekti. Nebi Hatipoğlu’nun yurt dışında olduğu ve bu nedenle programa katılamadığı ifade edildi. Bu, takdir edersiniz ki makul bir gerekçe. Fakat diğer iki milletvekilinin – Ayşen Gürcan ve Fatih Dönmez – Eskişehir’de gerçekleşen ve doğrudan kendi sorumluluk alanlarını ilgilendiren bir ziyarette bulunmaması kamuoyunda soru işaretlerine neden oldu.
Burada mesele kişisel değil, temsil meselesidir.
Eskişehir’in ulaştırma başlığı altında çözüm bekleyen çok sayıda dosyası bulunuyor. Karayolu bağlantıları, çevre yolu düzenlemesi, kırsal ilçelerin ulaşım altyapısı, adı ölüm yolu olarak bilinen Seyitgazi-Kırka-Afyon karayolu, hatta şehir içi ulaşımı ilgilendiren yatırım planlamaları… Bunların tamamı doğrudan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın uhdesinde. Böyle bir tabloda, bakanın kente gelmiş olması yalnızca bir nezaket ziyareti değil; doğru yönetildiğinde stratejik bir fırsattır.
Siyasette zamanlama ve temas çok önemlidir. Ankara’daki bir randevunun haftalarca beklendiği bir düzende, ilgili bakanın şehre gelmesi; dosyaların yüz yüze aktarılması yatırım takvimlerinin netleştirilmesi açısından kıymetlidir. Bu noktada milletvekillerinin rolü, yalnızca protokolde yer almak değil; kentin taleplerini güçlü bir koordinasyonla masaya taşımaktır.
Kamuoyu şu soruyu soruyor: Eskişehir’in ulaştırma sorunları, bu ziyaret sırasında doğrudan ve kolektif bir iradeyle gündeme getirilebildi mi?
Şehir siyasetinde zaman zaman parti içi dengeler, kişisel ajandalar ya da takvim yoğunlukları ön plana çıkabilir. Ancak söz konusu olan kentin altyapı yatırımlarıysa, parti üstü bir refleks beklenir. Çünkü ulaştırma projeleri yalnızca bugünü değil, Eskişehir’in önümüzdeki 20-30 yılını şekillendirir. Sanayi yatırımları, turizm hareketliliği, lojistik avantajlar ve hatta konut piyasası bile bu yatırımlardan doğrudan etkilenir.
Eskişehir, potansiyeli yüksek bir şehir. Üniversite kenti kimliği, gelişen sanayisi, turizm değerleri ve stratejik konumuyla ulaştırma yatırımlarını hak eden bir merkez. Bu nedenle Ankara ile kurulacak her temas, maksimum verimle değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak mesele bir ziyarete katılınıp katılınmaması değil; Eskişehir’in meselelerinin hangi düzeyde ve ne kadar güçlü temsil edildiğidir. Kentin çıkarı söz konusu olduğunda, siyasal farklılıkların geri planda kalması ve ortak bir lobi gücünün oluşturulması gerekir.
Çünkü şehirler polemiklerle değil, projelerle büyür.
Esen kalın.