Kamu yönetiminde bazı anlar vardır; sadece bir iddianın ya da bir görevlendirmenin ötesine geçer, bir anlayışın değiştiğini hissettirir. Eskişehir’de son günlerde yaşanan gelişmeler de tam olarak böyle bir eşik noktası niteliği taşıyor.
Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) üzerinden gündeme gelen “tarife usulsüzlüğü” iddiaları, uzun süredir biriken eleştirilerin üzerine eklenen son halka oldu. Ancak asıl dikkat çeken, iddiaların kendisinden ziyade, bu iddialara verilen hızlı ve net refleks oldu.
“Buraya Kadar” Dedirten Süreç
Kamuoyunun yakından takip ettiği bu süreçte, Ayşe Ünlüce’nin tavrı belirleyici oldu. Daha önce eleştirilere rağmen arkasında durduğu Oğuzhan Özen için bu kez farklı bir yol tercih edildi ve emeklilik süreci işletildi.
Bu karar, klasik bürokratik reflekslerin ötesinde bir duruşu işaret ediyor. Çünkü burada mesele yalnızca bir iddianın araştırılması değil; aynı zamanda kamu yönetiminde “sorumluluk alma” eşiğinin nerede çizildiğinin de yeniden tanımlanması.
Sürecin en kritik başlığı ise şüphesiz “hukuk” oldu. Ünlüce’nin özellikle altını çizdiği bu kavram, sadece bir söylem olarak değil, atılan adımlarda da somut karşılık buldu.
5 kişilik inceleme heyetinde 3 hukukçunun yer alması, meselenin teknik boyutundan çok hukuki boyutuna ağırlık verildiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu tercih, “önce tespit, sonra yorum” anlayışının bir yansıması.
Daha da önemlisi, inceleme tamamlandığında sonuçların şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılacağının ifade edilmesi. Türkiye’de kamu kurumlarına yönelik en büyük eleştirilerden biri olan “kapalı kapılar ardında yürütülen süreçler” algısının kırılması adına bu yaklaşım kayda değer.
Ünlüce’nin açıklamalarında öne çıkan bir diğer önemli başlık ise kamu görevinde risk kavramı oldu. “Sorumluluk alanların bu riskleri bilerek görev yaptıkları” vurgusu, aslında kamu yönetiminin doğasına dair net bir hatırlatma.
Kamu hizmeti, yalnızca hizmet üretmekten ibaret değil; aynı zamanda o hizmetin hukuka uygunluğunu, kamu yararını ve vatandaş hakkını aynı anda gözetebilme becerisini gerektiriyor.
Bu noktada verilen mesaj açık:
Bir iddia ortaya çıktığında refleks göstermek, süreci geciktirmemek ve gerektiğinde radikal kararlar alabilmek… İşte yönetsel olgunluk tam da burada başlıyor.
Yaşanan gelişmelerin ardından gözler doğal olarak ESKİ’nin yeni yönetim yapısına çevrildi. Bu noktada öne çıkan isim ise Niyazi Solak.
Yaklaşık 21 yıllık belediye deneyimine sahip olan, geçmişte genel sekreter yardımcılığı görevini de üstlenen Solak’ın, halihazırda vekâleten yürüttüğü göreve önümüzdeki aylarda asaleten atanması bekleniyor.
Burada dikkat çeken bir başka başlık ise “mesleki formasyon” tartışması. Uzun süredir dile getirilen “ESKİ’nin başında bir mühendis olmalı” yaklaşımı, Solak’ın profiliyle birlikte somut bir karşılık bulmuş görünüyor.
Bu durum, teknik kurumların yönetiminde uzmanlık bilgisinin daha fazla ön plana çıkacağı bir dönemin işareti olabilir.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin son yıllarda hayata geçirdiği pek çok proje kamuoyunda olumlu karşılık bulmuştu. Ancak ESKİ üzerinden ortaya atılan iddialar, bu tablo üzerinde bir gölge oluşturma riski taşıyordu.
Atılan adımlar ise tam olarak bu gölgeyi ortadan kaldırmaya yönelik.
Hızlı müdahale, şeffaflık vurgusu ve yönetimsel değişim…
Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan tablo bir kriz yönetiminden ziyade, “itibar koruma refleksi” olarak okunabilir.
ESKİ’de yaşananlar, tek başına bir kurumun iç meselesi değil. Bu süreç, yerel yönetimlerde hesap verebilirlik, şeffaflık ve liyakat gibi kavramların nasıl hayata geçirildiğine dair önemli bir örnek oluşturuyor.
Önümüzdeki günlerde açıklanacak inceleme sonuçları, bu sürecin en kritik aşaması olacak. Ancak şimdiden söylenebilir ki; verilen mesaj net:
Kamu yönetiminde hiçbir konu “görmezden gelinecek kadar küçük” değildir.
Ve gerektiğinde, “buraya kadar” diyebilmek de yönetmenin bir parçasıdır.
Esen kalın.