CHP kritik bir süreçten geçmeye devam ediyor.

Konu CHP olunca ister istemez daha fazla geriliyorum.

Özellikle atamalar, kongreler ve parti içi dengelerin konuşulduğu dönemlerde bu gerginlik daha da artıyor.

Sürece nasıl bu kadar dahil olduğumu ben de bilmiyorum.

Belki de bunun sebebi süreçle ilgili yaptığım bir tahminin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini merak etmem.

Bir anlamda kendi öngörümün peşine düşüyorum.

Hırs yapıyorum desem abartmam.

Geçtiğimiz günlerde Volkan Enver Kılıç hakkında bir yazı kaleme almıştım.

Zaman zaman sert eleştiriler yaptığım da olur ancak şunu özellikle belirtmek isterim ki Volkan Enver Kılıç'ı yakından tanımıyorum.

Aramızda geçmişten gelen bir tanışıklık yok.

Hatta tanımam desem yeridir.

Sadece mutlak butlan sürecinin başlarında kendisiyle birkaç dakikalık bir telefon görüşmemiz olmuştu.

Yazılarımı “kişisel” algılayanlar için açıklama yapma gereği hissettim.

Gelelim asıl konuya...

Cuma günü MYK toplantısının ardından bazı illere il başkanı atamaları yapıldı.

Bu illerden biri de Eskişehir olacaktı.

Ancak Eskişehir'deki atama son anda askıya alındı.

Daha önce de yazdığım gibi Volkan Enver Kılıç il başkanı olarak atanmıştı.

Ancak son aşamada bu atamanın durdurulduğu bilgisi paylaşıldı.

Peki neden?

Öğrendim.

Volkan Enver Kılıç'la ilgili bazı görüntülerin Kemal Kılıçdaroğlu'na ulaştırıldığı ve mutlak butlan sürecini destekleyen isimlerin bu atamaya ciddi şekilde itiraz ettiği öne sürülüyor.

İtirazın temelinde ise şu düşüncenin olduğu ifade ediliyor:

"Partiyi yeniden yapılandırmaktan söz edilirken, arınmadan bahsedilirken ileride tartışma yaratabilecek bir isim üzerinden hareket edilmesi doğru mu? Ya bu görüntüler Talat Yalaz’ın elindeyse, Özgür Özel’e verirse… Özgür Özel de seçilmiş il başkanımızı görevden aldınız? Atadığınız isimle mi arınacaksınız diyerek görüntüleri kamuoyu ile paylaşsa ne yapacaksınız? Böyle bir durumda bu görüntüler kamuoyuna yansırsa bunun siyasi maliyeti nasıl açıklanacak?"

Bu değerlendirmeyi siyasi risk açısından haklı buluyorum.

Çünkü Eskişehir zaten kolay bir süreç yaşamıyor.

İl başkanlığı konusunda uzlaşma sağlanamıyor, aday sayısı oldukça sınırlı.

Böyle bir ortamda en çok tartışılabilecek isimlerden birinin tercih edilmesi bana göre yeni sorunları beraberinde getirebilir.

Üstelik mesele yalnızca konuşulan görüntüler de değil.

Benim gözlemim, Volkan Enver Kılıç'ın eleştirilere karşı soğukkanlı kalabilen bir profil çizmediği yönünde.

İl başkanı olması halinde yoğun eleştirilerle karşılaşacağı açık.

Böyle bir tabloda tartışmaların yalnızca siyasi zeminde kalmayıp hukuki boyuta taşınma ihtimalini de yabana atmıyorum.

Ben bile bu eleştirileri yaparken “risk” altındayım.

O kadar diyorum.

Bu nedenle mevcut şartlarda daha düşük riskli bir tercihin CHP açısından daha doğru olacağını düşünüyorum.

Bir başka tartışma da Egemen Yağcıoğlu üzerinden yürütülüyor.

Kendisi hakkında "temsil yeteneği zayıf" eleştirileri yapılıyor.

Bu görüşe katılanlar olabilir.

Ancak bana göre bugün CHP'nin önceliği temsil tartışmasından önce yeni krizler üretmeyecek bir yönetim modeli oluşturabilmek olmalı.

Egemen Yağcıoğlu'nun temsil kabiliyeti elbette tartışılabilir.

Fakat hakkında kamuoyuna yansımış, partiye zarar verecek nitelikte bir dosya ya da tartışma var mı? Önce buna bakmak gerekir.

Varsa konuşuruz.

Yoksa sadece algılar üzerinden değerlendirme yapmak doğru olmaz.

Yazıyı yine biraz farklı bir yerden bitireceğim.

Ben hayatın ilginç bir dengesi olduğuna inanırım.

Evrene olan inancımı herkes bilir.

Sürekli küçümsenen, şansı olmadığı söylenen insanların beklenmedik anlarda öne çıktığını çok gördük.

Egemen Yağcıoğlu'nun adaylığıyla dalga geçen çok kişi oldu.

Ancak bazen siyasette de son sözü süreç söyler.

Evrene görene…

Bir bakmışsınız…

Son gülen iyi gülmüş.