Geçtiğimiz hafta Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyon, Eskişehir gündeminin merkezine oturdu. Kaçakçılık ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 25 kişi gözaltına alındı, bunlardan 15’i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Suçlamalar ise oldukça ağırdı: zincirleme suretiyle nitelikli zimmet, evrakta sahtecilik, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve görevi kötüye kullanma…
Dosyada belediye yöneticilerinin de yer alması doğal olarak kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ayrım var: Hukuki süreç ile siyasi algı süreci aynı şey değildir.
Ahmet Ataç’ın yaptığı “mesele siyasallaştırılmamalı” açıklamasını bu nedenle önemli buluyorum. Çünkü bir belediyede, bir kurumda ya da herhangi bir siyasi yapı içerisinde suça karışmış kişiler çıkabilir. Bunun partiler üstü bir mesele olduğunu kabul etmek gerekiyor. Yolsuzluk iddiası varsa araştırılır, deliller incelenir, suç sabit görülürse ceza verilir. Bunun adı hukuk devletidir.
Ancak yaşanan her olayı doğrudan bir partinin tamamına mal etmeye çalışmak, meseleyi adalet çizgisinden çıkarıp propaganda alanına sürüklüyor. Özellikle bazı medya organlarının dosyadaki hukuki detaylardan çok, suç unsuru oluşturmayan özel hayat başlıklarını öne taşıması da bu tartışmayı daha görünür hale getiriyor. Kamuoyu doğal olarak şu soruyu soruyor: “Amaç gerçekten hukuki bir süreç mi, yoksa siyasi bir algı üretmek mi?”
Bugün aynı olay başka bir partinin belediyesinde yaşansa yine aynı noktada durmak gerekir. Çünkü mesele parti değil, iddiaların gerçek olup olmadığıdır. Suç bireyseldir; kurumsal kimlikler üzerinden toplumsal kutuplaşma üretmek ise siyasetin en yorucu ve en tehlikeli yöntemlerinden biridir.
Eskişehir uzun yıllardır daha sakin, daha aklıselim bir siyasi kültürün şehri olarak görülüyor. Bu nedenle insanların sosyal medya sloganlarıyla değil, yargı sürecinin sonucuyla hareket etmesi gerekiyor. Henüz mahkeme süreci devam ederken kesin hükümler kurmak da, olayı tamamen siyasi komplo diye reddetmek de aynı ölçüde yanlış olur.
Unutulmamalıdır ki seçmen davranışını etkileyen şey yalnızca operasyonlar değil, o operasyonlara verilen tepkilerdir. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuka güven toplumun en çok görmek istediği şeydir.
Çünkü adalet, bir partiyi değil; toplumun vicdanını korumak için vardır.
Esen kalın.