‘Şefkat tokadı’ diye bir mefhum vardır bilir misiniz?
Öfkeden uzak, zarar vermekten ziyade tamamen bayılan insanı ayıltmak için. Eskişehir teşkilatına adeta bir şefkat tokadı atmak gerekiyor bazen.
Tepebaşı Belediyesi meclis toplantısında AK Parti Meclis Üyeleri boş bir çorba kasesini
işaret ederek “Aşevi yemeklerini nasıl satarsınız?“ dediler.
Ama o, bu sesi adeta suçluluk psikolojisi ile bastırmak için “İstersem sizin sesinizi kestiririm, konuşturmam.” gibi üst perdeden cevaplar verdi.
Dahası var, yetmedi “Toplanın, bizi taşlayacaklar.” tavrı ile özellikle getirtilmiş bir kalabalığa da AK Parti Meclis Üyelerini yuhalattı.
Şimdi öyle bir hal aldı ki belediye özelinde olarak başlayan soruşturma dosyasında siyasi etiketi olmayan da var, siyasi etiketi Cumhuriyet Halk Partisi olmayan da var. Belediyeden olmayan da var…
Tabii bunlar kulaktan kulağa konuşulanlar.
Her gün yenisi eklenen iddialar…
Mevzu aşevine indirgense de aslında kapsamlı ve biraz keskin ve tedirgin edici bir çizgide…
Aslında Sayın Ataç’ın gerginliği tamamen bundan diye düşünüyorum.
Şimdi benim AK Parti teşkilatında her zaman eleştirdiğim bir konu var.
Bu tür hadiselerde adeta herkes birbirine bakarak “eeee ne yapacağız şimdi?” diyor.
Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e hakaret edildiğinde de böyle olmuştu.
Birkaç sosyal medya paylaşımı ile birkaç gün geçiren AK Parti teşkilatını af buyurun dürtmek gerekiyor.
O zaman bir paylaşım yapmıştım:
“Kadın kolları şalvarları giyip beyaz örtmeleri örtüp destek olamaz mıydı? Oraya ilk giden onlar olmalıydı.” ifadesi ile…
İşareti almışçasına hemen ertesi gün tamamen böyle yaptılar.
Zeynep Başkan hala makamında, sorabilirsiniz süreci çok net hatırlayacaktır.
Bu meclis toplantısı meselesinde de benzer bir tablo oluştu.
Soruşturma sonuçlandı bir sakinlik…
Aşevi meselesi ortaya çıktı bir sakinlik…
Basın yazsın, basın söylesin…
Sosyal medyada “deli” diyerek addeddikleri yürek yemişler de yazsın.
Ve maalesef aktif siyaset yapanlar sadece tweet atsınlar ya da atılmış bir tweet’i yeniden paylaşsınlar.
“Ses yükseltin!” dedim.
“Siyasetçi olan sizlersiniz fotoğraf vermekten öteye gidin.”
Tamam, meclis üyeleri sabote edilmelerine rağmen kendi üzerlerine düşeni yaptı.
Ama kanunen ya da sosyolojik açıdan suçlunun sesi suçsuzlardan daha çok çıkarsa sizin varlığınızın sorgulanması kaçınılmazdır.
Yine işareti aldı AK Parti teşkilatı.
Tüm birimleri ile basın açıklaması yapacaklarını duyurdu.
Garip olan ne biliyor musunuz?
Mevzu soruşturma olmasa bile bu rehavet niye?
Siyaset her programda rengarenk neon ceketler giyip en önde poz vermekten ibaret midir?
“Kolay gelsin Cumhurbaşkanımızın selamını getirdik.” cümlesinin yanına siyasete dair memlekete dair tek cümle etmeden arkanı dönüp gitmek midir?
Neden o işaret tenkit edilerek, eleştirerek yapıldıktan sonra alınır?
Bakın Tepebaşı Belediyesi tepkiyi öngörüyor,
yuhalatma ekibini meclis toplantısında hazır tutuyor.
Neden bunları sizden önce veya sizden çok başka biri söylesin ki?
Siyasetçi rehavete kapılamaz, kayıtsız kalamaz, en önemlisi vakit kaybedemez.
Aşk ile koşan yorulmaz dense de “koşmak” deyince oralar pek kalabalık değil.
Oysa aşkın çaresi ya tahammül ya sefer…
Yoksa inanın hayal, o dilinizden düşmeyen zafer..
Efendim bazen böyle, yapıcı ama sert cümleler kurmak kaçınılmaz oluyor.
Unutmayın demir, harda döve döve muazzam bir şekil alır.
Niyetimiz kimseyi dövmek de değil, zira haddimiz de değil.
Arkanıza baktığınızda birilerini görmek, birileri arkasına baktığında görünen olmak siyasetin asıl meselesi ise biz de bunu hatırlatıyoruz.
Kalın sağlıcakla…